Basit bir kömür parçası gibi görünen bu örnek, içinde geçmişe açılan bir zaman kapsülü saklıyordu. Araştırmacıların yaptığı incelemeler, milyonlarca yıl öncesine ait beklenmedik bir sırrı ortaya çıkardı.
Daha önce bilinen en eski kehribar örnekleri, yaklaşık 330 milyon yıl öncesine, Geç Karbonifer Dönemi'nde yaşamış bitkilerden kalan kalıntılara dayanıyordu. Ancak yeni keşfedilen mikroskobik kehribar parçaları, bu tarihi en az 65 milyon yıl daha geriye taşıyarak kehribar oluşumunun çok daha eski dönemlere uzandığını gösterdi.
Kehribar, fosilleşmiş bitki reçinesinden oluşur. Bu yapışkan madde, bitkiler için insanların kanındaki trombositlere benzer bir işleve sahiptir; yangınlar, böcek zararları veya çeşitli çevresel etkiler sonucu oluşan yaraların onarılmasına yardımcı olur.
Ancak bir bitkinin reçine üretebilmesi için yalnızca reçine salgılayabilme özelliğine değil, aynı zamanda bu maddeyi oluşturabilecek biyolojik yapılara da sahip olması gerekir.
2022 yılında tohumlu eğrelti otlarına ait eski kehribar kalıntılarının keşfedilmesi, kehribarin kökeni hakkındaki bilimsel görüşleri değiştirmişti. Ancak bu yeni bulgu, tohumlu bitkilerin henüz ortaya çıkmadığı bir döneme ait olduğu için, bu reçinenin hangi canlılar tarafından üretildiği konusunda yeni sorular ortaya çıkardı.
Bu fosilleşmiş materyaller, bilim insanlarının kehribarin oluştuğu dönemdeki antik ekosistemler hakkında daha fazla bilgi edinmesine yardımcı olur.
Bilim insanlarının keşfi, yalnızca reçineye benzeyen küçük parçacıkların bulunmasından ibaret değildi; asıl şaşırtıcı olan, bu parçaların gerçekten kehribar olduğunun kanıtlanmasıydı.
Araştırmacılar, yaklaşık 385 milyon yıl öncesine, Orta Devoniyen Dönemi'ne ait olan ve Çin'in kuzeybatısındaki Hujiersite Formasyonu'ndan çıkarılan kömür örneklerini incelerken bu önemli keşfe ulaştılar.
Bu dönemde omurgalı canlılar henüz karadan yaşama geçmemişti ve karasal alanlara günümüzde gördüğümüz modern bitkiler değil, büyük ölçüde nesli tükenmiş sıra dışı bitki grupları hâkimdi.
Bu eski bitkiler arasında progymnospermler ve cladoxylopsidler gibi günümüzde artık var olmayan karmaşık gruplar bulunuyordu. Kömür, geçmişte yaşamış bitkisel materyallerin dönüşümüyle oluştuğu için, o dönemde hangi bitkilerin yetiştiğini anlamak açısından bilim insanları için önemli bir kaynak niteliğindedir.
Ancak araştırmacıların dikkatini çeken şey kömürün kendisi değil, içinde bulunan olağan dışı küçük parçacıklardı. Bu parçalar ultraviyole ışık altında incelendiğinde kendilerine özgü bir floresans özelliği gösterdi. Daha sonra özel yöntemlerle kömürün içinden dikkatlice çıkarılan bu mikroskobik parçalar üzerinde yapılan analizler, bunların gerçek kehribar olduğunu ortaya koydu.
Bulunan kehribar parçaları oldukça küçüktü. Çoğunun uzunluğu yalnızca 0,1 ile 0,5 milimetre arasında değişirken, en büyük parçalar yaklaşık 1,5 milimetre boyutundaydı. Buna rağmen bu küçük kalıntılar, kehribarin bilinen en eski örnekleri olduklarını kanıtlamaya yetti.
Yapılan kimyasal incelemeler, bu kehribarin büyük olasılıkla kozalaklı ağaçlara benzer özelliklere sahip eski bitkilerden kaynaklandığını gösterdi.
Araştırmacılar, bu eski bitkilerin reçine üretmesinin temel nedeninin böcek saldırılarına karşı korunmak olmadığını düşünüyor. Bunun yerine reçinenin, sık yaşanan orman yangınları veya bitkilere zarar veren mantar enfeksiyonlarına karşı bir savunma mekanizması olarak üretilmiş olabileceği değerlendiriliyor.