Uzmanlara göre yaşa bağlı vücut kokusu herkeste aynı yaşta veya aynı yoğunlukta ortaya çıkmıyor. Genetik özellikler, beslenme düzeni, kullanılan ilaçlar, sağlık durumu, çevre, kişisel bakım alışkanlıkları ve ciltte yaşayan mikroorganizmalar kokunun belirginliğini etkileyebiliyor. Dolayısıyla bu değişim tek başına kötü hijyenin ya da bir hastalığın göstergesi sayılmıyor.
YAŞLILIK KOKUSUNUN ARKASINDA 2-NONENAL VAR
Bilim dünyasında yaşla birlikte değişen vücut kokusuyla ilişkilendirilen başlıca bileşiklerden biri "2-nonenal" olarak biliniyor. Yağlı ve çimenimsi bir kokuya sahip olduğu belirtilen bu uçucu molekül, cilt yüzeyindeki yağların oksitlenmesi sonucunda oluşuyor.
Journal of Investigative Dermatology'de yayımlanan araştırmada, 26 ile 75 yaş arasındaki katılımcıların vücut kokuları analiz edildi. Çalışmada 2-nonenal yalnızca 40 yaş ve üzerindeki katılımcıların örneklerinde tespit edildi.
Araştırmacılar ayrıca yaşla beraber cilt yüzeyindeki omega-7 doymamış yağ asitleri ile lipid peroksitlerin arttığını belirledi.
VÜCUT KOKUSU NEDEN 40 YAŞINDAN SONRA DEĞİŞİYOR?
İnsan vücudu yaşlandıkça cildin yapısı, yağ üretimi ve hücrelerin yenilenme hızı değişiyor. Ciltteki bazı yağlar oksijenle tepkimeye girdiğinde 2-nonenal gibi kokulu bileşikler meydana gelebiliyor. Ancak bu biyolojik süreç herkeste aynı şekilde ilerlemiyor.
Beslenme, sigara ve alkol kullanımı, stres, hormonal değişimler, bazı hastalıklar ve ilaçlar da genel vücut kokusunu etkileyebiliyor. Koku ayrıca giysilerde, yatak takımlarında ve yeterince havalandırılmayan yaşam alanlarında birikerek daha fazla hissedilebiliyor.
SANILDIĞI KADAR KÖTÜ KOKMUYOR
Yaşa bağlı kokunun mutlaka rahatsız edici olduğu düşüncesi bilimsel bulgularla örtüşmüyor. PLOS ONE'da yayımlanan bir çalışmada, genç yetişkinlerin farklı yaş gruplarına ait vücut kokularını ayırt edebildiği görüldü.
Katılımcılar ileri yaştaki kişilerin kokusunu daha kolay tanıdı. Buna karşılık bu örnekler, genç ve orta yaş grubuna ait kokulardan daha yoğun veya daha kötü bulunmadı. Sonuçlar, "yaşlılık kokusu" hakkındaki olumsuz algının önemli ölçüde toplumsal önyargılardan kaynaklanabileceğini gösterdi.