ABD'deki Mojave Çölü'nün ortasında, alışılmışın dışında bir orman uzanıyor. Ancak bu ormandaki ağaçlar metalden, dallarındaki yapraklar ise binlerce renkli cam şişeden oluşuyor. Çocukluk anılarından doğan bu sıra dışı proje, güneş ışığı ve rüzgârın etkisiyle görenlere unutulmaz bir manzara sunuyor.
Mojave Çölü'nde yer alan bu sıra dışı projenin kökleri Elmer Long'un çocukluk yıllarına dayanıyor. Küçük yaşlarda babasıyla birlikte çölde gezintiler yaparak eski yerleşim yerlerinden cam şişeler ve çeşitli objeler toplayan Long, babasının vefatının ardından kendisine kalan bu geniş koleksiyonu değerlendirmek için yaratıcı bir yol aradı.
SIRA DIŞI FİKİR ÇOCUKLUK ANILARINDAN DOĞMUŞ
İlk şişe ağacını 2000 yılında imal eden Long, metal direklere kaynak yaptığı dallara cam şişeleri geçirerek işe başladı. Zamanla bu hobisini devasa bir alana yayan sanatçı, yüzlerce ağaçtan oluşan eşsiz bir enstalasyon yarattı. Projeye sadece cam şişeler değil; eski oyuncaklar, nostaljik trafik levhaları ve hurda otomobil parçaları da dahil edildi.
ADETA RÜZGARLA ŞARKI SÖYLÜYOR
Tarihi Route 66 güzergahı üzerinde bulunan alanda bugün 200'den fazla şişe ağacı ve binlerce cam şişe yer alıyor. Farklı renklerdeki şişeler güneş ışığını büyüleyici bir şekilde yansıtarak gün boyu değişen görsel bir şölen sunuyor.
Çölden esen rüzgar cam şişelerin içinden geçerken ortaya çıkan ıslık benzeri sesler ise adeta doğanın ve insan elinin ortak bir müziğine dönüşüyor. Bu görsel ve işitsel uyum, bölgeyi yolculuk yapan turistlerin ve fotoğraf sanatçılarının vazgeçilmez uğrak noktalarından biri haline getirdi.
2019 yılında hayata gözlerini yuman Elmer Long'un mirası, bugün oğlu Elliott Long tarafından yaşatılmaya devam ediliyor. Ziyaretçilere açık olan Bottle Tree Ranch, çölün ortasında metal,cam ve insan emeğiyle kurulan masalsı dünyasını korumayı sürdürüyor. Güneş ışığında adeta renk cümbüşü yaratan bu yer, rüzgarın etkisiyle çıkardığı ıslık sesleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
ABD'nin Nevada eyaletindeki Goldfield kasabasının dışındaki çölün ortasında yıllardır ilginç bir manzara ziyaretçileri karşılıyor.
Çölün ortasında bulunan burunları toprağa gömülü olan onlarca araç, renkli çizimlerle kaplı bir sanat alanına dönüşmüş halde. "Uluslararası Araba Ormanı" olarak da adlandırılan bu alanın hikayesi ise 2002'ye dayanıyor.
Arazinin sahibi Michael Rippie, 2002'de Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi amaçlıyordu. Bu nedenle çöle araçları dikey olarak gömmeye başladı.
Proje zaman içerisinde Reno'lu sanatçı Chad Sorg'un katılımıyla bir sanat alanına dönüştü. Sorg, toprağa gömülü araçları renkli çizimler ile boyamaya başladı. 2011 yılına gelindiğinde ise gömülen araçların sayısı Carhenge'i geçti.
Bugün 40'tan fazla otomobil, kamyon ve otobüs graffiti ve portrelerle süslenmiş halde bu alanda sergileniyor.
Goldfield'ın güney kenarında, otoyoldan yaklaşık yirmi mil içeride bulunan alanda 40'tan fazla araç bulunuyor. Otomobiller, kamyonlar, minibüsler ve otobüsler bazen burunları toprağa gömülü, bazen de birbirinin üzerine yığılmış halde duruyor.