Türkiye'de infial yaratan olayla ilgili yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan İddianamede, şüpheliler hakkında yüzlerce yıl hapis istemiyle dava açıldı. Dün başlayan yargılama sabah saat 10.00'dan akşam 21.00'e kadar devam etti.
Dün mahkeme heyeti tüm katılma taleplerini reddetti. 11 saat süren yargılamada sadece hemşire Hakan Doğukan Taşçı dinlendi. Bugün diğer sanıklar dinlenecek. Duruşma saat 10.00'da başladı. Duruşmada ilk olarak sanık müdafilerin isimleri okundu. Duruşma hemşire olarak görev yapan tutuklu sanık Hasan Basri Gök'ün savunmasının alınmasıyla başladı.
"112 DEVREYE GİRMEDEN FIRAT SARI ALIYORDU"
Hemşire Hasan Basri Gök, duruşmada yaptığı savunmasında şunları söyledi:
Tutuklu sanık Hasan Basri Gök mahkeme başkanının 'Hakkında sahtecilik ve örgüt üyesi olmak suçlarından dava açıldı Savunmanı yapacak mısın?' sorusuna karşılık, "Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, suç örgütüne üye olma suçundan açılan dava hakkında, savcılık ve emniyette anlattım. Tekrar anlatmaya gerek yok gözümle gördüğüm bildiğim şeyler. Epikriz değiştirme olayı, hastanın bir egzersiz sistemi vardı, bebeklerin değerlerini girerdik, karşıdaki görevlinin verdiği bilgileri girerdik. Bu sistem savcılıkta var. Reyap, Silivri, Duygu hastanesinde çalıştım. 2019-2021 Reyap Hastanesinde çalıştım. Fırat Sarı'nın bir sene kadar normal hemşiresiydim. Son 6 ayda epikrize yardım ettim son zamanlarda da şöförlüğünü yaptım. Özel Reyap hastaneleri tam işletme gibi değildi. Avcılar, Doğa, Birinci, Silivri Kolon Hastanesi, Bağcılar Şafak, TRG Hastanesi gibi hastaneler. Bebek sevklerini Fırat Sarı ve 3 kişi daha yapıyordu. Esenyurt'ta Tıp merkezinde doğan bebek, araya 112 girmeden Fırat Sarı hastaneye sevkini yaptırıyordu.Aileye ise yakında bu hastane var oraya sevkini yapıyoruz diyorlardı."dedi.
'MEHTAP BEBEĞİ ÖLDÜR' DEMİŞSİN BUNA NE DİYORSUN?
Gök, "Sevkler 112 bilgilendirmeden yapılıyordu bu durumda doktorlar üzerinden yapılıyordu. Bu durumdan para Kazanıyorlardı, ama gözümle gördüğüm birşey yok. Serdar, il dışı sevklerden 5 bin lira kazanıyordu. İlker ve Fırat zaten yöneticiydi.Mehtap ile görüşmem konusunda ise denetimlerde Fırat Sarı'nın talimatı üzerine hareket ettik. Hasta üzerinden kullanılmış gibi gösterilen gaz ve ilaçlar vardı, onlarla ilgiliydi. Serdarova bebeğin ailesinden para istediğimiz konusunda ise Fırat Sarı aradı, sevk vardı ancak ailenin parası yoktu. Toplamda yaklaşık 40 bin lira para toplandı. Hastaneye parasını verdik, Fırat Sarı kendi komisyon ücretini aldı. Bana da yemek parası verdi. Amaç ise SGK'dan daha fazla para almaktı. Mahkeme başkanının Mehtap ile 'Çocuğu öldür' mesajlaşmasını sorması üzerine Gök, "Bebeğin nabzı belli bir seviyede tutuluyor bu da bebeğin sürekli kalbinin durup geri gelmesine sebep oluyor. Bebeği görmediğim için ya da bilgi sahibi olmadığım için bir şey söyleyemem" yanıtını verdi.Gök, Fehmi Alperen ile 'Benim bölgeme girmiyorsun değil mi?' mesajlaşmasını ise, 'İstanbul'u bölgelere bölmeden ziyade semt olarak tanıdığı kişiler, doktorlar sayesinde bebekleri alıyorlardı. Zuhal ile mesajlaşmasını da Ocak ayında kapanan dosyanın tam tekbir olmasını istiyordu onunla ilgili konuşmamız" şeklinde açıkladı.
Gök, "20 yatışa uygun epikriz raporu yazılmasını hatırlamıyorum. Fırat Sarı düşük ücretler ödüyordu. Fırat Sarı, tüm sorumlulara para ödüyordu. Herşeyin bir ücreti vardı; doktora yardım etmek, epikriz raporu yazılması gibi işler. Basamak hastaneler doğru değildi. SGK'dan buna göre para alınıyordu. Önümüzdeki basamakları değiştiriyorduk. Hastanedeki ilaçları da Doğukan ile birlikte satıyorduk. İlaç satışından 40 bin lira para kazandık. Hemşirelerden ilaç aldık. Fırat Sarı'nın bilgisi dahilinde aldım. Denetim var diye bir seferinde 24 kutu ilaç verdiler. İlaçları alırken hastanenin haberi vardı. Bu raporu zaten hastane başhekimi ve sahibi görüyor. Bunlar fark edilmeyecek ilaçlar değil; sistemden düştüğünde herkesin haberi olur. Sonuçta hastanenin birdenbire cirosu artıyordu" dedi.
"DEVLETİ SOYMAK MİLLETİ SOYMAKTAN ŞEREFLİDİR"
Sanık Deniz Korkmaz savunmasında, "Savunma yapmak istiyorum. Kusura bakmayın biraz heyecanlıyım. Bebek yoğunbakımda çalışıyordum. Hakkımda somut bir delil göremedim. CİMER'e ben şikayet ettim. Tapelerdeki 'Devleti soymak milleti soymaktan şereflidir' sözünü kurtlar vadisi dizisinde bir replik vardı onu kullandım" dedi.
"DOKTOR DOĞRU DÜZGÜN HASTAYA BAKMIYOR"
Tutuklu sanık hemşire Deniz Korkmaz sözlerine şöyle devam etti: Birinci Hastanesinde bir tane doktor vardı ama doğru düzgün hastaya bakmıyordu. Doğukan bakıyordu. Reyap Hastanesi'nde bir tane hemşire 5 bebeğe bakıyordu. Çok yoğunluk vardı. Hastanelerin mantığı daha çok para kazanmaktı.
Hemşire Hüseyin Günerhan: "Böyle bir örgütün var olduğuna inanmıyorum. Herkesin bir hayatı var. Sağlık sektöründe de mutlak monarşi var. Birilerinden emir alıyor olmamız örgüt olduğumuz anlamına gelmez"
"BAZI SİSTEMLİ YANLIŞLIKLAR VAR"
Dünkü duruşmada ilk savunmayı yapan hemşire Hakan Doğukan Taşçı ise "Öncelikle tutuklandıktan sonra kendim yaptığım işlemi söyledim ve kabul ettim. Soruşturma aşamasında dürüstlükle ifadelerimi verdim. Bazı konulardaki suçlamaları kabul etmiyorum. Kasten öldürme suçunu kabul etmiyorum. Sadece telefon tapelerinden bilir kişi raporu yazılmış. 2014 yılında sağlık lisesinden mezun oldum.
10 yıldır yenidoğan yoğun bakımda çalışıyorum. 7-8 hastanede çalıştım. Hepimiz sağlık sektöründe olduğumuz için diğer sanıkları hepimiz tanırız. Çoğunu tanıyorum.
Fırat Sarı'yı Reyap hastanesinden tanıyorum. Hasan Basri arkadaşım. Davamız bir çok eylemden oluşuyor. Bir çok suçlama var. Bazı sistemli yanlışlıklar var" demişti.
Fırat sarı ile olan ses kaydı sorulan hemşire Hakan Doğukan Taşçı, "Her hastane sahibi para kazanmak ister. Hasta sayılarının fazla tutulması için Fırat Sarı'ya baskı kuruyor. Fırat'ta bana bunu aktarıyor" şeklinde cevap verdi.
Taşçı ayrıca Fırat Sarı'nın hastalara fazla ücret söylediğini ve aradaki komisyonu kendisine aldığını dile getirdi.
BAKAN MEMİŞOĞLU: "BİZ 'İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAMIŞ ÇETELER' DİYORUZ"
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ise önceki dün yaptığı açıklamada şunları söylemişti: "Özellikle son zamanlarda malum üzüntü verici yenidoğanla ilgili olaylar oldu. Burada özellikle bir şey ifade etmek istiyorum; her meslek grubunda, her meslekte maalesef etik değerden, insani duygulardan nasip almamış insanlar çıkabilir. Sağlık çalışanları arasında da çok çok az da olsa bu çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır.
Biz, Sağlık Bakanlığı ve sağlık çalışanları olarak buna 'yenidoğan çetesi' demiyoruz. Buna 'insanlıktan nasibini almamış çeteler' diyoruz. Bunlara 'çürük elma operasyonları' diyoruz. Çünkü bu insanların bırakın sağlıkçı olmayı, insani değerlerden bir şey almadıklarını biliyoruz. Ve bu tür çetelerle, bu tür yanlış davranışlar içinde olan insanlarla mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.
Bu yolda bu kadar iyi sağlık hizmeti sunan, bu kadar geniş sağlık hizmeti sunan, bu kadar iyi sağlık çalışanı olan, toplumunu sağlıklı kılmak için gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarımızın yüzde yüzüne yakın insanını bu tür çürük elmalarla birleştirmeyi veya eşleştirmeyi kabul etmiyoruz. Bu insanlarla biz, aramızda varsa bunlarla mücadeleye devam ediyoruz. Bunu hiç unutmamanızı istiyorum."
"KUTUNUN İÇİNDE İLAÇ DEĞİL SEMAVER VARDI"
Tutuklu sanık Hüseyin Gündüz, "Suçlamaları kabul etmiyorum. Dosyada adı geçenlerden Hakan Doğukan Taşcı'yı tanıyorum. Hakan'da sadece ilaç aldım. Bu ilaçların suç olduğunu bilmiyordum. 7 aydır suçsuz yere tutukluyum tahliyemi talep ediyorum. Hakan curosurf aldım. Toplam 50-60 ilaç aldım. 600 liraya aldım. Bin liraya sattım. Sosyal medyadan tanıştığım Reşat isimli birine sattım. Hasan Basri'yi hiç görmedim. Doğukan benim arkadaşım. Savcı beyin ilaç olarak değerlendirdiği kutunun içinde semaver var. Para alışverişi Hakan ile oluyordu" dedi.