Muş'ta uydu görüntüleriyle yapılan incelemeler sonucunda, Urartu medeniyetine ait devasa bir kale keşfedildi. Tam 17 futbol sahası büyüklüğündeki bu gizemli yapı, bölgenin tarihini ve Urartu'nun batı yayılımına dair bilinenleri baştan yazacak nitelikte!
Anadolu'nun zengin tarihi her geçen gün yepyeni bir sırrı gözler önüne seriyor. Arkeoloji dünyasını heyecanlandıran son büyük keşif ise Muş'tan geldi. Uydu fotoğraflarındaki sıra dışı topoğrafjik detayları fark eden uzmanların titiz saha çalışmaları, binlerce yıllık devasa bir Urartu kalesini gün yüzüne çıkardı.
Muş'ta bugüne kadar tespit edilen en büyük kale olma özelliğini taşıyan bu yapı, büyüklüğü ve mimari detaylarıyla parmak ısırtıyor. İşte Türkiye'nin tarihine damga vuracak o muazzam keşfin merak edilen tüm detayları...
Tarihi değiştiren bu keşif, arkeolog Melik Mirbey Ömeroğlu'nun uydu verilerini incelemesiyle başladı. Uydu fotoğraflarında doğal topoğrafyayla uyum göstermeyen bazı yapısal izler dikkat çekti. Bu anomalilerin doğadan farklı olabileceğini değerlendiren araştırmacılar bölgeye giderek sahada incelemeler yaptı.
Yapılan gözlemlerde, bu izlerin devasa bir kale yerleşimine ait sur kalıntıları olduğu net bir şekilde belirlendi ve keşif derhal koruma altına alınması için Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna bildirildi.
Muş merkeze bağlı Mescidli köyü sınırlarında yer alan kale, sahip olduğu boyutlarla şaşkınlık yaratıyor. Tam 120 bin metrekarelik devasa bir alana yaygın olan bu yapı, yaklaşık 17 futbol sahasına denk geliyor. Kaleyi çevreleyen surların toplam uzunluğu ise 1,4 kilometreyi buluyor.
İç tarafta yüksekliği 2 metreyi, dış cephede ise 4 metreyi bulan surlar; kiklopik düzende poligonal yapı sergiliyor. Bu mimari özellikleriyle yapı, Van'daki Aşağı Anzaf ve Zivistan kaleleri gibi Erken Demir Çağı eserleriyle büyük bir benzerlik gösteriyor.
Kalenin mimari kalıntıları sadece surlarla sınırlı kalmıyor. Yapının kuzey kesiminde antik döneme ait yapı izleri takip edilebilirken, güney kesiminde çok daha dikkat çekici bir detay yer alıyor. Burada, yarıçapı yaklaşık 25 metre olan ve daha küçük taşlarla örülmüş daire şeklinde büyük bir çukur bulunuyor.
Uzmanlar, bu yapının muhtemelen kalenin su ihtiyacını karşılamak amacıyla tasarlanmış antik bir sarnıç veya su deposu olduğunu değerlendiriyor.
Kalenin sadece boyutu değil, coğrafi konumu da arkeoloji dünyası için kritik bir önem taşıyor. Urartu Krallığı'nın batıya yayılma güzergahında yer alan bu bölge, aynı zamanda dünyanın ilk organize karayolu sistemlerinden biri olan tarihi Urartu yolunun da üzerinde bulunuyor.