Hırvatistan'daki Roma dönemine ait eski bir kuyuda üst üste atılmış halde bulunan 43 iskelet, bilim dünyasını alarma geçirdi. Savaş izi taşımayan ve aralarında kadın ile çocukların da olduğu bu kalıntılar, Roma İmparatorluğu'nu kasıp kavuran o korkunç dönemin izlerini taşıyor olabilir.
Tarih boyunca imparatorlukların kaderini değiştiren büyük felaketler, bazen toprağın metrelerce altında saklı kalmış ipuçlarıyla yüzyıllar sonra yeniden gün yüzüne çıkar. Hırvatistan'ın Osijek kentinde (antik adıyla Mursa) yapılan kazılarda, Roma dönemine ait derin bir kuyunun içinde keşfedilen 43 iskelet, arkeoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı.
Savaş meydanlarından çok uzak bir senaryoya işaret eden bu gizemli toplu gömü, antik dünyanın en büyük sağlık krizlerinden birine ışık tutuyor.
Daha önce aynı bölgede keşfedilen iki farklı kuyuda, şiddetli savaş yaraları taşıyan çok sayıda genç erkek iskeletine ulaşılmış ve bu kalıntıların MS 260 yılındaki Mursa Savaşı'na ait olduğu belirlenmişti. Ancak son incelenen kuyudaki tablo bundan çok daha farklıydı.
Zagreb Arkeolojik Araştırma Enstitüsü'nden biyoarkeolog Mario Novak, Berlin'deki 25. Avrupa Paleopatoloji Derneği toplantısında sunduğu araştırmasında bu detaya dikkat çekti:
"Burası tipik bir sivil nüfus demografisidir; yani o savaşla ilgili toplu mezarlara hiç benzemiyor. En az 43 kişiden oluşan bu grupta her iki cinsiyetten yetişkinler ve çocuklar var ve hiçbirinde büyük bir travma veya yara izi yok."
Uzmanlar, cesetlerin usulüne uygun şekilde mezarlıklara gömülecek vakit bulunamayacak kadar büyük bir kaos ortamında, bölgedeki önceden kazılmış kurumuş kuyulara aceleyle atıldığını belirtiyor.
Tarihsel kayıtlar, Tuna Nehri sınırındaki Roma birliklerini ilk olarak etkileyen bu salgının imparatorluk genelinde devasa bir kitlesel ölüme yol açtığını gösteriyor. Uzmanlar henüz bu korkunç vebanın kesin olarak ne tür bir patojenden kaynaklandığını tam olarak çözememiş olsa da, hemorajik ateş veya çiçek hastalığı en güçlü adaylar arasında yer alıyor.
Uppsala Üniversitesi'nden biyolojik antropolog Patrick Randolph-Quinney, cesetlerin mezarlar yerine önceden var olan kuyulara atılmasının bu tür kriz dönemlerine işaret ettiğini vurguluyor.
Ancak kemikler doğrudan ölüm nedenini henüz ele vermedi. Araştırma ekibi şimdi, sonuçları yolda olan DNA analizlerinden çıkacak verilere odaklanmış durumda. Bu analizler, kuyuya atılan kişilerin yerel halk mı yoksa imparatorluğun dört bir yanından toplanan askerler mi olduğunu kesin olarak ortaya koyacak.