İzmir'in Menderes ilçesindeki Özdere Tahir Çamur Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yapan Biyoloji Öğretmeni Gülgün Kaynakçı, Türk eğitim sistemini ve Türk bayrağını uluslararası alanda zirveye taşıyan bir başarıya imza attı. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı'nın (TÜRÇEV), Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) bünyesinde yürüttüğü "Çevrenin Genç Sözcüleri" programı kapsamında hazırlanan sıra dışı proje, tam 101 ülkenin katıldığı Uluslararası Öğretmenler Arası Ders Planı Yarışması'nda dünya birincisi seçildi. Kaynakçı'nın imzasını taşıyan "Beslenme Senfonisi: Gıda Sisteminin Sesini Dinlemek" adlı proje, çevre bilinci ile sürdürülebilir beslenmeyi ritim ve müzikle buluşturarak jüriden tam not aldı.
Sıra dışı başarısının arkasındaki ilham dolu süreci paylaşan Biyoloji Öğretmeni Gülgün Kaynakçı, görev yaptığı okulda müzik dersi bulunmamasına rağmen kendi çabalarıyla bir ritim ekibi kurduğunu belirtti. Öğrencilerinin ellerine bendirleri ve tefleri aldıklarında aynı ritimde nasıl birleştiklerini gördüğünde zihninde büyük bir kıvılcım çaktığını vurgulayan Kaynakçı, "O an biyoloji dersinde anlattığım çevre ve ekosistem konularını ritimle aktarabileceğimi düşündüm. Dünya birinciliği getiren 'Beslenme Senfonisi' ders planı da işte tam olarak bu fikirden doğdu" dedi.
Proje kapsamında izlenen yöntemi detaylandıran Kaynakçı, öğrencilerin ilk olarak gıda sisteminin aşamalarını farklı ritim enstrümanlarıyla eşleştirdiklerini söyledi. Uygulamalı eğitim anlayışıyla mahalle bakkalları ile semt pazarlarının ziyaret edildiğini belirten tecrübeli öğretmen; gıdaların üretimden tüketime uzanan yolculuğunun sahada incelendiğini aktardı. Ardından 6 ayrı gruba ayrılan öğrenciler; muz, ekmek, peynir, çikolata, avokado ve domates gibi temel besinlerin topraktan sofraya uzanan serüvenini derinlemesine araştırdı.
Çalışmada topraktaki yararlı bakteriler ile insan bağırsağındaki faydalı bakteriler arasındaki doğrudan ilişki, endüstriyel tarım ve ultra işlenmiş gıdaların zararlı etkileri üzerinden ele alındı. Öğrenciler edindikleri teorik bilgileri benzersiz bir ritim performansına dönüştürdü. Bendir, tef, trampet ve ritim çubuklarının kullanıldığı gösteride; endüstriyel gıdaların doğaya verdiği tahribat ve krizler gürültülü ile kaotik ritimlerle canlandırılırken, yerel ve mevsimsel beslenmenin sağladığı denge ve sağlık ise birbiriyle uyumlu melodilerle sınıfa aktarıldı.
Projenin sadece derslik sınırları içinde kalmadığını, sosyal sorumluluk boyutunun da son derece güçlü olduğunu belirten Gülgün Kaynakçı, dersin sonunda her öğrencinin hem kendi sağlığını hem de çevreyi korumaya yönelik "Çift Etkili Taahhüt Kartı" imzaladığını duyurdu. Bununla da yetinilmeyip "Bir Ritim Bin Tebessüm" projesi kapsamında huzurevi ziyaretleri gerçekleştirildi.
Bu süreçte Okul Müdürü Fatih Şengül ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün büyük destek sağladığını belirten Kaynakçı, "Bir biyoloji öğretmeni olarak öğrencilerimle birlikte Türk eğitim sistemini uluslararası alanda başarıyla temsil etmek ve bayrağımızı en üstte görmek gurur verici. En büyük mutluluğum ise öğrencilerimin artık tabaklarındaki her lokmada doğayla kendi sağlıkları arasındaki bağı kurabiliyor olmaları" ifadelerini kullandı.
Menderes Özdere Tahir Çamur Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 9'uncu sınıf öğrencisi Deniz Çapar ise projenin kendi hayatında yarattığı büyük zihinsel dönüşümü şu sözlerle anlattı:
"Bu ders benim için sıradan bir biyoloji dersi olmadı. Açıkçası ilk başta öğretmenimiz elimize bendirleri, tefleri verip 'Hadi bu gıdaların ritmini tutun' dediğinde şaşırmıştım. Müzik dersimiz yokken biyoloji dersinde davul çalmak garip gelmişti. Ama işin içine girince zihnimde çok büyük bir ışık yandı. Bedenimle doğa arasındaki bağı kurdum. Eskiden çevre sorunları benim için haberlerde gördüğüm orman yangınlarından ya da buzulların erimesinden ibaretti. Bu derste ise toprağın altındaki yararlı bakteriler yok olduğunda, kendi bağırsaklarımdaki dost bakterilerin de yok olduğunu öğrendim. Yani gezegen hastalandıkça aslında benim de hücrelerimin hastalandığını anladım."
Gıda tercihlerindeki değişime de değinen Çapar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Öncesinde ambalajlı bir yiyecek gördüğümde sadece tadını düşünürdüm. Artık o ürünün ne kadar gıda kilometresi katettiği, ne kadar su tükettiğini ve arkasında nasıl bir karbon izi bıraktığını okumayı öğrendim. Artık kantinde veya markette elim katkı maddeli, aşırı işlenmiş bir abur cubura gittiğinde, o ders sınıfta tuttuğumuz gürültülü ve kaotik ritimler kulağımda çınlıyor. O gıdanın hem doğada bir fırtına kopardığını hem de kendi kan şekerimde ve vücudumda bir kriz yarattığını biliyorum. Bu ders bana sadece sınav için ezberlenecek bilgiler vermedi, tabağımdaki her lokmada hem kendi bedenimin hem de gezegenin sesini dinlemeyi öğretti."
Yapılan projelerin hem öğrenciler hem de çevre bilimciler için paha biçilemez değerde olduğunu vurgulayan TÜRÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Abdülkadir Ateş, yeni dönem takvimini açıkladı. Ateş, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı için Çevrenin Genç Sözcüleri (ÇGS) Programı başvurularının 18 Ağustos 2026 tarihinde başlayacağını ve 17 Ekim 2026 tarihine kadar devam edeceğini duyurdu. Bu süreçte seçilecek ulusal birincilerin Türkiye'yi uluslararası ÇGS yarışmasında yeniden temsil etme hakkı kazanacağını belirten Ateş; başvuru takvimi, rehber dokümanlar ve tüm güncel duyuruların Çevrenin Genç Sözcüleri Programı'nın resmî internet sitesi üzerinden takip edilebileceğini hatırlattı.