Bilim dünyası, insan ile köpek arasındaki binlerce yıllık bağın arkasında yatan nörolojik ve genetik sırları ilk kez bu kadar net verilerle gözler önüne seriyor. Dostunuzun bu evrimsel ve duygusal bağlılığı günlük yaşamda nasıl dışa vurduğunu merak ediyorsanız, davranış uzmanlarının işaret ettiği 5 belirgin harekete dikkat etmeniz gerekiyor.
Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalarda, köpeklerin insanlara duyduğu bağlılığın basit bir beslenme güdüsünden ibaret olmadığı ve tıpkı bir çocuğun ebeveynine duyduğu bağlanma duygusuyla nörolojik olarak birebir örtüştüğü tespit edildi.
Köpeklerin evrimsel süreçte insanlarla kurduğu bu özel bağın kökenine inen bilim insanları, hayvanların genetik haritasında toplumsallıkla doğrudan ilişkili olan belirgin mutasyonlar saptadı.
Yapılan araştırmalarda köpeklerin beyinlerindeki ödül ve haz merkezlerinin tıpkı insanlarda olduğu gibi sahiplerinin sesini duyduklarında, kokularını aldıklarında veya onları gördüklerinde yüksek oranda aktifleştiği görüldü. Yani köpekler, sadece mama beklentisiyle değil, doğrudan insan partnerlerinin varlığıyla nörolojik düzeyde bir mutluluk yaşıyor.
İnsanlarda anne ile bebek arasındaki bağı güçlendiren "oksitosin" hormonu, köpekler ve sahipleri göz göze geldiğinde her iki türde de hızla artış gösteriyor. Yapılan klinik testlerde, bir insan ile köpeğinin sadece 30 saniye boyunca sevgiyle birbirine bakmasının, her ikisinin de kanındaki oksitosin seviyesini iki kattan fazla artırdığı kanıtlandı.
Araştırmalar, köpeklerin DNA'sında yer alan GTF2I ve GTF2IRD1 genlerindeki mutasyonların, onları kurt akrabalarına kıyasla insanlara karşı aşırı sosyal ve bağlı kıldığını ortaya koydu. Vahşi kurtlar tehlike veya belirsizlik anında sadece yiyeceğe odaklanırken, evcil köpekler zor bir durumla karşılaştıklarında ilk iş olarak sahiplerinden yardım ve teselli arıyor.
Köpeklerin beyin yapıları, sahipleri tarafından bir kutuya kilitlenme numarası yapıldığında tıpkı tehlikedeki bir yakınını kurtarmaya çalışan bir insan gibi panik ve stres sinyalleri üretiyor.