Sanat dünyasının dev isimleri bir bir veda ederken, arkalarında bıraktıkları ölümsüz eserlerin yerini artık bitmek bilmeyen miras savaşları ve soğuk mahkeme koridorları aldı. Kayahan'dan Ferdi Tayfur'a kadar uzanan bu krizde İbrahim Tatlıses öyle bir hamle yaptı ki, tüm dengeler bir gecede altüst oldu! İşte usta isimlerin kemiklerini sızlatan o kavgalar ve milyonları şoke eden "kırgınlık manifestosu"nun perde arkası...
Sanat dünyasında son yıllarda öyle bir rüzgar esiyor ki sanki büyük sanatçılar arkalarında ölümsüz eserler değil de, sadece birer 'ticari işletme' bırakmış gibi gündeme geliyor.
Ferdi Tayfur'un vefatından sonra ailede yaşanan miras kavgası uzun süre konuşuldu. Yine benzer bir manzara ile karşı karşıyayız. Ölümünün ardından 11 yıl geçmesine rağmen Kayahan da 'miras' konusuyla yeniden gündemde.
Kayahan cephesinde durum yıllardır bir 'Açar' senfonisi tadında ilerliyor. Ama bu senfoni, ruhumuzu dinlendirmek yerine hüzün veriyor.
Bugün ise onun mirası, noter huzurunda pay edilen birer 'ticari meta' olarak gündeme geliyor. Bu durum bile başlı başına Kayahan'ın sanatına büyük bir haksızlıktır.
Bu paylaşamama krizinin en sarsıcı, en hüzünlü cevabı ise İbrahim Tatlıses'ten geldi. Evlatlarıyla girdiği bitmek bilmeyen hukuk davalarından sonra çok çarpıcı bir açıklama yaptı: 'Tüm mirasımı devlete bağışlıyorum." Bana göre bir bağış değil, sanatçının 'kırgınlık manifestosu'dur. Sanat dünyasının efsane isimlerinin ardından gündemden düşmeyen miras savaşları aslında birçok şeyi de gözler önüne seriyor.
Ardında bıraktıklarında önemli olanın banka hesaplarındaki rakamlar ya da ev, arsa olmadığı; ismi geçtiğinde insanların kalbindeki yer olduğu mesela.
Kayahan'ın mirası üzerinden süren bu düğüm ve Tatlıses'in miras konusuna attığı o sert tokat, bize aynı acı gerçeği hatırlatıyor:
Sanatlarıyla ne kadar çok iz bıraksalar da, miras tartışmalarında en çok zarar gören ustaların aziz hatıraları oluyor...
'MİLLİ AİLE HAFTASI'
Ailenin korunması, güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla Mayıs'ın son haftası 'Milli Aile Haftası' olarak ilan edildi. Günümüzde modern çağın belki de en büyük olumsuz etkilerinden biri bireyselleşme oldu. Bu bir yandan toplumları yalnızlaştırırken diğer yandan da evlilik kurumunu dolayısıyla da 'aile' kavramını çok olumsuz etkiledi. Batı dünyası bunun zararını her açıdan yaşıyor. Evlilik oranları, doğum oranları ortada.
Bu açıdan, ailenin korunması ve modern dünyanın getirdiği risklere karşı dayanıklılığının artırılmasına yönelik Mayıs ayının son haftasının 'Milli Aile Haftası' olarak ilan edilmesini çok önemli bir hamle olarak görüyorum.
PEKİ EVLATLARIYLA SORUNLAR YAŞAYAN DİĞER ÜNLÜLERİ BİLİYOR MUSUNUZ?
NECO VE KIZLARI
Usta müzisyen Neco, uzun süredir küs olduğu kızları Ayşe ve Zeynep Özyılmazel'e programda sitem etmişti. Yıllardır kızlarıyla arasındaki mesafeyi koruyan sanatçı, katıldığı bir programda açıklamalarıyla dikkat çekmişti.
"Kızlarınızla gurur duyduğunuzu hiç söylediniz mi?" sorusuna Neco, "Hayır, demedim ve demem de. Önce onların gelip benimle konuşması lazım. Onları yetiştirdim, sevgimle büyütmedim mi zaten?" yanıtını vermişti.
"BANA DESTEK VERMEDİ"
Ünlü şarkıcı, "Çocuğum ben; hastalıkta, sağlıkta, varlıkta, yoklukta babam beni arasın çok isterdim açıkçası. Bu bir inat değil. Affetmekten bahsediyorsak ben durumu kabul ettim. Durumun üzerinde tepinmiyorum. Babam bana şöyle dedi ya da demedi, aradı ya da aramadı; zamanında bana destek verdi ya da vermedi... Evet, destek vermedi, ben bunu kabul ettim" dedi.
"BABAM İŞİMİ HEP TAKDİR ETTİ"
Babasının kendisini takdir ettiğine de değinen Özyılmazel, "Babam benim işimi takdir etti. Teşekkür ederim. Ama ben o onayı çoktan kendime verdim. Benim ihtiyacım kalmadığı noktada babam bunu söyledi aslında. Duygu göremedim ben orada; baba şefkati göremedim. Gözlerinde bir sevgi ve şefkat göremedim" ifadelerini kullandı.
Babasının"Özlemek hastalıktır" sözüne katılmayan Zeynep Özyılmazel, "Sevdiğini özlersin. Eğer hayatında kimseyi özlemiyorsan o hayat nasıl bir hayattır? Yaşanmaya değer bir hayat mıdır? Baban için ne dilersin diye sorarsanız, ben onun kalbiyle buluşmasını çok dilerim. Satır aralarında aslında görülmek isteyen, onay isteyen, alkışlanmak ve sevilmek isteyen küçük Nejat'ı da gördüm. Dedem de öyleydi. Bu yüzden ben babama hiç kızgın değilim" şeklinde konuştu.
"BABAM BANA 'SENDEN ŞARKICI OLMAZ' DEDİ"
Ünlü müzisyen ayrıca Neco'nun 2000 yılında kendisine "Senden şarkıcı olmaz" dediği dönemi de şu şekilde anlattı: "Babamın karşısına oturdum, "Şarkıcı olmak istiyorum" dedim. "Senden şarkıcı olmaz" dedi. O "Olmaz" dediyse herhalde olmaz diye düşünüyorsun. Babam bunu bana 2000 yılında söyledi. "Artık yapamayacağım" dediğim sene ise 2021... Aralarda küslüklerimiz oldu ama biz 21 sene boyunca birbirimizin hayatındaydık"
"BABAM ARKASINA BAKMADAN GİTTİ"
Özyılmazel, açıklamalarını şu şekilde sonlandırdı: "2021 yazında babam beni aradı. "Ben pandemi sırasında çok düşündüm. Çok hatalar yaptım, seni çok özledim ve seninle tekrar bir araya gelmek istiyorum" dedi. Biz görüşmeye başladık fakat babam yine bir röportajda benim için, "Kişilerin yaptıkları beni ilgilendirmez" dedi. "Seni seviyorum, özledim" diyen adam bunu söylüyor. Babamın dört tane çocuğu var. Üçüyle görüşmüyor; üç kızıyla da görüşmüyor. Bence babam bayramda bizi arasın. Babam çok kırıp dökerek, arkasına bakmadan gitti. Ben bir evlat olarak tüm görevlerimi yerine getirdiğimi düşünüyorum. Ben ona hakkımı helal ediyorum; o da bana etsin"
KÜÇÜK EMRAH VE OĞLU TAYFUN
'Küçük Emrah' olarak tanıdığınız Emrah İpek ve oğlu Tayfun'un baba oğul davası, 1992 yılında başlayan ve günümüze kadar süre gelen unutulmaz aile dramları arasında yerini alıyor.
ÇOCUĞU EVLİLİK DIŞI DÜNYAYA GELDİ!
Şarkıcı Emrah'ın 1990 yılında Bursa'da verdiği konser sırasında bir hayranı ile tanışması bir ilişki yaşaması ve evlilik dışı çocuğu olması, o dönemin unutulmaz skandalları arasında yerini almıştı.
EBRU ÇOLAK'IN MÜCADELESİ...
Tayfun'un annesi Ebru Çolak, 1992 yılında çocuğunun babasına yani 'Küçük Emrah'a babalık davası açmış, 8 yılın ardından ise bu mücadelesini kazanmıştı.
OĞLUNU KABULLENMEDİ!
Şarkıcı Emrah, davanın açılmasının ardından 8 yıl boyunca oğlunu kabul etmeyerek, bir sürecin içine girmişti. Tüm DNA sonuçları Tayfun'un biyolojik babasının Emrah olduğunu söylesede, ünlü şarkıcı oğlunu bir türlü kabullenememişti. O dönemin basın toplantısında oğlu Tayfun'u kabul ettiğini söyleyen ve nüfusuna alacağını ifade eden Emrah, günümüzde oğluyla bir iletişimi bulunmuyor.