Denizin dibine yerleştirilen 75 bin beton küp, ilk bakışta sıradan bir mühendislik çalışması gibi görünebilir. Ancak bu devasa yapının iki farklı amacı var: Hem rüzgâr türbinlerini korumak hem de deniz canlılarına yeni bir yaşam alanı sunmak. Üstelik kullanılan malzeme de projenin en dikkat çekici ayrıntılarından biri.
İngiltere'nin güney kıyılarında deniz tabanına tam 75 bin beton küp yerleştirildi. İlk bakışta şaşırtıcı görünen bu çevreci uygulamanın arkasında hem devasa deniz üstü rüzgar enerjisi santralini aşınmalara karşı koruma hem de su altındaki canlılara yeni barınma alanları oluşturma hedefi bulunuyor. Geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen bu yapay kalkan, enerji üretimiyle doğa korumasını bir araya getiriyor.
RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN TABANINA 75 BİN BETON KÜP
Sussex açıklarındaki rüzgar enerjisi santralinde gerçekleştirilen çalışma kapsamında, geri dönüştürülmüş betondan üretilen küpler bir rüzgar türbininin çevresine titizlikle döşendi. Deniz üstü rüzgar türbinlerinin temelleri, hırçın dalgalar ve güçlü dip akıntılarının etkisiyle zaman içinde ciddi aşınma riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor.
Bu durum hem türbinin yapısal ömrünü kısaltıyor hem de güvenliği tehdit ediyor. Geleneksel koruma yöntemlerinde büyük kayalar tercih edilirken, bu projede ilk kez özel tasarım küçük beton küpler kullanıldı.
DENİZİN DİBİNDE EKOLOJİK YAŞAM ALANI OLUŞACAK
Projenin en dikkat çeken yönü, endüstriyel bir altyapı koruma çalışmasının ekolojik bir işleve dönüştürülmesi oldu. Geri dönüştürülmüş betondan hazırlanan 75 bin küpün deniz tabanında oluşturduğu gözenekli yapı ve küçük boşluklar, balıklar ve diğer deniz canlıları için ideal sığınma ve üreme alanlarına dönüşecek.
Sualtı ekosisteminde adeta yapay bir resif görevi görecek olan bu katmanın, bölgedeki canlı çeşitliliğini gözle görülür şekilde artırması bekleniyor. Bilim insanları ve çevre araştırmacıları, yerleştirilen küplerin deniz yaşamı üzerindeki uzun vadeli olumlu etkilerini yakından izlemeye devam edecek.
ABD'nin Los Angeles kentinde devasa bir içme suyu rezervuarının yüzeyi, ilk bakışta tuhaf görünen 96 milyon adet siyah plastik topla kaplandı.
"Gölge topu" olarak adlandırılan bu yöntemle, suyun güneş ışığıyla temas ederek kanserojen kimyasallara dönüşmesi engellenirken aynı zamanda yıllık 1,1 milyar litrelik buharlaşmanın önüne geçildi.
ABD'nin Los Angeles kentinde bulunan devasa bir içme suyu barajının yüzeyi, görenleri şaşkına çeviren bir yöntemle milyonlarca siyah plastik topla kaplandı.
Projenin en büyük aşaması; yaklaşık 71 hektarlık alanı kaplayan ve 12,5 milyar litre su barındıran Los Angeles Rezervuarı'nda hayata geçirildi. Bırakılan son toplarla birlikte baraj yüzeyindeki toplam top sayısı 96 milyona ulaştı.
Çapı yaklaşık 10 santimetre olan bu toplar, dayanıklı siyah polietilenden üretiliyor. Rüzgârın etkisiyle uçup gitmemeleri içinse iç kısımları suyla dolduruluyor. Tanesi yaklaşık 36 sente mal olan bu projenin toplam bütçesi 34,5 milyon doları buldu.
TEHLİKELİ KİMYASALLARI ENGELLEDİ
Siyah topların kullanılmasındaki ana sebep sadece buharlaşmayı önlemek değil. Los Angeles'ın içme suyunda doğal olarak bulunan bromür maddesi, şebekeyi dezenfekte etmek için eklenen klor ile birleşiyor. Bu karışım doğrudan güneş ışığına maruz kaldığında ise kanserojen bir madde olan "bromat" ortaya çıkıyor.
BUHARLAŞMA BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALDI
Topların sağladığı bir diğer devasa fayda ise su kaybını engellemesi. Suyu sürekli gölgede tutarak serin kalmasını sağlayan sistem sayesinde, her yıl yaklaşık 1,1 milyar litre suyun buharlaşarak kaybolması önleniyor. Bu miktar, yaklaşık 8 bin 100 kişinin bir yıllık içme suyu ihtiyacına denk geliyor.
Bu yenilikçi fikir, emekli LADWP biyoloğu Brian White'tan çıktı. White, havalimanlarındaki pist kenarlarında yer alan göletlerde kuşları pistten uzak tutmak için kullanılan "kuş toplarından" esinlendi.
Rezervuarın üzerini klasik yüzen brandalar veya sabit yapılarla kapatmanın maliyeti 250 milyon doları bulacakken, bu pratik fikir sayesinde proje 34,5 milyon dolara tamamlanarak şehir bütçesine de büyük bir katkı sağlandı.
ABD'deki efsanevi Tahoe Gölü'nde bilim insanları, yerli türleri tehdit eden istilacı Asya midyeleriyle mücadele etmek için Emerald Bay koyunun dibini 20 bin metrekarelik dev kauçuk örtülerle kapladı. Göl tarihinin en geniş kapsamlı projesinde, göl tabanında iki yıl boyunca kalan örtüler sayesinde midyelerin oksijenle teması kesilerek popülasyonun en az yüzde 90'ı yok edildi.
Gölün simge noktalarından biri olan Emerald Bay koyunda, istilacı Asya midyelerinin yayılımını durdurmak amacıyla göl tabanına yaklaşık 20 bin metrekare büyüklüğünde kauçuk örtüler serildi. Bu uygulama, gölün bugüne kadar gördüğü en büyük midye kontrol projesi olarak tarihe geçti.
SUDAKİ OKSİJENİ KESEREK YOK ETTİLER
Tahoe Gölü'nde ilk kez 2002 yılında varlığı tespit edilen Asya midyeleri, etraflarındaki besin miktarını manipüle edip yosun oluşumunu tetiklerken, gölün yerli türlerini de yaşam alanlarından mahrum bırakıyordu.
Bu ekolojik kriz üzerine araştırmacılar ve profesyonel dalgıçlar harekete geçti. Dalgıçlar, midyelerin yoğun olarak kümelendiği göl dibini ışık ve hava geçirmeyen siyah kauçuk örtülerle tamamen kapladı. Amacın, midyelerin sudaki çözünmüş oksijene erişimini keserek biyolojik olarak yok olmalarını sağlamak olduğu belirtildi.
MİDYELERİN YÜZDE 90'INDAN FAZLASI ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Yaklaşık iki yıl boyunca gölün dibinde serili kalan devasa kauçuk örtüler, süre sonunda dalgıçlar tarafından tek tek toplandı. Yapılan ilk saha ölçümleri ve bilimsel incelemeler, örtünün altında kalan istilacı midyelerin en az yüzde 90'ının öldüğünü ortaya koydu.