Pasifik Okyanusu'nda Türkiye'nin yaklaşık 2 katı büyüklüğünde devasa bir "çöp ada" oluştu! Ancak bu dev alanın üzerine basmak mümkün değil. Milyarlarca plastik parçadan oluşan Büyük Pasifik Çöp Yığını, yalnızca çevreyi değil insan sağlığını da tehdit ediyor.
Sudaki akıntılara kapılan binlerce ton plastik atığın Pasifik Okyanusu'nda birikmesiyle meydana gelen "Büyük Pasifik Çöp Yığını" (GPGP), iklim değişikliğine etkilerinin yanı sıra bünyesindeki mikroplastiklerin besin zincirine karışması sonucu insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturuyor.
Sulardaki akıntı ve girdaplara takılan plastik atıklar, dünya genelinde okyanusların belirli noktalarına yığılarak büyük çöp alanlarına yol açıyor.
Pasifik Okyanusu'nun kuzey bölümünde, ABD'nin Hawaii ve California eyaletleri arasında yer alan ve GPGP şeklinde adlandırılan çöp yığını ise bu plastik atık alanlarının en büyüğü olarak biliniyor.
Uzun ömürlü olması için tasarlanan plastik maddelerin çoğunun doğada çözünmemesi ve GPGP'yi çevreleyen girdabın içerisinde sıkışıp kalması sonucu bu atık yığınının hacmi günden güne büyüyerek geri dönülmesi neredeyse imkansız çevre sorunu haline geldi.
1,8 TRİLYONDAN FAZLA PLASTİK ATIK
Bu çöp yığını hem devasa alana yayıldığı hem de sudaki atıkların bir kısmı okyanusun derinliklerine doğru battığı için GPGP'nin net boyutu hesaplanamamakla birlikte yüzey alanının yaklaşık 1,6 milyon kilometrekare olduğu tahmin ediliyor. Bu, Türkiye'nin yüz ölçümünün neredeyse 2 katına tekabül ediyor.
Uluslararası çevre kuruluşu Ocean Cleanup'tan araştırmacıların GPGP'nin boyutunu anlamak için 2015 ve 2016'da yaptığı çalışmalarda, yığın bünyesinde 1,8 trilyondan fazla plastik atığın bulunduğu tespit edildi.
Çalışmalarda, sanılanın aksine suda yüzen homojen bir çöp adası değil de çok sayıda bağımsız makro ve mikroplastikten oluşan bir yığın olan GPGP'deki atık parçalarının toplam ağırlığının yaklaşık 100 bin ton olduğu belirlendi.
ATIKLAR, SUDAKİ CANLILAR İÇİN "ÖLÜM CEZASI"
Bazı su canlıları, gündelik besin maddeleri sandıkları zehirli plastik atıkları tüketiyor ve fok balıkları gibi deniz memelisi türleri ise kaçak balıkçılık faaliyetlerinden geriye kalan ağlara takılarak ölüyor.
Hafner, plastik atıkların sudaki canlıların ölmesine ve denizlerdeki zenginliklerin kaybına yol açtığına işaret ederek, bazı canlıların zehirli plastik maddelerle beslendiğini bazılarının ise balıkçılık faaliyetlerinden kalan ağlara dolanarak bir tür "ölüm cezasına" çarptırıldığını söyledi.
Kişisel tedbirlerin yanında hükümetlerin de atık yönetimi konusunda adımlar atabileceğine de dikkati çeken Hafner, GPGP'nin medyada ve kamuoyunda daha fazla tartışılması gerektiğini vurguladı.
KARADAKİ CANLILARIN DA YAŞAMINI ETKİLİYOR
Plastik atıklar, güneş ışınlarının etkisiyle zamanla daha küçük parçalara ayrılarak mikroplastiklere dönüşüyor.
Öte yandan, GPGP'de birikerek su yüzeyini kaplayan plastikler, okyanusun dibine güneş ışınlarının ulaşmasını engelleyerek besin maddesi üreten alg ve plankton gibi canlıların üretim sürecini de sekteye uğratıyor.
Sudaki yaşama verilen her türlü zarar ise domino etkisi yaratarak insan sağlığına ve ülke ekonomilerine de yansıyor.
Avustralya'daki Wollongong Üniversitesinden araştırmacıların 2022'de "Deniz Kirliliği Bülteni" dergisinde yayımlanan çalışmasına göre, plastik üretiminin artmaya devam etmesi halinde sudaki atıkların neden olduğu küresel ölçekteki ekonomik kaybın 2030'a kadar 229 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
Leal, GPGP'den doğaya yayılan mikroplastiklerin bütün ekosistemleri ve tüm canlıların vücudunu etkilediğinin altını çizerek, durumun "doğrudan bir kamu sağlığı krizine dönüştüğünü" vurguladı.
Büyük boyutlu atıkların aksine mikroplastiklerin temizlenemediğini ve doğada uzun süre varlığını sürdürdüğünü hatırlatan Leal, mevcut temizlik girişimlerinin yavaş ve su yüzeyindeki makro plastiklere odaklı olduğunu belirtti.
Leal, "Uluslararası toplum, Büyük Pasifik Çöp Yığınının temizlenmesi için bugün ortak karar alsa dahi hızlı ve tam bir temizlik neredeyse imkansız olacaktır." ifadesini kullandı.