Hayatın en kafa karıştırıcı anlarından biri şu: Ayrıldığınız kişi bir gün kapınızı çalar veya mesaj atar. "Çok değiştim. Eskisi gibi değilim. Seni özledim. Bir şans daha ver" der. Kalbiniz bir yandan umutla dolar, bir yandan da "Ya yine aynı şeyler olursa?" diye korkar. Önce şunu netleştirelim: Eski sevgilinizin geri gelmesi, sizi hâlâ sevdiği anlamına gelmeyebilir. Bazen sevdiği için gelir. Bazen yalnız kaldığı için.
Bazen yeni ilişkisi yürümediği için. Bazen sizin daha iyi biri olduğunuzu gördüğü için. Bazen de sadece alışkanlık yüzünden. İnsan beyni tanıdık olana tutunmayı sever. Ayrılık acısı geçince eski düzenin "güvenli" yanları tekrar hatırlanır. "Belki bu sefer farklı olur" umudu doğar. Psikolojide buna "yeniden bağlanma umudu" diyoruz. Özellikle ilişki stili kaygılı olan insanlar yani "sevilmezsem mahvolurum" korkusu taşıyanlar daha kolay "değiştim" diyerek geri dönebilir. Kaçıngan stildeki insanlar ise bazen mesafe koyup sonra "özledim" diyerek yaklaşır. Ama bunların hiçbiri otomatik olarak "gerçek değişim" demek değildir.
DEĞİŞTİM DEMEK KOLAY
Değişim kelimesi günlük hayatta çok kolay kullanılır. Ama değişim, ağızdan çıkan bir cümle değildir. Değişim, bir insanın içinde ve dışında uzun süre devam eden, ölçülebilir, tekrar eden yeni davranışlar demektir. Düşünün ki bir insan yıllarca her tartışmada sesini yükseltmiş.
Kapıları çarpmış, söz kesmiş, "Sen hep böyle yapıyorsun" diye suçlamış. Sonra bir gün size gelip "Artık değiştim, bağırmayacağım" diyor. Bu cümle değişim midir? Hayır. Bu cümle sadece bir niyet beyanıdır. Niyet ile değişim arasında dağlar kadar fark vardır. Niyet, arabanın anahtarını elinize almaktır. Değişim ise arabayı gerçekten çalıştırıp yeni yola girmek, o yolda kilometrelerce gitmek ve eski yola geri dönmemektir.
Gerçek değişim üç temel ayak üstünde durur: Birincisi farkındalık. İkincisi sorumluluk. Üçüncüsü ise davranışın sürekliliği. Bir hafta, bir ay değil, en az altı ay, tercihen bir yıl boyunca aynı yeni davranışı tekrar eder. Stresliyken, yorgunken, kızgınken, hastayken bile eski kalıba dönmez. Eskiden her tartışmada sesini yükselten biri. Artık öfkelendiğini fark ettiği anda "Şu an konuşamayacak kadar öfkeliyim, yarım saat sonra konuşalım" diyor.
Ve gerçekten yarım saat sonra sakin şekilde geri dönüyor. Bu davranışı defalarca tekrar ediyor. Siz test etseniz bile aynı şekilde davranıyor. Eskiden yalan söyleyen biri. Artık zor da olsa gerçeği söylüyor. "Dün gece arkadaşlarımla dışarıdaydım, sana söylemedim çünkü korktum" diyor. Sonra da "Bundan sonra böyle yapmayacağım" deyip gerçekten yapmıyor. Ve bu süreçte sizin "destekçi" olmanız gerekmez. Siz kendi hayatınızı yaşarken o kendi değişimini yapar.
5 ADIMDA YAPMANIZ GEREKENLER
1- Acele etmeyin: "Birkaç ay görüşelim, sonra karar verelim" demek en sağlıklısıdır. Bu süre içinde onun davranışlarını izleyin. Sadece tatlı anlara değil, zor anlara bakın.
2- Net sınır koyun: "Şu an bir ilişkiye hazır değilim. Önce kendi hayatımı düzene koyayım. Sen de kendi değişimini kanıtla" diyebilirsiniz. Bu cümle hem sizi korur hem de onun gerçekten değişip değişmediğini gösterir. Gerçekten değişmişse sınırınıza saygı duyar. Değişmemişse ısrar eder, kızar veya sizi suçlar.
3- Kendi sorularınızı sorun: Bu kişiyle birlikteyken en çok neyin canımı yaktığını hatırlıyor muyum, o davranışlar hala devam ediyor mu, ben onun değişmesine mi ihtiyaç duyuyorum, yoksa kendi yalnızlığıma mı, onu geri alırsam, eski acılarımı yeniden yaşamaya hazır mıyım, ben kendi hayatımda neyi değiştirdim, ben de büyüdüm mü?
5- Destek alın: Güvendiğiniz bir arkadaşa, aile üyesine veya bir uzmana anlatın. Dışarıdan bakan biri sizin göremediğiniz şeyleri görebilir. Bazen aşırı umutlu, bazen aşırı korkulu oluruz. Dış göz dengeyi sağlar.
BİR DEFTERE NOT ALIN
Birçok insan "değiştim" der ama aslında şu durumlardadır. İlk olarak sadece size karşı değişmiş gibi davranır. Sizinle konuşurken sakin, anlayışlıdır. Ama iş yerinde, ailesinde, arkadaşlarıyla hâlâ aynı eski kalıpları yaşar. Bir diğeri değişimi sadece sözle anlatır. "Artık bağırma yapmıyorum" der ama siz yanındayken hala ses tonu yükselir, yüz ifadesi sertleşir, beden dili tehditkar olur. Sonraki ise değişimi sizin varlığınıza bağlar. "Sen olursan değişirim, sen yokken yine bozulurum" der. Bu, sizi sorumlu hissettirir ve sağlıksız bir bağ kurar. Dördüncüsü, acele eder. "Hemen barışalım, hemen eski günlere dönelim" baskısı yapar. Gerçekten değişmiş biri acele etmez.
Ayrıca toplum olarak "insanlar değişir" diye güzel bir inancımız vardır. Bu inanç umut verir. Ama umut ile gerçeklik bazen çakışmaz. Gerçeklik değişimin zor, yavaş ve nadir olduğunu gösterir. İnsan niyet eder. Niyet ederken samimidir. O anda gerçekten değişmek ister. Ama niyet, alışkanlığın gücünü yenmek için yeterli değildir.
Alışkanlık, beynin yıllarca kullandığı yol gibidir. Yeni yol açmak için defalarca yürümek, defalarca düşmek gerekir. Bu süreçte çoğu insan yarı yolda vazgeçer. Sizin için en önemli soru: Bu kişi gerçekten değişmiş mi, yoksa sadece geri dönmek mi istiyor? Bu soruyu cevaplamak için acele etmeyin. Özlem duygusu çok güçlüdür. Özellikle ortak anılar, kokular, şarkılar, mekanlar devreye girince mantık devreden çıkar.
Bu kişi stresliyken nasıl davranıyor?
Yorgunken nasıl konuşuyor?
Siz "hayır" dediğinizde ne yapıyor?
Eski hatalarını anlatırken suçu size atıyor mu?
Sizin sınırlarınıza saygı duyuyor mu?
Değişimini sadece size mi anlatıyor, yoksa hayatının diğer alanlarında da gösteriyor mu?
Sizi acele ettiriyor mu, yoksa size zaman tanıyor mu?
UNUTMAYIN
Sevgi tek başına yetmez. Sevgi, güven, saygı ve tutarlılıkla birleşince ilişki olur. Sadece sevgi varsa, acı da olur. Birçok insan "seviyorum" diye aynı döngüye defalarca girer. Sonra yıllar geçer "Keşke o zaman kendime daha çok güvensem" der. Sizi seven biri, sizin acı çekmenizi istemez. Gerçekten değişmiş biri, sizi acele ettirmez.
Size zaman tanır. Kendi değişimini ispatlamak için sabreder. Sizi "kurtarıcı" gibi görmez. "Sen olmazsan ben düzelemem" demez. Kendi ayakları üzerinde durur. İnsanlar değişebilir. Beyin esnektir. Yeni alışkanlıklar öğrenilebilir. Ama değişim, sözle değil, zamanla ve tutarlı davranışla kanıtlanır. O zamana kadar en önemli kişi sizsiniz. Siz kendi sınırlarınızı, kendi huzurunuzu, kendi mutluluğunuzu öncelik yapabilirsiniz.
Başkasının "değiştim" demesine bağlı kalmak zorunda değilsiniz. Bu süreçte kendinize şunları sorun. Ben bu ilişkide ne öğrendim, ben kendi hangi yanlarımı geliştirdim, ben artık neyi kabul etmiyorum, ben kendi değerimi biliyor muyum? Bu sorular sizi güçlendirir. Çünkü asıl değişim bazen karşı tarafta değil, sizde olur.