Tarihteki dev depremlerin izini süren uzmanlar şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. Sismografların icat edilmediği dönemlerin gizemi, yerin altında değil; sarsıntıyla birlikte gizli halkalar oluşturan asırlık ağaçların gövdesinde saklıymış!
Sadece yıkıcı gücüyle bildiğimiz depremlerin asırlık ormanlarda bıraktığı iz, bilim dünyasını şaşkına çevirdi. Yapılan son araştırmalar, şiddetli sarsıntıların ağaçlara zarar vermek bir yana, üzerlerinde şaşırtıcı bir "doping" etkisi yarattığını kanıtladı.
Deprem anında köklere hücum eden fazladan su sayesinde normalden çok daha hızlı büyüyen asırlık ağaçlar, geçmişin kayıp sismik hafızasını saklayan kusursuz birer kara kutuya dönüşüyor. Hiçbir sismografın veya yazılı kaydın olmadığı antik çağlardaki depremleri bile saniyesi saniyesine gün yüzüne çıkaran bu büyüleyici keşfin detayları ezber bozuyor!
Deprem sırasında köklere hücum eden bu fazladan su sayesinde, ağaçlar sarsıntının meydana geldiği dönemde kısa bir süreliğine de olsa normalden çok daha hızlı gelişiyor. Bilim insanlarının "büyüme hamleleri" adını verdiği bu ani sıçramalar, ağacın gövdesindeki halkalarda net bir şekilde gözlemlenebiliyor.
Bu sıra dışı araştırmanın arkasında önemli bir isim var: Almanya'daki Potsdam Üniversitesi'nden hidrolog Christian Mohr. Her şey, Mohr'un 2010 yılında Şili'de meydana gelen devasa bir doğa olayını incelemesiyle başladı.
Christian Mohr, 2010'da Şili'de meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki Maule depreminden sonra bölgedeki nehir vadilerinde akarsuların çok daha hızlı aktığını fark etti. Buradan hareketle, depremin toprağın geçirgenliğini artırmış olabileceğini ve bunun da vadideki ağaçların büyümesini hızlandırabileceğini öngördü.
Araştırma ekibi bu teoriyi test etmek için hemen harekete geçti. Deprem bölgesindeki vadi tabanları ve tepelerdeki (sırtlardaki) 6 Monterey çamının gövdesinden özel yöntemlerle odun parçaları çıkarıldı. Bu parçalar detaylı analiz için laboratuvar ortamına taşındı.
Laboratuvardaki incelemeler uzmanları haklı çıkardı. Vadi tabanında yetişen çam ağaçlarının, 8.8'lik Maule depremini takiben haftalar süren ve dışarıdan fark edilebilen çok net bir "büyüme hamlesi" yaptığı anlaşıldı. Deprem, adeta ağaçlara doping etkisi yapmıştı.
Peki, sarsıntı her yerde aynıysa neden tüm ağaçlar büyümedi? Araştırmacılar, bölgeden nispeten uzakta, yani vadinin sırtlarında/tepelerinde yetişen ağaçların vadidekiler kadar iyi bir performans göstermediğini gördü. Çünkü topraktaki su, sarsıntıyla birlikte aşağıya, yani vadi tabanındaki köklere akmıştı.
Ağaç halkalarındaki bu kısa süreli genişlemeler, geçmişteki gizemli depremlerin tarihini saniyesi saniyesine bulmamızı sağlıyor. Christian Mohr, halka ölçümlerini laboratuvardaki karbon izotop verileriyle birleştirdi ve hiçbir sismograf kaydına bakmadan Maule depreminin meydana geldiği tam tarihe ulaşmayı başardı!
Ağaçlar artık sadece birer bitki değil; yerin yüzlerce kilometre altında yaşanan tektonik savaşların, su hareketlerinin ve yeryüzü değişimlerinin en dürüst ve en bilimsel kayıt tutucuları olarak kabul ediliyor.
Ağaç halkaları bize sadece geçmişi söylemiyor; fay hatlarının "deprem tekrarlama periyodunu" da fısıldıyor. Bir fayın ortalama kaç yılda bir büyük kırılma ürettiğini ağaçlardan öğrenerek uzun vadeli tahminler yapabilmenin de kapısı böylece aralanmış oldu.