Hayal edin; yaşadığınız şehir tam 6 ay boyunca tek bir güneş ışığı bile almıyor ve karanlığa gömülüyor. Çoğu kişinin bilmediği Norveç'teki bu gizemli kasaba, bir asırlık imkansız bir hayali gerçeğe dönüştürerek tüm dünyayı şaşkına çevirdi. Dağın zirvesine kurulan devasa bilgisayar kontrollü aynalar, karanlık şehre adeta gökten güneş yağdırıyor!
Norveç'in dar Vestfjord vadisinin derinliklerinde yer alan küçük Rjukan kasabası, coğrafi konumu nedeniyle oldukça sıradışı bir kış mevsimi geçiriyor. Etrafını saran sarp dağlar, eylül ayından mart ayına kadar güneş ışınlarının şehir merkezine, sokaklara ve binalara ulaşmasını tamamen engelliyor. Ortamda doğal bir aydınlık (gündüz vakti) olsa da, doğrudan güneş ışığı almak bu altı aylık dönemde tamamen imkansız hale geliyor ve kasaba adeta devasa bir gölgenin içine hapsoluyor.
Ancak bu karanlık senaryo, mühendislik harikası ve çarpıcı bir görsel şölen sunan teknolojik bir müdahale ile aydınlığa kavuştu. Kasabanın yamacına yüksek bir noktaya yerleştirilen üç dev ayna, güneş ışınlarını yakalayarak doğrudan şehrin merkez meydanındaki belirli bir alana yansıtıyor.
Bu sistem, tüm vadiyi aydınlatmayı amaçlamasa da, dağların gölgesinde kalan meydanda halkın toplanabileceği sıcak, aydınlık ve güneşli bir vaha yaratmayı başarıyor.
RJUKAN NEDEN AYLARCA GÜNEŞ IŞIĞI ALAMIYOR?
Visit Norway tarafından paylaşılan bilgilere göre, Rjukan'ın bu karanlık kaderinin ardında vadinin doğudan batıya doğru uzanan yapısı ve sarp dağlarla çevrili olması yatıyor. Şehir merkezinin güneyinde yer alan ve deniz seviyesinden 1.883 metre yüksekliğe ulaşan Gaustatoppen dağı ile diğer yükseltiler, kış aylarında alçaktan geçen güneşin yolunu kesen devasa bir doğal bariyer oluşturuyor.
DAĞIN ZİRVESİNDEKİ AKILLI "GÜNEŞ AYNALARI" NASIL ÇALIŞIYOR?
Bu etkileyici sistem, yüzeylerini güneşin konumuna göre ayarlayabilen, bilgisayar kontrollü "heliostat" isimli cihazlardan oluşuyor. Deniz seviyesinden 742 metre, şehir meydanından ise yaklaşık 450 metre yüksekliğe kurulan bu aynalar, gün boyunca güneşin hareketini milimetrik bir hassasiyetle takip ediyor. Her biri 17 metrekare büyüklüğünde olan üç ayna, toplamda 51 metrekarelik devasa bir yansıtıcı yüzey oluşturuyor.
Dağın zirvesinde yakalanan güneş ışınları, aşağıda yer alan Rjukan meydanında yaklaşık 600 metrekarelik bir aydınlanma alanı yaratıyor. Yapay aydınlatmalar yerine tamamen doğal güneş ışığını kullanan bu teknoloji, aynaların yakaladığı orijinal güneş enerjisinin %80 ila %100'ünü doğrudan vadi tabanına iletiyor.
100 YILLIK İMKANSIZ HAYAL NASIL GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ?
Vadi tabanına güneşi getirme fikri aslında bugünkü bilgisayar teknolojilerinden çok daha öncesine, Rjukan'ın bir sanayi şehri olarak kurulduğu yıllara dayanıyor. 1913 yılında şehrin kurucusu Sam Eyde, kış aylarında işçilerine güneş ışığı sunabilmek için bu fikri ortaya atmıştı. Ancak o dönemin teknolojisi buna izin vermeyince, 1928'de halkı güneş gören yüksek kesimlere taşımak için "Krossobanen" adlı bir teleferik inşa edilerek pratik bir çözüm bulundu.
Onlarca yıl sonra, 2005 yılında kasaba sakini ve sanatçı Martin Andersen bu eski fikri yeniden canlandırdı. Gelişen sensör ve motor teknolojileri, devasa aynaların güneşi kusursuzca takip etmesine olanak tanıyordu. Orijinal fikrin ortaya atılmasından tam bir asır sonra, 2013 yılında sistem resmi olarak hayata geçirildi.
Bugün Rjukan meydanında parlayan bu güneş, mühendisliğin, coğrafyanın ve şehir planlamasının harika bir birleşimini sunuyor. Eğer üç devasa ayna dağlarla çevrili karanlık bir vadiye güneşi getirebiliyorsa, kim bilir geçmişin tozlu raflarında bekleyen daha ne tür çılgın fikirler, günümüz teknolojisiyle hayat bulmayı bekliyor?