Satürasyon dalgıçları; petrol platformlarının bakımı, deniz altı boru hatlarının onarımı, fiber optik kabloların döşenmesi ve kurtarma operasyonları gibi kritik görevlerde çalışıyor.
Yaklaşık 90 ila 300 metre derinliğe inebilen dalgıçların her gün yüzeye çıkması hem zaman açısından mümkün değil hem de ciddi sağlık riskleri taşıyor. Bu nedenle çalışanlar, deniz tabanındaki basınca uygun biçimde ayarlanmış özel yaşam odalarında 28 güne kadar kalabiliyor.
HAFTALARCA BASINÇLI METAL ODADA YAŞIYORLAR
Satürasyon odaları, dış dünyayla bağlantısı kesilmiş küçük metal kabinleri andırıyor. Genellikle dalış destek gemilerinde bulunan bu sistemlerde dalgıçlar yemek yiyor, uyuyor ve görev saatini bekliyor. Çalışma başladığında basınçlı bir dalış çanıyla deniz tabanına indiriliyor, görev tamamlanınca yine aynı basınç korunarak yaşam alanına dönüyorlar.
SESLERİ NEDEN ÇİZGİ FİLM KARAKTERİNE DÖNÜŞÜYOR?
Büyük derinliklerde normal hava kullanılması, azot narkozu olarak bilinen tehlikeli bir tabloya neden olabiliyor. Sarhoşluk hissine benzeyen bu durum; muhakeme bozukluğu, halüsinasyon ve hatalı karar verme gibi belirtilerle kritik görevleri ölümcül hâle getirebiliyor.
Riski azaltmak için dalgıçlar, helyum ve oksijenden oluşan "heliox" adlı gaz karışımını soluyor. Helyumun ses yollarındaki rezonansı değiştirmesi ve yüksek basıncın etkisiyle konuşmalar tizleşerek Donald Duck benzeri bir tona dönüşüyor. Ses bozulması o kadar güçlü olabiliyor ki yüzeydeki ekiplerin dalgıçları anlayabilmesi için elektronik konuşma düzeltme sistemleri kullanılıyor.
YÜZEYE DÖNÜŞLERİ GÜNLER SÜREBİLİYOR
Görevin sona ermesi, dalgıçların hemen odadan çıkabileceği anlamına gelmiyor. Vücudun normal basınca güvenle uyum sağlayabilmesi için basınç son derece yavaş düşürülüyor. Bu dekompresyon süreci, çalışılan derinliğe bağlı olarak günlerce devam edebiliyor.