SON DAKİKA… Piyasa değeri 10 bin ile 15 bin dolar arasında değişen ve hastanelerde imha edilmesi gereken tarihi geçmiş kanser ilaçlarını, hastanelerin eczacıları aracılığıyla toplayıp sahte ambalajlarla 5 bin ila 6 bin dolara piyasaya süren çete soruşturmasında skandalın boyutu yeni bir aşamaya taşındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, tarihi geçmiş ve ambalajı değiştirilmiş bu ilaçları kullanarak sağlık durumu bozulan veya rahatsızlanan hastaların tespiti için Sağlık Bakanlığı ile İl Sağlık Müdürlüğü'ne resmi yazı yolladı. Öte yandan vicdansızların WhatsApp mesajları da ortaya çıktı: Adam orada 25 yıl hapislik iş yapıyor. Hepimiz gideriz valla!
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, son kullanma tarihi geçmiş kanser ilaçlarının ambalajlarını matbaada yenileyerek piyasaya süren devasa bir sahtecilik şebekesi çökertildi. Kanser hastalarının umuduyla oynayan vicdansızlara yönelik tarihi operasyonda, 11 ilde 24 şüpheli ve 5 iş yerine eş zamanlı baskın düzenlendi; 22 şüpheli gözaltına alındı. Aralarında hemşire, eczacı, aktif polis memuru ve matbaacının da bulunduğu organizasyonun toplam işlem hacminin 650 milyon lirayı bulduğu saptandı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen 650 milyon liralık sahte kanser ilacı vurgununa ilişkin soruşturmada, insan hayatını doğrudan tehdit eden vahim detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor. Şebekenin hastanelerden, eczanelerden ve vefat eden hastaların yakınlarından topladığı son kullanma tarihi geçmiş yüksek nitelikli biyolojik kanser ilaçlarını yenilenmiş ambalajlarla piyasaya sürdüğünün belgelenmesinin ardından adli makamlar sağlık boyutunu derinleştirdi. Başsavcılık, Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne gönderdiği resmi yazıyla, şebeke tarafından dağıtılan bu etkisiz ve tarihi geçmiş ilaçları kullanıp mağdur olan, sağlık durumu ağırlaşan ya da rahatsızlanan hasta bulunup bulunmadığının geriye dönük taranmasını istedi.
15 BİN DOLARLIK İLAÇLARI 5-6 BİN DOLARA "YARI FİYATINA" SATMIŞLAR
Soruşturma dosyasından elde edilen yeni verilere göre, şebekenin uyguladığı fiyat kurnazlığı da deşifre edildi. Kanser tedavisinde kullanılan ve orijinal piyasa fiyatı 10 bin ila 15 bin dolar (yaklaşık 350 bin - 525 bin Türk Lirası) arasında değişen son derece pahalı biyolojik ilaçların, çete tarafından hastanelerden ve yasa dışı kanallardan ucuza kapatıldığı belirlendi. Şebekenin, matbaada bastırdığı sahte kutu ve prospektüslerle "tarihi geçmemiş" süsü verdiği bu ölümcül ürünleri piyasada 5 bin ila 6 bin dolar gibi "indirimli" fiyatlarla özel kliniklere, hastanelere, eczanelere ve yurt dışındaki alıcılara pazarlayarak haksız kazanç sağladığı saptandı.
HASTANE KORİDORLARINDAN MATBAAYA UZANAN TEHLİKELİ ÇARK
Soruşturma detaylarına göre, ambalajı yenilenen ilaçların etken maddesinin son kullanma tarihi geçtiği için biyolojik aktivitesini kaybettiği, bu durumun da ağır kanser hastalarında tedavinin tamamen başarısız olmasına ve hayati riskin katlanmasına yol açtığı vurgulandı. Şebeke liderleri Moharram Jabbari ve Ahmet Cengiz'in organizasyonunda; kamu ve özel hastanelerde görev yapan hemşireler ile eczacıların son kullanma tarihi dolmuş ilaçları sistem dışına çıkarıp örgüte teslim ettiği, aktüel polis memuru Mikail Aktaş'ın ise matbaacı Cumhur Yılmaz ile temasa geçerek binlerce sahte kutu ve prospektüs bastırdığı belirlendi.
REÇETE VE HASTA TAKİBİ GERİYE DÖNÜK İNCELEMEDE
Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne yazılan resmi yazının ardından, soruşturma kapsamında el konulan ecza depolarındaki sahte ambalajlı ilaçların seri numaraları ile hastanelerdeki kullanım kayıtları eşleştirilmeye başlandı. Şebekenin piyasaya sürdüğü sahte kutulu ilaçların hangi hastalara ulaştırıldığı ve bu ilaçları kullandıktan sonra yan etki veya sağlık kaybı yaşayan kişilerin adli tıp birimlerince inceleneceği bildirildi. Başsavcılık yetkilileri, soruşturmanın sadece mali dolandırıcılık değil, "kasten yaralama" ve "insan hayatını tehlikeye sokma" suçları kapsamında da genişletildiğini belirtti.
"25 YIL HAPİSLİK İŞ YAPILIYOR, POLİS GELİR DİYE DURAMADIM"
Dosyasına giren teknik takip kayıtları ve cep telefonu WhatsApp yazışmaları, şebekenin kirli çarkını ve içeride yaşanan büyük paniği saniye saniye gözler önüne serdi. Çete bünyesinde aktif rol alan polis memuru Mikail Aktaş'ın matbaacıya gönderdiği mesajlarda "İşin ciddiyetinin farkında değilsin, adam orada 25 yıl hapislik iş yapıyor, polis gelecek diye korkudan duramadım" dediği belirlenirken, sahte ilaç kutularının polis memuruna matbaacının evinin penceresinden aşağı atılarak teslim edildiği telefon tapelerine yansıdı. Soruşturma birimlerinin CMK 135 ve 140 maddeleri kapsamında yaklaşık 3,5 ay boyunca sürdürdüğü teknik takip ile el konulan cep telefonlarındaki WhatsApp incelemeleri, insan hayatını hiçe sayan yapılanmanın operasyon öncesinde nasıl büyük bir korku ve telaş içerisine girdiğini ifşa etti.
POLİS MEMURUNUN ŞOK İTİRAFLARI: HEPİMİZ GİDERİZ!
Adli dosyaya giren WhatsApp ekran görüntülerinde, suç organizasyonunun ambalaj ve prospektüs ayağını koordine eden aktif polis memuru Mikail Aktaş'ın matbaacı bağlantılarına gönderdiği mesajlar soruşturmanın yönünü derinleştirdi. Şüpheli polis memurunun, imalathanede yürütülen sahteciliğin boyutunu gördükten sonra paniğe kapıldığı belirlendi. Polis memuru Aktaş'ın karşı tarafa attığı mesajlarda, "Abi sen işin ciddiyetinin farkında değilsin herhalde, valla kimseye bir şey anlatamayız. Adam orada 25 yıl hapislik iş yapıyor. Bir takipte falan olsa hepimiz gideriz valla. Batmanlı duracaksa ben yarın sabah gelip eşyalarımı toplayayım abi. Benim işlerden bir sıkıntı olsa cezası kazası belası bana ait ama diğer türlü bir şey gelse işin içinden çıkamayız" ifadelerini kullandığı görüldü.
BİZİM DE İŞLERİ PATLATIR
Polis memurunun imalathanedeki tedbirsizlikten duyduğu korkuyu anlatırken kaydettiği şu sözler de soruşturma raporuna girdi: "Yanı bu çok ciddi iş abi, arkadaşım imalat değil normal yapılmasını alıp iteliyordu 4 yıldır içeride. Valla dükkana çaycı girip çıkıyor, adam hiç saklamıyor bile. Senin başın ağrır, bizim de işleri patlatır valla. Ben sadece kâğıdını yapıyor sanıyordum, adam orada hazırlıyor çok sıkıntı. Polis gelecek diye korkudan duramadım valla. Abi gönder yoksa polise denk gelsek biz hapse gideceğiz."
40 GRAM KÂĞIT DETAYI VE "CUMAYA YETİŞİR DEDİM YALAN ÇIKMAMAM LAZIM" PAZARLIĞI
Yazışmalarda şebekenin sahte prospektüs basımında uyguladığı teknik standartlar ve zaman baskısı da gün yüzüne çıkarıldı. Polis memuru Aktaş'ın prospektüslerin orijinaline birebir benzemesi için özel kâğıt gramajı uyarısı yaptığı belgelendi. Aktaş'ın mesajlarında, "Prospektüs kâğıdı de abi o adama, biliyor zaten bizi, 40 gram kâğıt çünkü aklımız karışmasın. İşe başlamak lazım bugünden, prospektüsü basmalıydık ben katlamacıyla konuştum ettim acil bu iş. Yarın basmaya çalışalım abi cuma günü Mersin'e gideceğim 2-3 gün yokum, işi hızlı güzel halledelim gözünü seveyim bunun siparişi var. Cumaya yetişir dedim yalan çıkmamam lazım" şeklinde talimatlar yağdırdığı tespit edildi. Karşı tarafın ise kâğıt tedariki ve baskı sürecine ilişkin "Muttalip'i bekliyorum gelecek montajları atacak bana ki baskıya atayım, sabah da gider 45 gram kâğıdı alır baskıya veririm" ve "İş yeni bitti başkan, basıldı, baskıcı cumartesi çalışmıyor zar zor getirttim" yanıtlarını verdiği kayıtlara yansıdı.
SİPARİŞLE SAHTE İLAÇ AMBALAJI VE PARTİ NUMARALI BASIM
Görsellerde şebekenin doğrudan belirli marka kanser ilaçlarına yönelik ambalaj siparişi verdiği de belgelendi. Cep telefonu üzerinden gönderilen görselde, kanser tedavisinde kullanılan "Cyramza 100 mg/10 ml" ibareli ilaç kutusunun fotoğrafının paylaşıldığı saptandı. Mesaj içeriğinde ilacın spesifik basım bilgileri verilirken "Parti no: 10006757, Son kullanma tarihi: 02/2027" notunun düşüldüğü ve polis memuru Mikail Aktaş'ın "Kaç adet basılacak" sorusuna "60 adet yeter abi" yanıtının verildiği görüldü.
TELEFON TAPELERİ: "EŞİME SÖYLEYEYİM SAHTE AMBALAJLARI PENCEREDEN AŞAĞI VERSİN"
Soruşturma dosyasının en çarpıcı delillerinden birini ise polis memuru Mikail Aktaş ile Yavuz Mücellit ve Matbaacılık şirketinin sahibi Cumhur Yılmaz arasında gerçekleşen telefon dinleme (tape) kayıtları oluşturdu. İkili arasında geçen diyaloglarda sahte kutu ve prospektüslerin gizlice teslim edilme yöntemleri ifşa oldu. Ortaya çıkan dinleme kayıtlarında Cumhur Yılmaz'ın, "Senin geri kalan malı katlamaya geldim anca bugün katlarım çünkü yetişmez diye. Diğerleri evde hazır da şimdi burada geri kalanı var onları katlamaya geldim" demesi üzerine Mikail Aktaş'ın "Gidip alsam daha iyi" dediği belirlendi. Bunun üzerine matbaacı Cumhur Yılmaz'ın "İyi dur eşime telefon açayım pencereden aşağı versin sana" yanıtını verdiği, polis memurunun ise "Tamam olur abi sen bir de evin konumunu at bana yenge ile konuş, adresten alırım" diyerek teslimatı kabul ettiği kayıtlara geçti.
BİNLERCE ADETLİK SAHTE KUTU VE TABAKA PAZARLIĞI
İkili arasında gerçekleşen diğer dinleme takılmalarında ise basılan sahte kutu miktarları ve kesim işlemleri masaya yatırıldı. Görüşme kayıtlarında Mikail Aktaş'ın "İki bin beş yüz tane falan anca çıkar abi ya, kesilse iki bin beş yüz tane çıkar. Var var üç bin, üç bin beş yüz tane falan vardır abi" sözlerine karşılık matbaacı Cumhur Yılmaz'ın "Gördüm üç bin tane rahat mal var ben sana söyleyeyim. Benim bozduğum altı tane mal bozdum, ben malın üçte birini katladım o kadar toplayabildim. Bin iki yüz tane katladım" dediği tespit edildi.
DUR LAN BİTİRMEDEN GETİRME
Polis memurunun "Hayırlısı sen hepsini bitirsen yeni bir tane var getirirdik yani" diyerek yeni sahte ambalaj işleri getireceğini vaat etmesi üzerine matbaacı Cumhur Yılmaz'ın "Dur lan bitirmeden getirme, acil olanı vereyim de gerisi zaten kalır" dediği belgelendi. Soruşturma birimleri, elde edilen bu yazışma ve ses kayıtlarının örgüt üyelerinin suç kastını, sahtecilikteki görev dağılımını ve halk sağlığına yönelik tehlikenin boyutunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını bildirdi.