Gaziantep'te yaşayan 84 yaşındaki Bekir İslamcan, fabrikasyon üretime direnerek tam 70 yıldır değirmende geleneksel yöntemlerle tuz öğütüyor. Tüm rakiplerinin pes edip bıraktığı bu zorlu mesleğin ilçedeki son temsilcisi olan usta, "Benim yemeğime katmayacağım tuzu başkasına yedirmem" diyerek adeta fabrikalara meydan okuyor.
Günümüzde sofralarımıza gelen gıdaların neredeyse tamamı fabrikasyon işlemlerden geçip doğallığını yitirirken Gaziantep'in Oğuzeli ilçesinde zamana meydan okuyan bir lezzet ve emek mücadelesi yaşanıyor. 84 yaşındaki Bekir İslamcan, yarım asrı çoktan devirdiği geleneksel tuzculuk mesleğini ilerleyen yaşına rağmen ilk günkü titizliğiyle sürdürüyor.
Her sabah evinin altındaki dükkanının kepengini açarak değirmeninin başına geçen Bekir Usta, bölge halkı için sadece bir esnaf değil, aynı zamanda sağlıklı yaşamın da güvenilir bir kapısı konumunda.
Çevresindeki herkesin market raflarını es geçip doğrudan ona koşmasının arkasında ise 70 yıllık değişmeyen bir kalite standartı ve derin bir ahlaki prensip yatıyor.
İslamcan'ın ürettiği tuzun en büyük özelliği işlem basamaklarındaki titizlik. Türkiye'nin Çankırı ve Konya gibi en kaliteli tuz yataklarından özel olarak getirtilen kaya tuzları, doğrudan değirmene atılmıyor. Usta, tuzu önce birinci, ikinci ve duruma göre üçüncü kez yıkama işleminden geçiriyor.
Yıkandıkça zayiat (fire) artsa da tuzun çok daha temiz ve saf bir hale geldiğini belirten usta, yıkanan tuzu bir süre dinlendirdikten sonra taş değirmende öğüterek 20-30 kilogramlık çuvallarla satışa hazır hale getiriyor.
Müşterilerinin yıllardır ondan vazgeçmemesinin temel sebebi, ustanın iş ahlakı. Mesleğini icra ederken inancından ve prensiplerinden asla taviz vermeyen Bekir Usta, bu güveni şu sözlerle özetliyor: "Hadis-i Şerif'te 'Nefsinize layık gördüğünüzü herkese layık görün' deniliyor. Ben kendi yemeğime atmayacağım, kendi aileme yedirmeyeceğim bir tuzu asla vatandaşa satmam."
Yüzlerce kiloluk tuz çuvallarını taşımanın ve değirmende işlemenin bedensel olarak son derece ağır bir iş olması, mesleğin geleceğini tehdit ediyor. Yeni neslin bu zahmetli işten kaçtığını ve çırak yetişmediğini belirten 84'lük çınar, unutulmaya yüz tutan bu geleneksel mesleği ileride oğlunun devralarak yaşatmasını umut ediyor.