Bilim dünyasının en sabırlı deneylerinden biri, yaklaşık bir asırdır devam ediyor. Avustralya'daki Queensland Üniversitesi'nde 1927 yılında başlatılan deneyde, katı gibi görünen ziftin aslında son derece yavaş akan bir madde olduğu gösteriliyor. Aradan geçen onlarca yılda yalnızca 9 damla düşerken, bilim insanları şimdi onuncu damlanın ne zaman düşeceğini merakla bekliyor.
1927 yılında başlatılan ve yaklaşık bir asırdır devam eden deneyde bugüne kadar yalnızca 9 damla düştü. Katı gibi görünen ziftin yıllar içinde nasıl aktığını ortaya koyan deneyde, şimdi herkesin gözü onuncu damlada. Bilim insanları, bir sonraki damlanın 2026 veya 2027'de düşebileceğini öngörüyor.
İLK DAMLANIN DÜŞMESİ 8 YIL SÜRDÜ
Deney, Avustralyalı fizik profesörü Thomas Parnell tarafından ziftin akışkanlığını göstermek amacıyla başlatıldı. Oda sıcaklığında sert ve kırılgan görünen zift, çok uzun zaman dilimlerinde sıvılar gibi akabiliyor. Suyun viskozitesinden yaklaşık 230 milyar kat daha yüksek viskoziteye sahip olan bu madde, deneyin neden yıllarca sürdüğünü de açıklıyor.
Parnell, zifti ısıtarak bir huninin içine yerleştirdi ve soğumasını bekledi. Deney 1930 yılında resmen başlatıldı ancak huninin ucunda oluşan ilk damlanın kopup aşağı düşmesi tam 8 yıl sürdü. Üstelik bu anı kimse göremedi. Deneyi başlatan Parnell, 1947'de düşen ikinci damlayı da kaçırdı.
Yaklaşık 100 yıllık geçmişiyle dünyanın en uzun süre kesintisiz devam eden laboratuvar deneylerinden biri kabul edilen çalışma, merakla takip ediliyor. Bilim insanları ve meraklılar, ziftin bir sonraki damlasının ne zaman düşeceğini beklemeye devam ediyor.
Zift damlasının düşmesini yıllarca bekleyen bilim insanlarının sabrını konuşturan bu deney, akıllara başka ilginç deneyleri de getiriyor. Yapılan bir deneyde en uzun süre uyanık kalma rekorunu kıran adam da ilgi çeken deneylerin başında geliyor.
DÜNYANIN EN UZUN SÜRE UYANIK KALAN İNSANI
İnsan bedeni uykusuzluğa ne kadar dayanabilir? Bu sorunun yanıtını bulmak için 17 yaşında bir genç tam 11 gün boyunca gözlerini kapatmadı. Randy Gardner'ın 1964 yılında gerçekleştirdiği sıra dışı deney, yalnızca bir uykusuzluk rekoruyla sınırlı kalmadı; günler ilerledikçe gençte ortaya çıkan değişimler, insan beyninin uykusuzluk karşısındaki sınırlarını da gözler önüne serdi.
Gardner'ın zihinsel durumunu ölçmek isteyen araştırmacılar, ondan tekerlemeler söylemesini istediğinde konuşurken kelimeleri karıştırmaya ve takılmaya başladığı gözlemlendi.
Sonunda uykusuzluğa daha fazla dayanamayan genç, 14 saat boyunca aralıksız uyuduktan sonra kendiliğinden uyandı ve beklenenin aksine kendisini belirgin bir sersemlik ya da uyuşukluk içinde hissetmediğini söyledi.
İlk etapta toparlandığı düşünülse de Gardner'ın, aradan yıllar geçmesine rağmen uyku problemleri yaşamayı sürdürdüğü belirtildi.
Gardner, yetişkinlik dönemine geldiğinde uykusuzluk sorunları yaşamaya başladığını ve bunun genç yaşta katıldığı deneyle bağlantılı olduğunu ifade ediyor.
DÜNYANIN EN SIKICI VİDEOSU SAYESİNDE UYUYORLAR!
Gardner'ın yıllar sonra bile uykuyla ilgili sorunlar yaşadığını söylemesi, uykunun insan hayatındaki hayati rolünü bir kez daha gündeme getirdi. Günümüzde ise bazı isimler, uykusuzlukla mücadele eden insanlara bambaşka yollarla dokunuyor. Bunlardan biri de Randy Smith. Daha önce hiç tanımadığı bir kadından aldığı beklenmedik bir mesaj, Smith'i hem şaşırttı hem de yaptığı işin etkisini fark etmesini sağladı. Kadın, Smith'in paylaştığı videolar sayesinde rahatça uyuyabildiğini belirtirken, bu teşekkür mesajı onun içeriklerinin sandığından çok daha geniş kitlelere ulaştığını ve kısa sürede bir fenomene dönüştüğünü ortaya koydu.
Smith, Florida'da sakin bir emeklilik hayatı sürerken, 1989 yılında çektiği ve VHS kaset olarak satışa sunduğu "Microsoft Word nasıl kullanılır?" başlıklı eğitim videosu yıllar sonra beklenmedik şekilde yeniden gündeme geldi. Video, bir platformda "Gelmiş Geçmiş En Sıkıcı Video" etiketiyle paylaşıldı ve kısa sürede 5 milyonu aşkın izlenme ile 16 binden fazla yoruma ulaştı.
Videonun yorumlar bölümünde, "Bu video beni kaç kez uyuttuğunu saymayı bıraktım" gibi dikkat çekici ve esprili ifadeler yer alıyordu.
Smith'in geçmişte motivasyon konuşmaları yapmış olması, bu ilginç etkinin kaynağı olarak görülüyor. Düzgün tonlaması ve sakin anlatımı, uykusuzluk çekenler için adeta doğal bir ninniye dönüşmüş durumda. Ancak Smith, videonun bu şekilde bir etki yaratmasını kendisinin de tam olarak açıklayamadığını dile getiriyor.
Smith, "Microsoft Word'le hiçbir ilgisi olmayan birinin, üstelik eski bir sürümünü anlatan bir videoyu neden izlediğini gerçekten bilmiyorum," diyor. Yine de bu alanda yalnız olmadığını kabul ediyor. Televizyonda resim yapmayı anlatan Bob Ross'tan saatler süren deniz tahmini yayınlarına kadar pek çok içerik, insanlar tarafından uykuya geçiş aracı olarak dinleniyor. Kimileri yağmur ve okyanus sesleriyle gevşerken, kimileri de spor karşılaşmalarının monoton anlatımı eşliğinde uykuya dalıyor.
43 yaşındaki Benjamin Boster ise kendisine yöneltilen "Çok sıkıcı bir sesin var" eleştirisini işine dönüştürmüş.
İnternetteki makaleleri ağır ağır okuyan Boster, dinleyicilerine meydan okuyor: "Tüm bölüm boyunca uyanık kalabilecek misiniz?"
Sesli kitaplar ve hikayeler de uykuya yardımcı araçlar arasında yer alıyor. Hatta bazı seslendirme sanatçıları, dinleyenleri hızla uyuttuğu için popülerlik kazanabiliyor.
Bu tür içerikler sunan bir uygulamanın yöneticisi Chris Mosunic, insanların bu tür içerikleri neden tercih ettiğini şöyle açıklıyor: "İnsanlar kaliteli bir uyku için araçlar arıyor. Arama motoru trendlerinde 'yorgunum' ifadesi zirveye ulaştı. Dinleyiciler, aynı içerikleri tekrar tekrar dinleyerek rahatlıyor ve hayatlarının diğer karmaşık alanlarına karşı bir sükunet buluyorlar."
Uykuya dalmayı kolaylaştıran videolar ve sesli içerikler ilgi görse de, asıl dikkat çeken konu ülkeler arasındaki uyku alışkanlıkları. Araştırmalar, Türkiye'nin Avrupa'da en az uyuyan ülkeler arasında olduğunu ortaya koyuyor. Peki, diğer ülkelerde insanlar günde ortalama kaç saat uyuyor? İşte çarpıcı sonuçlar…
24. Hollanda – 7 saat 37 dakika