Diyarbakır'ın Çermik ilçesinden Sivas'ın Divriği ilçesine bağlı Göndüren Köyü İncedere yaylasına gelen Balıkçı ailesi, doğanın dondurucu ve sert koşullarına karşı gerilmiş bez bir çadırda yaşıyordu. O çadır, ailenin en küçük üyesi 2025 yılında dünyaya gözlerini açan 11 aylık Büşra'nın sırra kadem basmasıyla suç mahalline dönüştü.
SAKAT BİR KUZU VE BEŞ ÇOCUKLU ÇADIR YAŞAMI
Balıkçı ailesinin bez çadırının giriş kapısında, çocukların uzun süredir özenle baktığı ayağı sakat bir kuzu duruyordu. Minik Büşra, annesi çadırda ekmek pişirip elbiseleri yıkarken toza toprağa bulanmış zemin üzerinde emekliyor, abisi ve ablalarının peşinden ayrılmıyordu.
Çadırın altında yaşam mücadelesi veren beş kardeşin tablosu ise yürekleri sızlatıyordu. Ramazan 9 yaşında okula adım atamamış, babasının izinden giderek çobanlık öğrenmeye çalışıyordu. 8 yaşındaki Hilal kardeşlerini koruyup kollamaya çalışan küçük abla rolündeydi.
Azat 5 yaşında, Asel ise 3 yaşında zorlu yayla şartlarında çocukluğunu yaşayamayan minik kardeşlerdi. Ve Büşra geceleri babasının sakalıyla oynayarak uykuya dalan çadırın en minik üyesiydi.
ÇOCUK GELİN ANNE
Trajedinin arka planında ağır bir sosyal dram yatıyordu. Baba Yusuf Balıkçı (41), hiç okula gidememiş, okuma yazma bilmeyen, cep telefonundan dahi numara tuşlayamayan göçer bir çobandı. Yusuf, 27 yaşındaki anne Elif Balıkçı ile henüz 14 yaşındayken evlendi. Zaman zaman yaşanan şiddetli geçimsizlikler nedeniyle Elif çocukları da alıp baba evine gidiyor, aile içi sular hiç durulmuyordu.
Baba Yusuf'un anlatımlarına göre, bu ayrılık dönemlerinde anne Elif'in babası, kızı ve torunlarına baktığı gerekçesiyle çoban Yusuf'tan para talep ediyordu. Bir yanda biriken hayvan borçları ve yayla kiraları, diğer yanda ailevi para talepleri çadırın üzerindeki karabulutları daha da yoğunlaştırdı.
10 EYLÜL GECESİ KARANLIĞA GÖMÜLEN SIR
10 Eylül gecesi saat 22.00 sıralarında çadırdan kaybolduğu fark edilen 11 aylık Büşra bebek için bölgeye jandarma, AFAD ve iz takip köpekleri sevk edildi. Günlerce süren hummalı aramalarda çadıra yaklaşık 3 kilometre mesafede minik Büşra'ya ait t-shirt, zıbın ve bebek bezi bulundu. Ancak 11 aylık minik kızdan tek bir iz bile yoktu.
Soruşturma kapsamında anne Elif ve baba Yusuf Balıkçı "Çocuk Altsoyu Kasten Öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sahipsiz kalan diğer 4 çocuk ise devlet korumasına alınarak Sivas 4 Eylül Çocuk Evine yerleştirildi.
DEHŞETE DÜŞÜREN İKİ İDDİA: EVLADINI KATLETTİ Mİ SATTI MI?
Devlet koruması altındaki çocukların uzmanlar eşliğinde alınan ifadeleri ve savcılık dosyasına giren şok beyanlar, olayın boyutunu kan donduran iki iddiaya taşıdı:
Şüpheli anne Elif Balıkçı, savcılıkta değiştirdiği ifadesinde kocası Yusuf'tan korktuğunu öne sürerek, minik Büşra'nın öz babası tarafından öldürülüp çadırdan 1-2 kilometre ötedeki kayalık araziye atıldığını iddia etti. Ancak gösterilen yerlerde yapılan aramalarda bebeğin cesedine ulaşılamadı.
"BORCA KARŞILIK GECE YARISI ÇADIRDAN KAÇIRILDI" İDDİASI:
Sivas 4 Eylül Çocuk Evinde koruma altına alınan 9 yaşındaki ağabey Ramazan ve 8 yaşındaki abla Hilal'in beyanları ise tüyler ürpertti. Ağabey Ramazan, babasının çok borcu olduğu Mehmet Kızılkaya isimli şahsın gece yarısı çadıra girerek yanında yatan Büşra'yı kucaklayıp götürdüğünü, babasının annesine "Borçları kapatmak için Büşra'yı Mehmet'e vermemiz gerekiyor" dediğini söyledi. Anne Elif de son ifadesinde bu olayı doğrulayarak Yusuf'un borçları yüzünden bebeğin götürülmüş olabileceğini beyan etti.
SIR PERDESİ HALEN ARALANAMADI: BÜŞRA BEBEK NEREDE?
Sakat bir kuzuyla aynı çadırda hayata gözlerini açan, annesinin arkasından emekleyen 11 aylık Büşra bebek halen bulunamadı. 11 aylık bu çaresiz bebek, öz ailesi tarafından vahşice katledildi mi, yoksa borçlara karşılık çadırdan kaçırılarak başka bir hayata mı satıldı? Divriği Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada sır perdesi korunuyor.
HTS KAYITLARI TEMİZ ÇIKTI
Öte yandan iddialar üzerine Diyarbakır'da gözaltına alınan Mehmet Kızılkaya, Divriği'ye getirilmişti. Jandarmadaki ifadesinde suçlamaları reddeden Kızılkaya, adliyeye sevk edildi. Soruşturma kapsamında incelenen HTS kayıtlarında şüpheliye dair herhangi bir suç unsuruna rastlanmadı. Mehmet Kızılkaya, savcılık sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.