Purdue Üniversitesi öncülüğündeki araştırmada yer silme, tezgâh püskürtme ve yüzey temizleme gibi günlük işlemler gerçek bir evi taklit eden laboratuvar ortamında incelendi.
Sonuçlar, ürünlerden yayılan koku bileşiklerinin iç mekândaki ozonla dakikalar içinde tepkimeye girerek milyarlarca, hatta trilyonlarca nanoparçacık oluşturabileceğini gösterdi.
TEMİZLİK KOKUSU NASIL HAVA KİRLİLİĞİNE DÖNÜŞÜYOR?
Kokulu temizlik ürünlerinde çam kokusunu veren pinen, limon aromasının kaynağı limonen, lavanta kokusuyla ilişkilendirilen linalool ve kekik kokusundaki timol gibi terpenler bulunabiliyor. Uçucu özellik taşıyan bu maddeler, ürün püskürtüldüğünde veya temizlenen yüzeyden buharlaştığında havaya karışıyor.
Boyutlarının son derece küçük olması, solunum yollarına yerleşmelerine ve akciğerlerin derin bölgelerine ulaşmalarına imkân tanıyor.
Araştırmacılar bu parçacıkların tahriş ve iltihaplanmaya katkıda bulunabileceğini, bazılarının ise kan dolaşımına geçme potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Kokulu ürünlerle yapılan bir temizlik sırasında solunan toplam parçacık dozunun, yoğun trafiğe sahip bir yolun yanında bulunurken alınan doza eşit veya daha yüksek olabileceği bildirildi. Ancak bilim insanları, temizlik ürünlerinden oluşan parçacıklarla egzoz kaynaklı kirliliğin kimyasal yapısı ve zehirliliğinin aynı olmadığını özellikle vurguluyor.
"DOĞAL" ETİKETLİ ÜRÜNLER DE RİSK TAŞIYABİLİR
Deneylerde hem geleneksel kokulu temizleyiciler hem de botanik içerikli, uçucu yağ temelli ürünler incelendi. Her iki ürün grubunun da nanoparçacık oluşumunu tetikleyebildiği görüldü. Bu sonuç, "doğal" ifadesinin iç mekân havası bakımından otomatik olarak daha güvenli anlamına gelmediğini ortaya koydu.
EVDEKİ MARUZİYET NASIL AZALTILABİLİR?
Uzmanlar kokusuz veya düşük kokulu ürünlerin tercih edilmesini, aynı anda birden fazla kokulu temizleyici kullanılmamasını ve temizlik sırasında pencerelerin açılmasını öneriyor.