Bu hafta rotamızı evleriyle meşhur olan Safranbolu'ya çevirdik. Ahşap pencereli konakları, taş sokakları ve eski çarşılarıyla Karabük'ün bu tarihî ilçesi, sonbaharda gezmek için güzel bir seçenek. Safranbolu'nun bugüne ulaşan görünümünün ardında, kervan ticaretiyle gelişen bir geçmiş var. Hanlar, çarşılar ve büyük konaklar da o yılların mirası. İlçenin tarihî dokusu, tek tek yapıların ötesinde, sokakları ve mahalleleriyle birlikte korunmuş.
Safranbolu, 1994'ten bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehirlerimiz arasında. Buradaki evlerin hikâyesinde mevsimlere göre değişen bir yaşam düzeni de var. Eskiden kış aylarını şehirde geçiren aileler, yazın bahçeli evlerin bulunduğu Bağlar'a taşınırmış. Bugün konakların odaları, geniş sofaları ve ahşap tavanları, bu hayatın ayrıntılarını görmek isteyenlere kapılarını açıyor. Çarşılarda eski zanaatların izlerine rastlamak, tepelik noktalardan kiremit çatıların oluşturduğu manzarayı seyretmek mümkün. Çevredeki kanyonlar ve tarihî köyler de geziye eklenince Safranbolu'ya acele etmeden zaman ayırmak gerekiyor.
Bir de ilçeye adını veren safran var, bahsetmezsem olmaz. Sonbaharda mor çiçekler açan bu bitki, yöre mutfağında da kendine yer buluyor. Safranlı zerde, yoğurt ve nane dolgulu peruhi, kıymalı ve yeşillikli bükme, sofrada tadılabilecek lezzetlerden birkaçı. Evleriyle tanınan Safranbolu, geçmişteki yaşamı, çarşı kültürünü ve yöre mutfağını merak edenler için de anlatacak çok şey barındırıyor.
İÇİNDE YOĞURT VAR
Peruhi, görünüşüyle mantıyı hatırlatsa da iç harcında kıyma yerine süzme yoğurt ve nane bulunuyor. İnce açılan hamur kareler halinde kesiliyor; harcı konulduktan sonra üçgen biçiminde kapatılıyor. Kaynar suda haşlanan hamurların üzerine eritilmiş tereyağı dökülerek servis ediliyor. Yoğurdun hafif ekşiliği ve nane, yemeğin tadını belirliyor. Yörede "perohi" adıyla da anılan bu yemek, Safranbolu'nun hamur işi geleneğini tanımak isteyenlerin tadabileceği lezzetlerden biri.
KONAKLARDA HAYAT NASILDI?
Safranbolu'nun Eski Çarşı bölgesinde, taş sokaklar boyunca sıralanan evler geleneksel mimarinin pek çok ayrıntısını taşıyor. Sokağa uzanan cumbalar, ahşap pencereler ve büyük kapılar, konakların ilk dikkat çeken özellikleri. İçerideki yaşamı merak edenler için Hıdırlık Yokuşu'ndaki Kaymakamlar Müze Evi önemli bir durak.
Geleneksel eşyalarla döşenmiş odalar ve sofalar, evin farklı bölümlerinin nasıl kullanıldığını gösteriyor. Ceviz ve çam kerestesinden yapılmış tavan süslemeleri de dönemin ahşap işçiliğini yakından inceleme fırsatı veriyor.
KERVAN TİCARETİ ZAMANINDAN KALMA
Safranbolu'nun kervan ticaretiyle geliştiği yıllardan kalan Cinci Hanı, 17. yüzyılda inşa edilmiş. Geniş avlusu, taş kemerleri ve avlu çevresinde sıralanan odaları, tüccarların konakladığı dönemin izlerini taşıyor. Yakındaki Yemeniciler Arastası ise adını, eskiden burada üretilen deri ayakkabılardan alıyor.
Birbirine bitişik ahşap dükkânların bulunduğu arasta, geçmişte ayakkabıcı esnafının çalıştığı bir çarşıymış. Bugün el sanatları ve hediyelik eşyaların satıldığı dükkânlarıyla gezilebiliyor. Han ve arasta, Safranbolu'nun geçmişteki alışveriş ve esnaf hayatını tanımak için birlikte görülebilecek yerlerden.
SOSYAL HAYAT BU TEPEDE
Hıdırlık Tepesi, Safranbolu'nun yamaçlara yayılan evlerini bir arada görmek için en güzel noktalardan biri. Sokakların arasındayken bütünüyle görülemeyen yerleşim, burada kiremit çatıları, camileri ve konaklarıyla geniş bir manzaraya dönüşüyor. Evlerin araziye nasıl yerleştiğini, sokakların yapıların arasında nasıl kıvrıldığını yukarıdan izlemek mümkün. Geçmişte Hıdırellez kutlamaları ve yağmur duaları için de kullanılan tepe, ilçenin sosyal hayatında eskiden beri yeri olan bir alan. Bugün manzarayı seyretmek ve fotoğraf çekmek isteyenlerin başlıca durakları arasında.
1997'DEN BERİ KORUMA ALTINDA
Safranbolu'ya yaklaşık 11 kilometre uzaklıktaki Yörük Köyü, geleneksel konaklarıyla tanınıyor. Sokağa uzanan cumbalar, ahşap cepheler ve büyük kapılar burada da evlerin belirgin özellikleri arasında. Köyün tarihî yapıları, geçmişteki yaşamın evlerin dışında nasıl sürdüğüne dair de fikir veriyor. Bunlardan biri, köy halkının ortak kullanım alanı olan çamaşırhane. Konaklarla birlikte bu yapıyı da görmek, gündelik işlerin ve komşuluk ilişkilerinin köy hayatındaki yerini düşünmek için bir fırsat. Yörük Köyü, geleneksel yerleşim dokusu nedeniyle Kültür ve Turzim bakanlığı tarafından 1997 yılında koruma altına alınmış.
ÜSTÜNE TEREYAĞI YANINA KİREN
Safranbolu bükmesi, yörede ailelerin hafta sonu sofralarında yer bulan yemeklerden biri. Kavrulmuş kıyma, ince doğranmış soğan, ıspanak ya da pazıyla hazırlanan harç, pide hamurunun içine konulup kapatılıyor. Fırından çıktıktan sonra üzerine tereyağı sürülüyor. Yanında ise yörede "kiren" denilen kızılcıktan yapılan şerbet ikram edilebiliyor. Bükmenin Safranbolu'daki yeri aile sofralarıyla sınırlı değil; mevlitlerde konuklara sunulması, yakınlar tarafından cenaze evine gönderilmesi de yemeğin paylaşma geleneğindeki yerini gösteriyor.
ZERDENİN RENGİ SAFRANDAN
İlçeye adını veren safran, yöre mutfağında zerdeye rengini ve aromasını katıyor. Pirincin suyla haşlanmasıyla başlayan hazırlıkta, şeker ve önceden suda bekletilen safran ekleniyor. Kıvamını alan tatlı kâselere paylaştırılıp soğumaya bırakılıyor. Süt kullanılmadan hazırlanan zerde, Safranbolu'da bayramlarda ve mevlitlerde de ikram ediliyor. Sofralardaki bu geleneksel tatlı, yetiştirilmesi ve hasadı emek isteyen safranın mutfaktaki kullanımını tanımak için de güzel bir örnek.