Küçük bir oturma odasını fiziksel olarak büyütmek mümkün olmasa da iki iç mimar odayı gözle iki kat daha geniş gösterecek basit ama etkili değişiklikleri anlatıyor. Evinizi olduğundan daha büyük göstermek basit tasarım hilelerinin ardında gizli!
Odanızı fiziksel olarak büyütemeseniz de gözü kandırmanın yolları var. İki iç mimar, küçük bir oturma odasını çok daha ferah gösterecek 7 basit değişikliği paylaşıyor: İlki neredeyse herkesin yaptığı bir hatayı düzeltmekle ilgili!
Küçük bir oturma odasında yaşayanlar için "keşke bu oda biraz daha büyük olsa" hissi oldukça tanıdık. İyi haber şu ki, bir duvarı yıkmadan da bu hissi büyük ölçüde tersine çevirmek mümkün. Ünlü iç mimarlar Jessica Nelson ile Kate Longley'e göre, bunun sırrı çoğunlukla gözü kandırmakta yatıyor. Longley'nin dediği gibi: "Mekânı fiziksel olarak büyütemiyorsanız, gözünüzü kandırmaya çalışıyorsunuz demektir."
Nelson ve Longley'nin üzerinde tam olarak hemfikir olduğu en etkili değişiklik bu: Küçük bir halı yerine büyük bir halı kullanmak.
Longley, çok küçük bir halının odayı görsel olarak parçalara böldüğünü belirtiyor. Nelson da halı boyutunun, küçük bir oturma odasını iki kat daha büyük gösterecek en kolay ve en etkili değişikliklerden biri olduğunu vurguluyor.
Ona göre büyük bir halı, gözü daha geniş ve bütünleşik bir alan görmesi yönünde kandırırken, küçük bir halı odada daha fazla görsel kopukluk yaratıyor. Nelson'a göre ev sahiplerinin en sık yaptığı hata, olduğundan küçük bir halı seçmek — duvarlar boyunca biraz nefes alacak boşluk kaldığı sürece, daha büyük bir halı seçmekten çekinmemek gerekiyor.
Halıyı doğru yerleştirmek için: Nelson'a göre koltuğun dört ayağının (en azından ön ayaklarının) halının üzerinde olması, halı ile duvarlar arasında ise en az 30-45 santimetre açıkta zemin bırakılması gerekiyor. Bu, odayı "yere sağlam basmış" gibi hissettirirken, mobilyaların boşlukta asılı kalmış gibi görünmesini engelliyor.
Zemine kadar inen mobilyalar yerine, ayakları görünen parçalar seçmek odayı daha ferah gösterebiliyor. Nelson, ışığın, havanın ve gözün bir mobilya parçasının altından ve etrafından rahatça geçebilmesinin, beyni daha fazla alan olduğuna ve odanın daha açık olduğuna inandırdığını açıklıyor.
Longley'e göre büyük bir odada kullanacağınız ölçekte mobilyaları, daha az sayıda kullanmak odayı daha geniş hissettiriyor. Ona göre insanların en sık yaptığı hata, küçük parçalar kullanıp mekana fazla eşya sığdırmaya çalışmak.
Örneğin küçük bir kanepe, iki küçük sandalye, bir sehpa ve küçük yan sehpalar yerine; uzatmalı bir kanepe, tek bir koltuk ve bir sehpa tercih edilebilir. Longley'e göre parça sayısı arttıkça oda o kadar sıkışık hissettiriyor.
Kanepe, perde ve halı gibi ana unsurların büyük ölçüde aynı renk tonunda olduğu bir düzen kuruluyor. Nelson, tek renk ağırlıklı bir paletin yüksek kontrastlı çizgileri azaltarak gözün mekan boyunca daha akıcı hareket etmesini sağladığını belirtiyor. Bu değişiklik görsel karmaşayı azaltarak odayı daha ferah hissettiriyor.
Nelson, pencerelerden daha uzun ve daha geniş perdeler alıp bunları destekleyecek şekilde perde çubukları takılmasını öneriyor.
Longley de küçük mekânlarda bu yöntemi öneriyor: Perdelerin tavana yakın asılması, tavanların daha yüksek hissettirilmesini sağlıyor. Ona göre müşterilerinin çoğu perdeleri genellikle pencerenin hemen üzerine asıyor — oysa çubuğun pencerenin her iki yanından yaklaşık 30 santimetre taşması, hem pencereleri hem de tavanı olduğundan daha büyük gösteriyor.
Nelson, küçük oturma odalarında sıkça yapılan bir diğer hatanın, mobilyaları doğrudan duvara dayamak olduğunu belirtiyor. Oda ortasında daha fazla boşluk bırakmanın odayı büyütecekmiş gibi görünse de, aslında mobilya ile duvar arasında bir-iki santimetre bile olsa küçük bir boşluk bırakmak, ışığın ve havanın oda içinde daha rahat dolaşmasını sağlıyor.