SON DAKİKA… İsrail vatandaşları tarafından yönetildiği belirlenen forex dolandırıcılık şebekesi çökertildi. Şüphelilerin mağdurlardan 3 milyar dolar topladığı belirlenirken, ortaya çıkan her detay çetenin kirli ağını gözler önüne serdi. Soruşturmada ifadesi alınan 3 şüpheli, organizasyonun para kaynağını sorgulayanların "İsrail mafyalarım var" denilerek tehdit edildiklerini söyledi. Bilgisayarlara konan şifrelerle personellerin anlık izlendiği yapıda, mağdur paralarıyla yılda 4 kez partiler düzenlendiği ve kaçak Pakistanlı çalışanlar çalıştırıldığı öğrenildi. İşte detaylar…
SON DAKİKA… İsrail merkezli yönetim kadrosuyla Türkiye'de çağrı merkezi kurarak yabancı onlarca kişiyi FOREX yatırımcılığı adı altında dolandıran çetenin iç yapısı her geçen gün yeni detaylarla ortaya çıkıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce alınan 3 şüpheli ifadelerinde yeni detaylara ışık tuttu. İfadelerde eski çalışanlar şirketin iç sisteminde yönetici-çalışan arasındaki işleyişi ve yapılanları anlattı.
MİT AJANIYIM... "FAZLA MERAK CANA ZARARDIR"
Şüpheli Hümeyra Doğaner'nin ifadesine göre patronlardan Ümit Bolat'ın (Richard) daima belinde silahla gezdiği, şirketteki para kaynağını veya organizasyon yapısını sorgulayan çalışanları "Benim İsrail mafyalarım var, elim kolum uzundur, fazla merak cana zarardır" diyerek tehdit ettiği öne sürüldü.
Doğaner, Bolat'ın kendisini 4 yaşındaki küçük kızı üzerinden de açıkça tehdit ettiğini aktardı. Verilen bir diğer ifadede ise şirket korumalarına silah sağlayan kişinin Arif olduğunu bu kişinin aynı zamanda kendisini MİT ajanı olarak tanıttığı öne sürüldü.
ŞİFRELİ BİLGİSAYARLARLA ÇALIŞANLAR ANLIK TAKİP EDİLDİ
Ofisteki tüm bilgisayarların IT görevlileri tarafından özel koruma şifreleriyle kilitlendiği, bu şifrelerin çalışanlardan dahi gizlendiği ve sistemlerin uzaktan erişimle anlık takip edildiği bildirildi. Bu yöntem, şirket yönetimi tarafından çalışanları sürekli izleyerek bir sızıntı olmasını engellemek amacıyla kullanıldığı değerlendirildi.
MAĞDUR PARALARIYLA YILDA 4 KEZ PARTİ YAPTILAR
Şirketlerde yılda 4 kez büyük ve lüks partiler düzenlendiği, patron Robert İlker Hason ile eşi Karolin Hason'un bu organizasyonlara katıldığı; Karolin Hason'un şirket bünyesinde "Me" isimli özel bir motivasyon ekibi kurduğu kaydedildi. Ayrıca patron Ümit Bolat'ın eğlence amacıyla ofis içerisinde elindeki nakit paraları havaya saçtığı ifade edildi.
GÖLGE PATRON KAÇAK PAKİSTANLI ÇALIŞANLAR İŞE ALDI
Mutfak görevlisi olarak çalışan şüpheli Murat Demirbaş ifadesinde, Facto şirketinin sahibinin İsrail uyruklu Amit Ygal olduğunu, ikinci patron konumunda ise Rus uyruklu Maksym Verzilov'un yer aldığını beyan etti.
Şirketlerde hiçbir resmi kaydı bulunmayan, kaçak olarak çalıştırılan çok sayıda Pakistan asıllı çağrı merkezi personelinin bulunduğu; ayrıca idari kısımlarda Türkçe konuşulmasının kesinlikle yasaklandığı belirtildi.
MUTFAK DIŞINDA TÜRKÇE KONUŞMAK YASAKTI
Öte yandan Facto Dış Ticaret'in mutfak personeli emekli kuaför Murat Demirbaş; çağrı merkezi çalışanlarının yalnızca hedef alınan ülkelerin dillerinde konuşması zorunlu tutulduğunu belirtti. Durumdan şüphelenip ayrıldıktan sonra CİMER ve emniyete ihbarlarda bulunduğunu söyledi.
200 BİN AVROLUK DOLANDIRICILIK DOSYAYA GİRDİ
Sky Marketing ve Movimiento bünyesinde çalışan Mehmet Cemre Ketencigil ifadesinde; müşterilere sadece uygulama kullanımı anlattığını savunurken, 2021 yılında Ümit Bolat ve Özden adlı iki çağrı merkezi çalışanının 200 bin avro yatırmaya ikna ettiği Arif Yaman adlı bir mağdur, parasını çekmek istediğinde kasıtlı olarak yanlış işlemler yaptırılarak parasının sıfırlandığını fark ettiğini belirtti.
Mağdur Yaman'a mail atarak durumu haber verdiğini ve lisans kurumlarına başvurmasını tavsiye ettiğini anlattı.
"APTAL OLMASAYDI" DİYEREK DALGA GEÇTİLER
Mağdurun parasının sıfırlanmasının ardından şüphelilerin, "aptal olmasaydı" ifadelerini kullanarak mağdurla alay ettikleri beyanlara yansıdı. Ketencigil, mağdurun avukatı ile iletişime geçmesi üzerine ise Ümit Bolat, Özden ve İlker Hason tarafından tehdit edildiği, "Özden" isimli şahsın çalışanın evinin önüne kadar gittiğini kaydetti.
İSRAİLLİ PATRON GÖLGEDEN YÖNETTİ
Soruşturma dosyasına giren tespitlere göre; ticaret sicilinde ve resmî belgelerde Facto adlı şirketin kağıt üzerindeki patronu ve imza yetkilisi İlhami İçingir görünse de, asıl sahibinin İsrailli Amıt Ygal olduğu anlaşıldı.
Ygal'dan sonra en yetkili kişi olarak Maksym Verzılov öne çıkarken; Stass Ness ile Azerbaycanlı "Tural" adlı kişinin de patron düzeyinde yönetici olarak çağrı merkezlerini yönlendirdiği belirlendi.
TÜM ANA KADRO İSRAİL BAĞLANTILI
Soruşturmadaki İsrail bağlantısının yalnızca tek bir isim veya şirketle sınırlı kalmadığı tespit edildi. Farklı dönemlerde kurulan şirketlerde İsrail bağlantılı Robert İlker Hason'un çağrı merkezi yöneticisi, Karolin Hason'un ise üst düzey yönetim kademesinde yer aldığı belirlendi. Böylece yapılanmanın temel organlarının İsrailli kişilerce kontrol edildiği dosyaya girdi.
MÜŞTERİ BİLGİLERİ UKRAYNA'DAN SATIN ALINIYORDU
İstanbul'dan başta Avrupa ülkeleri olmak üzere küresel çapta bir müşteri kitlesini hedef alan dolandırıcılık çetesinin Ukrayna merkezli şirketlerden kişisel verilerini para karşılığı temin ettiği kurbanların bilgilerini çağrı merkezi sistemlerine aktardığı, her çağrı merkezinin hedef ülkelerinin farklı olduğu tespit edildi. Her personelin bildiği dile göre arayacağı ülkenin seçildiği anlaşıldı.
TELEFONDAN "EN YÜKSEK NET YATIRIM" LİSTELERİ ÇIKTI
Adli bilişim ekiplerinin incelediği telefonlarda; çalışanların konuştuğu dile göre sisteme soktukları paranın listelendiği görüldü. Mayıs ayı verilerine göre Hintçe konuşan bir personelin 330 bin 585, İngilizce konuşan bir personelin 250 bin 569 ve Arapça konuşan bir personelin 239 bin 882 doları sisteme soktuğu belgelendi.
"İSRAİLLİ PATRONUN ŞOFÖRÜ KASAYLA YÜKLÜ MİKTARDA PARA GETİRİYORDU"
Şirkette finansal iz bırakmamak adına banka kanallarının devre dışı bırakıldığı bir sistem uygulandığı anlaşıldı. İsrailli patron Amıt Ygal'ın özel şoförü "Sait"in, araçla iş yerine gelerek kasa içerisinde yüklü miktarda nakit para taşıdığı saptandı.
Personel maaşlarının bu nakit kasalardan çekilerek İdari İşler ve Finans Müdürü Ezgi Nur Çolak tarafından elden dağıtıldığı, resmiyete hiçbir banka kaydının yansıtılmadığı kaydedildi.
PARA AKIŞI 4 ÜLKEDEN KURULAN KRİPTO CÜZDANLARLA YÖNETİLDİ
Vurgun paralarının aklanması ve transferinde kripto varlıkların kilit rol oynadığı saptandı. Şebekenin şirketlerinin kripto hesaplarının Ümit Bolat ile yanında çalışan Doğukan adlı şahıs tarafından yönetildiği, elde edilen paraları kendi şahsi kripto cüzdanlarına aktardıkları kaydedildi. Şebekenin, mali trafiğin izini sürmeyi zorlaştırmak için uluslararası bir kripto ağı kullanıldığı görüldü. Şirketlerin Dubai, Kıbrıs ve Ukrayna bağlantılı kripto para hesaplarıyla işlem yaptığı, ayrıca banka ve borsa denetimlerine takılmamak için yüklü miktardaki paraları "soğuk cüzdanlar" içerisine aktararak muhafaza ettiği anlaşıldı.
OPERASYONDAN KORKAN YÖNETİM 200 ÇALIŞANI İŞTEN ÇIKARILDI
Benzer faaliyetler yürüten başka bir iş yerine 10 Mart'ta polis baskını yapılması, şirket yönetimini paniğe sürükledi. Çalışanlar, 3-4 gün ofise getirilmedi, 650 kişilik çalışan sayısı aniden 400'e düşürüldü. 1 ay sonra durumun yatıştığı düşünülerek yeniden 600 civarına çıkarıldı.
ÇALIŞANLARIN PANİK MESAJLARI DOSYAYA GİRDİ "POLİS GELİRSE NE DİYECEĞİZ"
Çalışanlardan Doğa Altunok'un telefonunda; baskın dönemine ait çarpıcı WhatsApp mesajlaşmaları ele geçirildi. 10 Mart'taki operasyonun ardından personelin eşyalarını toplayarak ofisleri terk ettiği, finans biriminde büyük panik yaşandığı ve 16 Mart'ta birçok departmanın tamamen boşaltıldığı belirlendi. 13 Mart'taki yazışmalarda ise avukata, "Polisler gelirse ne demeliyiz, hepimizin ağzı bir olsun, nasıl en güvenli şekilde atlatırız bu durumu?" şeklinde sorular yönelttiği tespit edildi.
POLİSTEN KAÇTI, ŞİRKET ADINI DEĞİŞTİRİP TAŞINDI
Operasyon paniğinin ardından Mayıs ayında işten ayrılmak isteyen personelin istifaları Haziran ayına kadar geciktirildi. Bu süreçte polisin takibinden ve olası baskınlardan kaçmak isteyen firmanın, ismini değiştirerek faaliyetlerini sürdürmek üzere Park Plaza'ya taşındığı belirlendi. Başsavcılık, şirketlerin adres ve unvan değiştirerek iz kapatma adımlarını soruşturma kapsamına aldı.