Karadeniz'in zorlu ve sert iklim şartlarına aldırış etmeden 1880 yılından bu yana gemilere rehberlik eden Bafra Deniz Feneri, yalnızca denizcilik tarihi için değil, bölge turizmi için de hayati bir simge haline gelmiş durumda. Samsun'un Bafra ilçesine bağlı Fener Mahallesi Halisburnu mevkisinde yükselen bu görkemli yapı, deniz seviyesinden onlarca metre yüksekte yaktığı ışıkla Karadeniz'i aydınlatıyor. Hem geçmişin izlerini taşıyan mimarisi hem de yanı başındaki Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti ile birleşen atmosferi, tarihi feneri gezginlerin ve fotoğraf tutkunlarının odak noktası yapıyor.
Tarihi fenerin yapılışı Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanıyor. Fransız müteahhitler tarafından Bafra Fener Mahallesi Halisburnu mevkisinde özel bir mühendislik tekniğiyle inşa edilen yapı, demir boru kazıklar üzerine çelik konstrüksiyon olarak yükseltildi.
Yaklaşık 22 metre yüksekliğe sahip olan kule, deniz seviyesinden 25 metre yükseklikte konumlanarak Karadeniz'in karanlık sularını aydınlatıyor. İleri mühendislik mimarisi sayesinde, gece karanlığında seyreden gemilere ve balıkçı teknelerine tam 20 deniz mili (yaklaşık 37 kilometre) mesafeden rehberlik edebilecek bir ışık gücüne ulaşıyor.
Samsun'un simgelerinden biri olan Bafra Deniz Feneri, kurulduğu günden bu yana teknolojinin geçirdiği dönüşümlere de canlı bir tanıklık etti. 1880'li yıllarda ilk çalıştırıldığında fitilli gaz yağı sistemleriyle aydınlatma sağlayan fener, ilerleyen yıllarda daha parlak ve verimli bir yakıt olan asetilen gazı sistemine dönüştürüldü.
Günümüzde ise tamamen modern elektrik enerjisi altyapısıyla hizmet veren fenerde, teknolojinin tüm imkanları kullanılırken tarihi dokudan kopulmadı. Fenerin iç yapısında bulunan orijinal tarihi optik mekanizma ile saat sistemi hassasiyetle korunuyor; böylece tarihi miras ile modern teknoloji aynı çatı altında buluşuyor.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından ulusal miras statüsünde yüksek güvenlik ve hassasiyetle koruma altında tutulan tarihi yapı, Karadeniz'in şiddetli fırtınalarına, yüksek nemine ve sert tuzlu rüzgarlarına meydan okuyor.
Dış cephesinde zamanın ve hırçın iklim şartlarının bıraktığı paslanma ve eskimeler dikkat çekse de, fener strüktürel sağlamlığını koruyarak ilk günkü işlevini aralıksız sürdürüyor. Karadeniz'deki seyir emniyetinin en önemli kilit noktalarından biri olan kule, aynı zamanda Karadeniz coğrafyasının direnç simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Tarihi deniz feneri sadece mavi suları kullanan gemilere ve yerel balıkçılara yön göstermekle kalmıyor; coğrafi konumu itibarıyla doğaseverlerin de uğrak noktası olmayı başarıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'ni ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler, rotalarını Bafra Deniz Feneri'ne kırıyor.
Doğal güzelliklerle çevrili bu tarihi alanda olta balıkçılığı yapmak, deniz kenarında vakit geçirmek ve tarihi kulenin gölgesinde gün batımını seyretmek, bölgeye gelen ziyaretçilerin vazgeçilmez aktiviteleri arasında yer alıyor.
Bafra Deniz Feneri'nin bölge ekonomisine ve turizmine sağladığı katkıya dikkat çeken Fener Mahallesi Muhtarı Faysal Bayrak, alanın potansiyelinin daha da geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Fenerin denizdeki gemiler ve küçük kayıklar için hayati bir pusula olduğunu ifade eden Bayrak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu fener denizdeki gemilere, kayıklara yön gösteriyor. Burası tarihi bir rota olduğundan dolayı ziyaretçi geliyor. Vatandaşlara açık bir yer. Yurt dışından turistler buraya gelerek konaklıyor. Burada denize giriyorlar. Bu fener mahalleye turist çekiyor. Olta balıkçılığı yapılıyor. Burada belediyenin öncü olması ve bölgeyi geliştirecek projeler hazırlaması lazım."
Yaklaşık bir buçuk asırdır Karadeniz'de yolunu arayan tüm denizcilere güvenli liman ve rota sağlayan Bafra Deniz Feneri; köklü tarihi mirası, Fransız döneminden kalma çelik mimarisi ve Kızılırmak'ın denize döküldüğü eşsiz manzarasıyla hem Samsun'un hem de Türkiye'nin denizcilik tarihindeki en değerli mücevherlerinden biri olarak ışıldamaya devam ediyor.