Altın rezervlerinin tam üzerinde kurulu bir hayat ama ne altyapı var ne de zenginlik! Peru And Dağları'ndaki La Rinconada kasabası duyanları hayrete düşürüyor. Binlerce madencinin akın ettiği bu yerde insanlar neden servete ulaşamıyor? İşte o sıra dışı kasabanın hikayesi...
Dondurucu soğuk, düşük oksijen seviyesi ve zorlu maden koşulları, La Rinconada'da günlük hayatın ayrılmaz bir parçası. Toprağın altında büyük bir servet bulunmasına rağmen kasabada yaşayanların önemli bölümü için altın, rahat ve refah dolu bir hayat anlamına gelmiyor.
La Rinconada, Peru'nun güneyinde And Dağları'nın eteklerinde yaklaşık 5 bin 100 metre yükseklikte bulunuyor. Bu özelliğiyle dünyanın en yüksek sürekli yerleşim yerleri arasında gösteriliyor.
Kasabanın en önemli geçim kaynağı altın madenciliği. Peru'nun farklı bölgelerinden gelen binlerce kişi, burada çalışarak hayatını değiştireceğine inanıyor.
Kasabada kanalizasyon sistemi oldukça yetersiz. Temiz suya ulaşmak da her zaman kolay olmuyor. Çöp ve çevre kirliliği ise en büyük sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.
Birçok madenci, "cachorreo" adı verilen sistemle çalışıyor. Haftalarca ücret almadan çalışan işçiler, belirli bir gün çıkardıkları cevheri kendilerine ayırabiliyor.
Madencilerin kazancı tamamen şansa bağlı. O gün buldukları altın değerliyse büyük gelir elde edebiliyorlar, aksi halde haftalarca emeklerinin karşılığını alamayabiliyorlar.
Altın umuduyla gelenlerin sayısı arttıkça kasabanın nüfusu da değişiyor. Günümüzde burada 50 ila 70 bin arasında kişinin yaşadığı tahmin ediliyor.
Zorlu yaşam şartlarına rağmen La Rinconada, dünyanın en sıra dışı yerleşimlerinden biri olması nedeniyle belgesel yapımcıları ve macera tutkunlarının ilgisini çekiyor.
La Rinconada'nın altında büyük altın rezervleri bulunsa da bu durum kasaba halkının zengin olduğu anlamına gelmiyor. Aksine birçok kişi, yıllardır ağır şartlarda çalışmasına rağmen geçimini güçlükle sağlayabiliyor.