Bir kasaba düşünün; insanlar sohbetin tam ortasında derin bir karanlığa gömülüyor ve gözlerini günler sonra hastane odasında açıyor. Kazakistan semalarında yankılanan bu esrarengiz tablo, yıllar boyunca bilim insanlarının en büyük bilmecesi oldu. İşte o tuhaf köyün hikayesi…
Her şey 2013 yılında, Kazakistan'ın kuzeyinde kendi halinde bir yerleşim olan Kalaçi'de başladı. Tarlada çapa sallayan köylüler, sınıfta ders dinleyen çocuklar ya da akşam sofrasında laflayan yetişkinler... Hiçbir uyarı vermeden, oldukları yere yığılıp bilincini yitirmeye başladılar.
Başlangıçta bunun basit bir yorgunluk veya yerel bir zehirlenme olduğu düşünüldü. Ancak uykuya dalanlar saatler değil, günler boyunca uyanmıyordu. Tıbbi kayıtlara geçen vakalar giderek tuhaflaştı. Kimi köylüler 2 gün, kimileri ise tam 6 gün boyunca derin bir koma benzeri uykudan uyanamadı. Uyandıklarında ise hiçbir şey hatırlamıyor, şiddetli baş ağrısı ve denge kaybı yaşıyorlardı.
Özellikle çocuklarda durum daha da ürkütücüydü; uyandıklarında duvarlarda gezinen böcekler veya uçan atlar gördüklerini söyleyerek halüsinasyon krizleri geçiriyorlardı.
Olayın sadece insan psikolojisiyle ilgili bir "toplu histeri" olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Zira köydeki kedi ve köpekler de aniden oldukları yere yığılıp günlerce süren derin uykulara dalıyordu.
Yaklaşık 600 nüfuslu köyde, kısa süre içinde 160'tan fazla kişi bu teşhisi konulamayan "uyku hastalığına" yakalandı. Köy, bir anda hayalet kasabaya dönüşmeye başladı.
Bilim İnsanları ve Doktorlar Çaresiz Kaldı
Dünyanın dört bir yanından virologlar, toksikologlar ve uyku uzmanları Kalachi'ye akın etti. Topraktan, içme suyundan ve yerel gıdalardan binlerce numune alındı.
Sorun suda, yiyecekte veya virüslerde değil; doğrudan soludukları havanın içindeydi. Köyün hemen yakınlarında, 1990'larda Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla terk edilmiş ve sular altında kalmış devasa bir Krasnogorsk uranyum madeni bulunuyordu.
Madendeki tehlike radyasyon değildi. Sular altında kalan maden galerilerinde sıkışan karbonmonoksit (CO) ve hidrokarbon gazları, yer altı çatlaklarından yavaş yavaş yüzeye sızıyordu.
Özellikle rüzgarsız ve puslu havalarda bu zehirli gaz köyün üzerine bir battaniye gibi çöküyor ve havadaki oksijen seviyesini aniden sıfıra yaklaştırıyordu. Oksijensiz kalan insan beyni ise kendini korumak ve hayatta kalmak için vücudu aniden "kapatıyor" yani derin bir koma uykusuna sokuyordu.
Bu bilimsel gerçeğin resmiyet kazanmasının ardından Kazakistan hükümeti duruma el koydu. Köyün bulunduğu bölge yaşanamaz ilan edilerek, Kalachi halkı devlet destekli programlarla yüzlerce kilometre uzaklıktaki güvenli bölgelere tahliye edildi.
Bugün Kalachi, tıp ve bilim tarihinin en büyük gizemlerinden birine sahne olmuş terk edilmiş bir yerleşim yeri olarak sessizliğini koruyor.