Atlantik Okyanusu'na tam 75 kilogram kırmızı boya döktüler ve 33 saat boyunca neler yaşandığını adım adım takip ettiler! İlk bakışta sıradan bir deney gibi görünen bu çalışma, okyanusun derinliklerine ilişkin şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. Bilim insanları, yüzeydeki su hareketleriyle derinlerde yaşananlar arasında 140 kata ulaşan çarpıcı bir fark tespit etti!
ABD'li bilim insanları, okyanus sularının katmanlar arasındaki hareketini ve akıntı dinamiklerini çözmek amacıyla Atlantik Okyanusu'na 75 kilogram kırmızı boya bıraktı.
Massachusetts açıklarındaki Martha's Vineyard Adası yakınlarında gerçekleştirilen ve 33 saat boyunca izlenen deney, yüzeye yakın sulardaki karışımın alt katmanlara kıyasla tam 140 kat daha güçlü olduğunu ortaya koydu. Araştırma, okyanus içi maddelerin derinlere iniş sürecinin beklenenden çok daha yavaş işlediğini gözler önüne serdi.
75 KİLOGRAMLIK KIRMIZI BOYA DENEYİ YAPTILAR
ABD'nin Massachusetts eyaletine bağlı Martha's Vineyard Adası açıklarında gerçekleştirilen dikkat çekici bir bilimsel deney, okyanusun farklı derinliklerindeki su hareketlerini gözler önüne serdi.Bir dergide yayımlanan araştırmada, yüzeye yakın sulardaki karışımın alt katmanlara göre yaklaşık 140 kat daha güçlü olduğu belirlendi.
Martha's Vineyard'ın yaklaşık 28 kilometre güneyinde konumlanan R/V Connecticut adlı araştırma gemisinden denize, 75 kilogram rodamin boyası içeren yaklaşık 492 litrelik bir karışım pompalandı. Deniz suyuyla birebir aynı yoğunluğa sahip olacak şekilde formüle edilen bu boya, su kütlesinin hareketini takip etmek için özel olarak kullanıldı. Bilim insanları boyanın farklı derinliklerdeki yoğunluğunu ölçerek akıntıların birbiriyle nasıl etkileşime girdiğini inceledi.
KARIŞIM ALT KATMANLARDAN 140 KAT GÜÇLÜ
Yaklaşık 33 saat süren hassas gözlemlerde, boyanın yüzde 99'unun yüzeye yakın karışık tabakada kaldığı tespit edildi. Derin alt katmanlarda ise yalnızca çok az miktarda boyaya rastlandı. Araştırmacılar, derinde tespit edilen bu sınırlı miktardaki boyanın bir kısmının başka noktalardan aşağı sızdıktan sonra akıntılarla taşınmış olabileceğini değerlendirdi.
Elde edilen verilere göre, suyun yoğunluğunun derinlikle birlikte değişmesi, yüzeydeki maddelerin alt katmanlara geçişini büyük ölçüde yavaşlatıyor. Bu durum, okyanus yüzeyine bırakılan herhangi bir maddenin derinliklere ulaşmasının saatler değil, günler sürebileceğini ve geçişin her noktada aynı hızda gerçekleşmediğini kanıtlıyor.
İngiltere'nin güney kıyılarında deniz tabanına tam 75 bin beton küp yerleştirildi. İlk bakışta şaşırtıcı görünen bu çevreci uygulamanın arkasında hem devasa deniz üstü rüzgar enerjisi santralini aşınmalara karşı koruma hem de su altındaki canlılara yeni barınma alanları oluşturma hedefi bulunuyor. Geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen bu yapay kalkan, enerji üretimiyle doğa korumasını bir araya getiriyor.
RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN TABANINA 75 BİN BETON KÜP
Sussex açıklarındaki rüzgar enerjisi santralinde gerçekleştirilen çalışma kapsamında, geri dönüştürülmüş betondan üretilen küpler bir rüzgar türbininin çevresine titizlikle döşendi. Deniz üstü rüzgar türbinlerinin temelleri, hırçın dalgalar ve güçlü dip akıntılarının etkisiyle zaman içinde ciddi aşınma riskleriyle karşı karşıya kalabiliyor.
Bu durum hem türbinin yapısal ömrünü kısaltıyor hem de güvenliği tehdit ediyor. Geleneksel koruma yöntemlerinde büyük kayalar tercih edilirken, bu projede ilk kez özel tasarım küçük beton küpler kullanıldı.
DENİZİN DİBİNDE EKOLOJİK YAŞAM ALANI OLUŞACAK
Projenin en dikkat çeken yönü, endüstriyel bir altyapı koruma çalışmasının ekolojik bir işleve dönüştürülmesi oldu. Geri dönüştürülmüş betondan hazırlanan 75 bin küpün deniz tabanında oluşturduğu gözenekli yapı ve küçük boşluklar, balıklar ve diğer deniz canlıları için ideal sığınma ve üreme alanlarına dönüşecek.
Sualtı ekosisteminde adeta yapay bir resif görevi görecek olan bu katmanın, bölgedeki canlı çeşitliliğini gözle görülür şekilde artırması bekleniyor. Bilim insanları ve çevre araştırmacıları, yerleştirilen küplerin deniz yaşamı üzerindeki uzun vadeli olumlu etkilerini yakından izlemeye devam edecek.
ABD'nin Los Angeles kentinde devasa bir içme suyu rezervuarının yüzeyi, ilk bakışta tuhaf görünen 96 milyon adet siyah plastik topla kaplandı.
"Gölge topu" olarak adlandırılan bu yöntemle, suyun güneş ışığıyla temas ederek kanserojen kimyasallara dönüşmesi engellenirken aynı zamanda yıllık 1,1 milyar litrelik buharlaşmanın önüne geçildi.
96 MİLYON "GÖLGE TOPU" SU YÜZEYİNE BIRAKILDI
"Gölge topu" adı verilen bu özel siyah plastik parçalar, Los Angeles Su ve Enerji Dairesi (LADWP) tarafından içme suyu depolarını korumak amacıyla kullanılıyor.
Projenin en büyük aşaması; yaklaşık 71 hektarlık alanı kaplayan ve 12,5 milyar litre su barındıran Los Angeles Rezervuarı'nda hayata geçirildi. Bırakılan son toplarla birlikte baraj yüzeyindeki toplam top sayısı 96 milyona ulaştı.
Çapı yaklaşık 10 santimetre olan bu toplar, dayanıklı siyah polietilenden üretiliyor. Rüzgârın etkisiyle uçup gitmemeleri içinse iç kısımları suyla dolduruluyor. Tanesi yaklaşık 36 sente mal olan bu projenin toplam bütçesi 34,5 milyon doları buldu.
TEHLİKELİ KİMYASALLARI ENGELLEDİ
Siyah topların kullanılmasındaki ana sebep sadece buharlaşmayı önlemek değil. Los Angeles'ın içme suyunda doğal olarak bulunan bromür maddesi, şebekeyi dezenfekte etmek için eklenen klor ile birleşiyor. Bu karışım doğrudan güneş ışığına maruz kaldığında ise kanserojen bir madde olan "bromat" ortaya çıkıyor.
Ayrıca su yüzeyini kapatan bu tabaka; kuşları ve diğer yaban hayvanlarını sudan uzak tutarken, rüzgârın getirdiği toz ile yağmur suyunun doğrudan baraja karışmasını önlüyor. Yosunlaşma azaldığı için de suya eklenen klor miktarı ciddi oranda düşüyor.
BUHARLAŞMA BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALDI
Topların sağladığı bir diğer devasa fayda ise su kaybını engellemesi. Suyu sürekli gölgede tutarak serin kalmasını sağlayan sistem sayesinde, her yıl yaklaşık 1,1 milyar litre suyun buharlaşarak kaybolması önleniyor. Bu miktar, yaklaşık 8 bin 100 kişinin bir yıllık içme suyu ihtiyacına denk geliyor.
Bu yenilikçi fikir, emekli LADWP biyoloğu Brian White'tan çıktı. White, havalimanlarındaki pist kenarlarında yer alan göletlerde kuşları pistten uzak tutmak için kullanılan "kuş toplarından" esinlendi.
Rezervuarın üzerini klasik yüzen brandalar veya sabit yapılarla kapatmanın maliyeti 250 milyon doları bulacakken, bu pratik fikir sayesinde proje 34,5 milyon dolara tamamlanarak şehir bütçesine de büyük bir katkı sağlandı.
ABD'deki efsanevi Tahoe Gölü'nde bilim insanları, yerli türleri tehdit eden istilacı Asya midyeleriyle mücadele etmek için Emerald Bay koyunun dibini 20 bin metrekarelik dev kauçuk örtülerle kapladı. Göl tarihinin en geniş kapsamlı projesinde, göl tabanında iki yıl boyunca kalan örtüler sayesinde midyelerin oksijenle teması kesilerek popülasyonun en az yüzde 90'ı yok edildi.