Çin'in ücra bir köşesinde, sıradan nehirlerin aksine sularından kelimenin tam anlamıyla servet fışkıran gizemli bir yer var. Altından bile daha değerli olan taşların her gün nehir yatağından ellerle toplandığı bu benzersiz vahayı duyunca şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Peki, insanları bir gecede milyoner yapabilen bu dünyanın en pahalı nehrinin ve içindeki paha biçilemez hazinenin ardındaki sır tam olarak ne?
Çin'in batısındaki ücra bir köşede, sıradan nehirlerin aksine sularından kelimenin tam anlamıyla servet fışkıran gizemli bir yer var. Altından bile daha değerli olan taşların her gün nehir yatağından ellerle toplandığı bu benzersiz vahayı duyunca şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Peki, insanları bir gecede milyoner yapabilen bu dünyanın en pahalı nehrinin ve içindeki paha biçilemez hazinenin ardındaki sır tam olarak ne?
UZAK BATIDA BİR "VAHA"
Asya devasa bir coğrafya ve batıya doğru gittikçe bu büyüklük daha da hissedilir hale geliyor. Ülkenin en batısında, Çin'in işgali altındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ne ulaştığınızda, kendinizi tamamen farklı bir dünyada bulursunuz. Pagodaların yerini camiler alırken, sokaklarda Mandarin yerine Türkçe ve Kazakçaya yakın bir dil olan Uygurca konuşulur.
Burası, Fransa, Almanya ve İspanya'nın toplamından daha büyük bir alan. Üstelik bu devasa bölgenin beşte birini, görünüşüyle Büyük Sahra'yı aratmayan ancak geceleri Kuzey Kutbu kadar soğuk hissettiren, adının "terk edilmiş yer" anlamına geldiği söylenen Taklamakan Çölü kaplıyor.
Yeşim taşına duyulan bu saygı, yazılı tarihinden bile öncesine, M.Ö. üçüncü binyıla kadar uzanıyor. İmparatorluk döneminde "kraliyet mücevheri" olarak ünlenen bu taşın, kötülükleri uzaklaştırdığına, sağlık, şans ve erdem getirdiğine inanılıyor. Günümüzde sadece bölgedeki nefrit (bir yeşim türü) pazarının 30 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor.
"Altına bir fiyat biçebilirsiniz, ancak yeşim taşı paha biçilemez." – Geleneksel Çin Atasözü
BİR GECEDE HAYATLARI DEĞİŞTİREN "YEŞİM" AVI
Hotan Nehri ve onu besleyen kolları, kelimenin tam anlamıyla devasa yeşim taşı kütleleriyle doludur. Nehirde taş arayan yerel madencilerden biri durumu şöyle özetliyor: "Bazen hiçbir şey bulamıyoruz ama genellikle günde on kadar parça çıkarıyoruz. En iyi taşlar 1 milyon yuana (yaklaşık 212.000 dolar) kadar alıcı buluyor. Bu parçaları bulanlar çalışmayı bırakıp hacca gidiyor."
İlginçtir ki, 1990'lara kadar Hotan Nehri dışarıdakiler için bir sır gibiydi. Çin'in işgali altındaki bu bölgede yaşayan Müslüman Uygur halkının kültüründe yeşim taşının pek bir yeri yoktu. Ancak doğudaki zengin tüccarlar bu nehrin varlığını keşfettiğinde, bir tür "altına hücum" yaşandı. Sadece on yıl içinde taşların gram fiyatı altını geçerek 10 katına fırladı. Şanghay ile Bağdat'ın tam ortasında, efsanevi İpek Yolu üzerinde yer alan bu tarihi vaha, binlerce yıllık ticari hareketliliğini modern bir çılgınlıkla yeniden yaşamaya başladı.
İKİ FARKLI YEŞİM, TEK BİR TEHLİKE
Pek çok kişi "yeşim" dendiğinde tek bir taştan bahsedildiğini sanır. Oysa bu terim, farklı özelliklere sahip iki farklı minerali kapsar:
Hotan Nehri'ndeki bu nefrit yataklarına olan çılgınca ilgi, doğanın sınırlarını hızla zorlamaya başladı. Yüzeydeki büyük taşlar tükendikçe, devasa iş makineleri nehir yatağını acımasızca kazmaya başladı. Ortaya çıkan devasa çevre tahribatı, yetkilileri harekete geçmeye zorladı. 2007 yılında bölgedeki maden ruhsatları iptal edildi ve ağır makinelerle yapılan ticari kazılar yasaklandı.
Pekin Üniversitesi'nden jeoloji profesörü Wang Shiqi'nin de uyardığı gibi: "Hotan yeşimi kömür veya petrol gibi değildir; binlerce yıldır var olan çok özel bir kaynaktır. Sınırsız sömürüye devam edersek, kültürel ve doğal mirasa onarılamaz bir zarar verme tehlikesiyle karşı karşıyayız." Görünüşe göre, dünyanın bu en pahalı nehri içindeki eşsiz serveti korumak ve kendini iyileştirmek için derin bir nefes almak zorundaydı.