"Bizim İsrail'e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok..." Bu sözler Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a ait. 17 Kasım 2023 tarihinde dönemin Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile yaptığı basın toplantısında Batılı basın mensuplarının önünde söylemişti. İşte aslında bu sözler küresel sistemin çarpıklığının özeti gibiydi. Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür" ya da "One Minute" çıkışı da milyonlarca uyanışa vesile olmuştu. Peki nedir bu İsrail'e her alanda kalkan olan küresel düzen, nasıl işliyor mesela? Ya da Batılı ülkelerin büyük bir kısmında İsrail için ne gibi özel yasalar bulunuyor?
DEVLETİN VARLIK SEBEBİ
Yukarıda Almanya dedik, detaylara da onlarla başlayalım. Malum İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası, Avrupa genelindeki Yahudileri katletti. 1941-1945 arasında yaşanılan zulümlere Holokost deniliyor. İşte Almanya bu tarihten sonra adeta Yahudilere borçlandı. Sonrasında Almanya ile İsrail ilişkileri, "Staatsräson" ilkesi etrafında şekillendi. Yani devletin varlık sebebi olarak İsrail gösterildi. İsrail'in varlığı ve güvenliği neredeyse kutsal bir şekilde korunmaya alındı. Alman başbakanları söz konusu İsrail olduğunda hemen "Staatsräson" tanımını diline dolar.
KENDİ LİDERLERİNİ DÜZELTTİLER
Alman siyasetinde İsrail'i bu denli korumak o kadar önemlidir ki aksini söyleyeni hemen bir şekilde düzeltirler. Hatta geçtiğimiz günlerde yaşanan olay Alman siyasetinin nasıl esir alındığını gözler önüne serdi. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, İsrail ve ABD'nin başlattığı İran savaşının uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyledi. Bu videonun altına Alman devlet kanalı DW tarafından "Almanya Cumhurbaşkanı'nın rolü büyük ölçüde semboliktir ve hükümetin pozisyonunu temsil etmez" notu düşüldü.
TAZMİNAT İKİ YÜZLÜLÜĞÜ
Almanya ile devam edelim. Alman eğitim sisteminde Holokostun yeri çok önemli. Zorunlu ders olarak okutuluyor. Yani ülkedeki tüm eyaletlerdeki bütün okulların müfredatına eklenmiş durumda. Öğrenciler düzenli olarak Yahudi anıtlarına götürülüyor. Almanya ayrıca Yahudi soykırımından kurtulanlara her yıl 1 milyar Euro ödeme yapıyor. Kurbanların evde bakım masraflarını da Almanya karşılıyor. Fakat aynı nedenle Namibya'ya herhangi bir soykırım tazminatı ödemiyor. Almanlar, 1904-1908 arasında da Namibya'da yüzbinlerce kişiyi katletmişti. Bırakın Namibyalı kurbanlara tazminatı, Almanlar o dönem öldürdüklerinin kafataslarını bile Afrika ülkesine hâlâ iade etmiyor.
NÜKLEER SİLAHINI FİNANSE ETTİLER
İsrail'i korumaya yönelik alınan yasal tedbirler bunlarla da sınırlı değil. Almanya, İngiltere, Fransa ve daha birçok Avrupa ülkesinde İsrail'in teknoloji, istihbarat, savunma sanayi ve tüm askeri alanlarda desteklenmesi için özel anlaşmalar bulunuyor. Öyle ki İsrail'in uluslararası arenada hiç konuşulmayan nükleer silahlarının da arkasında yine bu ülkeler var. Fransa'nın 1960'larda verdiği gizli destek defalarca kanıtlandı. Geçtiğimiz günlerde de Haaretz gazetesinin özel haberinde Almanya'nın, 1961'den itibaren 12 yıl boyunca İsrail'in nükleer reaktör projesini gizli kanallar aracılığıyla finanse ettiği öğrenildi. Almanya ve Fransa demişken İngiltere'yi de atlamayalım. Sonuçta her şey İngiltere'nin Balfour Deklarasyonu ile Filistin topraklarında "Yahudi ulusal yurdu" fikrini desteklemesiyle başladı.
BEYAZ SARAY, İSRAİL'İN KONTROLÜNDE
Gelelim ABD-İsrail ilişkilerine ve iki ülke arasında çok özel anlaşmaların detaylarına. Literatürde "İsrail İstisnacılığı" olarak kabul gören yaklaşım ABD'de zirveye çıkmış durumda.
■ Niteliksel Askeri Üstünlük-QME: ABD, İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü korumayı yasal bir zorunluluk olarak kabul ediyor. Bu 2008'den beri yasal zorunluluk. Yani İsrail'in askeri kapasitesini bölgedeki tüm rakiplerinin üzerinde tutma yükümlülüğü ABD'nin ulusal çıkarlarının bile ötesinde.
■ Mutabakat Zaptı-MOU: ABD, İsrail'e 10 yıllık dönemler halinde askeri yardım taahhüt ediyor. ABD'nin İsrail'e yıllık en az 3.8 milyar dolar askeri yardım gidiyor.
■ Serbest Ticaret Anlaşması: ABD'nin yabancı bir ülke ile imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşması.
■ Anti-semitizm yasaları: ABD'de neredeyse tüm eyaletteki özel kanunlar Yahudi karşıtlığını suç sayan anti-semitizm yasaları var. Bu kanunlar da İsrail'e yasal koruma kalkanı olarak kullanıyor.
■ Kongre: Bunlara ek olarak ABD Kongresi'nin yüzde 80'inin ülkedeki en büyük İsrail lobisi olan AIPAC ile bağlantılı olduğu biliniyor.
■ Evanjelikler: İsrail, ABD'de ayrıca "Siyonist Hıristiyanlar" olarak kabul edilen evanjelikler üzerinden kiliseleri de kontrol ediyor.
ŞANTAJ, TEHDİT, BASKI VE SUİKASTLAR...
Haberimizde ele aldığımız bu detayları düşündüğünüzde akla bir soru geliyor: İsrail bu düzeni nasıl kurdu? Yani ülkeler nasıl oldu da bu denli ileri seviyede yasalarla İsrail'e kalkan oluyor? Bunun cevabı aslında herkesçe biliniyor: Yahudi lobilerinin aracılığıyla kurdukları kirli ilişkiler sayesinde... Şantaj, tehdit, baskı ve hatta suikastlar bu süreçte etkili oluyor. Örneğin Almanya'nın İsrail'in nükleer faaliyetlerini finanse etmesinin arkasında "Nazilerin İsrail'de yargılanması" var. 1960 yılında İsrail'in ilk Başbakanı David Ben-Gurion'un Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann'ın İsrail'de yargılanacağını duyurmuştu. O dönem Batı Almanya da hükümette görev alan eski Nazilerin ortaya çıkması korkusuyla nükleer finansı kabul etti. Ya da daha ileriye gidelim ve eski CIA ajanı John Kiriakou'nun itirafına bakalım. Buna göre eski ABD Başkanı John F. Kennedy'i Mossad öldürdü. Gerekçe de Kennedy'nin İsrail'in nükleer faaliyetlerini durdurmak istemesiydi...
BATI TARAFSIZ OLAMAZ
Aslında şunu söylemek mümkün; "Evrensel değerler yok, Batı'nın kurduğu bozuk düzen var." Peki İsrail'i bu denli koruma altına alan ve kendi çıkarlarından hiçbir zaman taviz vermeyen bu ülkelerden tarafsız beklenebilir mi? Yani Ortadoğu'daki bir krizi bu ülkelerin çözmesi ne kadar adil olabilir? Tabii ki adillik ve tarafsızlık beklemek mümkün değil. Şöyle ki Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze'deki savaş suçlarından dolayı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarınca ABD ve Avrupalı ülkelerden "Biz bu mahkemeyi, Rusya, Afrika ve Ortadoğu'daki liderler için kurduk. Kendimiz için değil" tepkisi geldi. Evet bu kadar da açık sözlüler. İsrail şimdiler de ise ABD üzerinden Körfez ülkeleriyle büyük anlaşmalar peşinde. Bakalım daha neler göreceğiz!
UZMANLARA GÖRE BU DÜZEN DEĞİŞECEK
Gazze soykırımı dünyanın gözünü açtı. Devlet politikaları her ne kadar İsrail'i korumaya alsa da dünyanın dört bir yanındaki vicdanlı sesler artık gerçekleri haykırıyor. İsrailliler bugün gittikleri birçok ülkede "Bebek katilleri" olarak karşılanıyor. Dolayısıyla uzmanlara göre toplumlarda bu uyanış devlet kademelerini de yakında sarsacak ve siyonizme hizmet eden sistem değişecek...
AVRUPA SOKAKLARINDA SOYKIRIMA DESTEK SERBEST
"Nehirden denize özgür Filistin..." 7 Ekim 2023'ten beri yani İsrail'in Gazze Şeridi'nde soykırıma başladığı günden bu yana ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve daha birçok ülke bu marşı yasakladı. Sokakta bile söylenmesine izin vermiyorlar. Ancak diğer taraftan Avrupa polisinin yanında "Ben İsrail'in Gazze'deki soykırımını destekliyorum" dediğinizde bırakın sizi gözaltına almayı, susturmuyorlar bile.