Yeryüzü, insanoğlunun henüz keşfedemediği ya da kıymetini tam olarak anlayamadığı sayısız mucizeye ev sahipliği yapıyor. Bu benzersiz doğa mucizelerinden biri de küresel ölçekte botanik dünyasının göz bebeği olan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan lokal endemik "dağ gülü" (Rhodothamnus sessilifolius).
Dünyaca ünlü botanikçi Dr. Peter Davis ve ekibi tarafından 1957 yılında Türkiye'de keşfedilerek bilim literatürüne kazandırılan bu narin bitki, adeta doğanın saklı bir mücevheri gibi sadece tek bir coğrafyada hayata tutunuyor. Türkiye'nin kuzeydoğu ucunda, yeşilin binbir tonunu barındıran Artvin'in Murgul ilçesindeki 2 bin 350 rakımlı Tiryal Dağı'nın sarp ve nemli magmatik kayalıklarında açan bu pembe çiçekler, hem görsel bir şölen sunuyor hem de bilim dünyasını alarma geçiriyor. Doğada sadece 2 bin adet bireyi kaldığı tahmin edilen bu eşsiz canlıyı korumak için ekipler adeta zamanla yarışıyor.
Keşfin ardından uzun yıllar boyunca izine rastlanamayan ve adeta sırra kadem basan bitki, son 15-20 yıldır yürütülen titiz akademik çalışmalar sayesinde yeniden tespit edildi. Haziran ve temmuz aylarında sadece bir aylığına çiçek açarak pembe tonlarıyla doğayı süsleyen bu odunsu ve bodur çalı türü, dünyada başka hiçbir ülkede veya şehirde doğal olarak yetişemiyor.
Zorlu hava ve arazi şartlarına meydan okuyarak 2 bin 350 rakımlı zirveye tırmanan ve bitkiyi yerinde inceleyen Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, türün benzersizliğine dikkat çekerek çok önemli bir çağrıda bulundu. Doğada harika bireyler görüntülediklerini belirterek büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Prof. Dr. Tüfekçioğlu, şunları söyledi:
"Tamamen bodur orman gülü diyebileceğimiz, dünyada sadece burada var olan ve nesli tehlike altında bir türümüz bu. Ancak 'dağ gülü' ismi, Türkiye ve dünyada birçok farklı bitki türü için de oldukça yaygın ve genel bir tabir olarak kullanılıyor. Dolayısıyla bu durum ciddi bir kafa karışıklığına yol açıyor. Biz hem bu karışıklığı önlemek hem de bu nadide çiçeğin gerçek anavatanını tüm dünyaya vurgulamak adına, artık 'dağ gülü' isminin bırakılmasını ve bu türün adının resmi olarak 'Murgul gülü' olarak değiştirilmesini öneriyoruz."
Ekolojik toleransı son derece düşük olan ve sadece kendi özel mikro klimasında yaşayabilen dağ gülü, sarp kayalıkların nemli yapısına o kadar bağımlı ki, insan eli değdiği an bu uyum tamamen bozuluyor. Uzmanlar, doğaseverleri ve kaçak bitki toplayıcılarını çok net bir konuda uyarıyor: Bu hassas endemik bitkinin yerinden sökülerek saksıya alınması ya da bahçelere taşınması kesinlikle ölümle sonuçlanıyor.
Doğal yaşam alanının bozulması tehdidiyle karşı karşıya olan bu narin bitkiyi korumak için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü harekete geçti. Hazırlanan "Tür Eylem Planı" kapsamında, Tiryal Dağı'nın zirvelerinde 7/24 izleme, envanter ve sıkı koruma faaliyetleri titizlikle yürütülüyor.