İngiltere'de sıradan bir banliyö evinde saklanan, yaklaşık 700 yıllık altın sikke açık artırmada milyonlarca liraya satıldı! Üstelik bu tarihi parayı bu kadar değerli kılan yalnızca yaşı değil, dolaşımda sadece yedi ay kalmış olmasıydı. Kral III. Edward döneminden günümüze ulaşan son derece nadir sikkenin hikâyesi, koleksiyon dünyasında büyük ilgi uyandırdı.
İngiltere'de yalnızca yedi ay boyunca dolaşımda kalmış olan 14. yüzyıla ait son derece nadir bir altın sikke, sıradan bir banliyö evinde saklandıktan sonra çıkarıldığı açık artırmada 70.000 sterline (yaklaşık 4 milyon 636 bin liraya) satıldı.
SIRADAN BİR EVDE BULUNDU, MÜZAYEDEDE REKOR KIRDI
İnternet ve telefon üzerinden gelen tekliflerin kıyasıya yarıştığı müzayedenin son anlarında iki telefon katılımcısının artırımlarıyla fiyat tırmanırken, satış işlemine yüzde 22 oranında alıcı komisyonu da eklendi.
1327–1377 yılları arasında tahtta kalan Kral III. Edward, İngiltere'nin uluslararası ticaretteki gücünü artırmak ve dönemin yaygın Fransız ile Floransa altın paralarına yerli bir alternatif sunmak amacıyla 1344 yılında bu özel altın sikke serisini başlatmıştı. Çifte leopar (çifte florin), leopar ve yarım leopar birimlerinden oluşan seride, kralın tahttaki tasvirinin yanı sıra hanedan leoparları ve Fransa tahtı üzerindeki hak iddialarını yansıtan armalar yer almıştı.
GÜNÜMÜZE KALANLAR SERVET DEĞERİNDE
Kısa süren dolaşım ömrü sebebiyle leopar sikkelerinden son derece sınırlı sayıda basıldığı ve tedavülden kaldırılmalarının ardından büyük bir kısmının eritildiği biliniyor. Günümüze ulaşabilen çok nadir örnekler arasında; 1857'de Tyne Nehri'nde bulunan ve British Museum koleksiyonuna dahil edilen iki adet çifte leopar ile 2006'da İngiltere'nin güneyinde keşfedilip satılan üçüncü örnek yer alıyor.
ABD'nin Virginia eyaletinde yaşayan ve at eğitmenliği yapan 43 yaşındaki Jessica Vincent, Richmond yakınlarındaki bir ikinci el eşya dükkanında rafları gezerken şişe biçimli ve üzerinde desenler bulunan bir vaz gördü.
Camın üzerinde sarmal şekilde yükselen su yeşili ve ametist moru renk şeritleri bulunan vazo, mumların ve ölçü kaplarının arasında duruyordu. Oldukça eski görünen vazonun tabanında 'Murano' ve 'Italia' yazıyordu. Vincent, vazoyu evinde güzel olacağını düşünerek satın aldığını, satmayı ise hiç aklından geçirmediğini söyledi.
Bu haberde kullanılan görseller temsilidir.
Eve dönünde fotoğraflarını cam sanatıyla ilgilenen sosyal medya gruplarında paylaştı. Paylaşımlarının altına gelen yorumlardan birinde 'Bunlar çok nadir, her koleksiyoncu sahip olmak ister' yazıyordu.
VAZOYU CARLO SCARPA'NIN 1942 YILINDA TASARLADIĞI ORTAYA ÇIKTI
Vazonun, 13.yüzyıldan beri camcılığıyla ünlü Venedik'in Murano adasındaki Venini atölyesinde üretildiği ve 1978 yılında vefat eden İtalyan mimar ve tasarımcı olan Carlo Scarpa tarafından tasarlandığı belirlendi. İtalyancada 'fırça darbesi' anlamına gelen Pennellate serisinde, üflenen camın içine renkli opak cam eklenerek fırça izi etkisi yaratılıyordu.
Chicago'da Wright müzayede evinin başkanı olan Richard Wright, vazonun Scarpa ile usta bir cam üfleyicisinin ortak işi olduğundan bahsetti. Cam sürekli döndürülürken renkler narin dokunuşlar eşliğinde ekleniyordu, üretimi zor olduğundan seride az sayıda parça üretildi ve müzayede evi aynı biçim ve renkte yalnızca bir örnek daha olduğunun bilindiğini dile getirdi.
KUSURSUZ DURUMDAKİ VAZO KOLEKSİYONCUYA SATILDI
Müzayede evi, vazonun gerçek olduğunu doğrulayabilmek için iki İtalyan cam uzmanını Virginia'ya göndererek teyit ettirdi. Wright, vazonun kusursuz durumda olmasının da büyük bir şans olduğunu, küçük bir çentik bile olsa değerinin 10 bin dolar kadar düşebileceğini söyledi.
Vazo 13 Aralık 2023'te kimliğini gizli tutmayı tercih eden Avrupalı bir koleksiyoncuya satıldı, satıştan sonra Vincent'a yaklaşık 83 bin 500 dolar (yaklaşık 4 milyon 124 bin Türk lirası) kaldı. Vincent paranın önemli bir kısmını yeni aldığı eski çiftlik evine ısıtma ve havalandırma sistemi kurma amacıyla kullanacağını, vazonun ise bir gün müzede sergilenmesini umduğunu dile getirdi.
BİT PAZARINDAN 101 LİRAYA ALMIŞTI!
İsveç'te yaşanan sıra dışı bir olay, sanat dünyasında geniş yankı uyandırdı. 1980'li yıllarda Uppsala kentindeki bir bit pazarından bugünün parasıyla yaklaşık 101 liraya (20 kronun biraz üzerinde) satın alınan küçük bir Buda heykeli, kırk yıla yakın süre bir evin köşesinde sıradan bir dekorasyon objesi olarak sergilendi.
Heykelin geçmişini merak eden sahibinin bir müzayede evine başvurmasıyla paha biçilemez bir tarihi gerçek gün yüzüne çıktı.
600 YILLIK MİNG HANEDANI İMPARATORLUK MİRASI
Heykelin gerçek değerini öğrenmek üzere İsveç'in köklü müzayede evlerinden Stockholms Auktionsverk'e başvuran aile, Asya sanatı uzmanlarının incelemesiyle büyük bir şaşkınlık yaşadı.
AÇIK ARTIRMADA MİLYONLUK TEKLİF YARIŞI
Müzayede evinde düzenlenen bir etkinlikte satışa sunulan eser için uluslararası koleksiyonculardan telefon ve internet üzerinden yoğun teklif yağdı. Kıran kırana geçen açık artırma sonucunda heykel, 2 milyon 437 bin 500 İsveç kronuna (yaklaşık 224 bin euro / 12 milyon Türk lirasının üzerinde) satıldı.
Uzmanlar, bu nitelikteki nadide parçaların genellikle saygın kurumların koleksiyonlarında yer aldığını, özel bir evden bu kalitede 15. yüzyıl Budist metal işçiliği örneğinin çıkmasının olağanüstü bir keşif olduğunu belirtti.
Moritanya çölünde 2017 yılında bulunan ve ilk bakışta sıradan kaya parçalarını andıran 5,49 kilogramlık kütlenin geçmişi Dünya'nın çok ötesine uzanıyor. Ay yüzeyinden koparak gezegenimize ulaşan ve altı parçadan oluştuğu için "Ay Bulmacası" adı verilen nadir göktaşı, düzenlenen açık artırmada yüz binlerce dolara alıcı buldu.