TasteAtlas, her yıl merakla beklenen ve gurmelerin seyahat rotalarını belirleyen "Dünyanın En İyi Yemek Şehirleri" listesini güncelledi. Küresel lezzet haritasını çıkaran bu liste; dünya mutfaklarının kıyasıya rekabetine sahne olurken, Türkiye'den iki gastronomi merkezi de listede yer aldı. New York'tan Tokyo'ya, Paris'ten Lima'ya uzanan bu devasa lezzet listesinde Türkiye'nin elde ettiği dereceler ise dikkat çekti.
Atlas Okyanusu'nun kıyısındaki bu tarihi liman kenti, tatlı severlerin dünyadaki en büyük duraklarından biri. Dışı çıtır milföy hamuru, içi fırınlanmış krema dolgulu ve üzeri hafif yanık olarak sıcak servis edilen efsanevi "Pastel de Nata" tatlısı; üzerine serpilen tarçın ve pudra şekeriyle Lizbon sokaklarında yiyebileceğiniz en büyüleyici lezzettir.
Adeta bir tartı andıran, derin bir kalıpta pişirilerek içi bolca mozzarella peyniri, domates sosu ve et malzemeleriyle doldurulan kalın hamurlu pizzları; Chicago'nun tüm dünyada taklit edilen en meşhur imza yemeğidir.
İncecik kıyılmış biftek etinin ızgarada pişirilip, üzerine bolca eritilmiş peynir ve karamelize soğan eklenerek taze sandviç ekmeğine doldurulduğu "Philly Cheesesteak"; Philadelphia sokaklarının vazgeçilmezlerindendir.
Pasifik Okyanusu'nun esintisini mutfağına taşıyan bu sahil şehri, deniz mahsullü ekşi mayalı ekmekleriyle meşhurdur. Ekşi mayalı dev ekmek çanaklarının içine doldurulan yoğun kıvamlı ve kremalı istiridye çorbası "Clam Chowder" ve İtalyan göçmenlerin limanda başlattığı balık ve deniz ürünü yahnisi "Cioppino", San Francisco rıhtımının en sevilen lezzet klasikleridir.
Dünyanın en taze balıklarının sabahın ilk ışıklarında açık artırmayla satıldığı Tokyo, suşi sanatının zirvesidir. Ustanın gözünüzün önünde elinde şekillendirip taze wasabi ile servis ettiği kusursuz "Nigiri" suşileri ve derin kaselerde saatlerce kaynatılmış kemik suyuyla sunulan dumanı üstünde aromatik "Ramen" erişteleri; Tokyo'yu dünyanın en disiplinli gurme şehri yapıyor.
İtalya'nın aristokrat şehri Torino (Turin), çikolata ve kahve kültürünün zirve noktasıdır. Kakao ve fındığın muazzam uyumundan doğan ve dünyaya Nutella'yı kazandıran o meşhur "Gianduja" çikolatası ile espresso, sıcak çikolata ve süt köpüğünün kat kat bardakta buluştuğu tarihi içecekleri "Bicerin", Torino'nun şık caddelerinde içinizi ısıtacak en özel tatlardır.
Yüzyıllar boyunca farklı imparatorluklara ev sahipliği yapan İstanbul, saray mutfağının asaletini sokak lezzetlerinin pratikliğiyle birleştiriyor. Eminönü'nde ızgarada cızırdayan taze balık ekmeklerden, kokusuyla caddeleri saran baharatlı kokoreçe; tencere yemeklerinin en güzel örneklerini sunan esnaf lokantalarından, Boğaz'a karşı kurulan o mezeli çilingir sofralarına kadar İstanbul; tam bir lezzet imparatorluğudur.
Kızarmış patlıcan, taze domates sosu, fesleğen ve üzerine rendelenmiş tuzlu ricotta peyniriyle hazırlanan o meşhur "Pasta alla Norma", Catania mutfağının Akdeniz güneşini tabaklara taşıyan en popüler yemeğidir.
Sicilya mutfağının başkenti Palermo, sokak yemekleri ve deniz mahsullerinin muazzam bir birleşimidir. İçi safranlı pirinç, kıyma ve bezelye ile doldurulup panelenerek kızartılan o dev pirinç topları "Arancini" ve içine tatlı lor peyniri doldurulan çıtır rulo tatlı "Cannoli", Palermo'nun Akdeniz kokan ruhunu özetler.
Tropikal aromaların, yer fıstığı sosunun ve acının harmanlandığı Jakarta mutfağı, dünyanın en lezzetli pirinç yemeklerinden birine ev sahipliği yapar. Özel baharatlar, sebzeler ve tavukla birlikte harlı ateşte kavrularak üzerine göz yumurta kırılan efsanevi sokak yemeği "Nasi Goreng" ve enfes fıstık soslu şiş kebapları "Sate", Jakarta sokaklarının vazgeçilmezidir.
Doğu ile Batı'nın, Çin ve Hint mutfaklarının kavşak noktası olan Singapur, sokak yemeği stantlarıyla (Hawker Centers) Michelin yıldızı alan nadir yerlerdendir. Acılı ve hindistan cevizi sütlü efsanevi erişte çorbası "Laksa" ile acı-tatlı yoğun bir sosla devasa tencerelerde pişirilen "Acılı Yengeç" (Chili Crab), Singapur'un gurme kimliğinin en parlak yıldızlarıdır.
Dünyanın tüm kültürlerini benimseyen New York, her köşe başında farklı bir lezzet fırtınası sunar. Manhattan'ın simgesi haline gelen bol malzemeli New York usulü dilim pizzalar, sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan dumanı üstünde taze "Bagel" ekmekleri ve pürüzsüz kremamsı dokusuyla akılları baştan alan "New York Cheesecake" ön plana çıkmaktadır.
Emilia-Romagna bölgesinin bu sakin tarihi kenti, sıra dışı bir tatlı-tuzlu uyumuyla gurmeleri şaşırtır. Balkabağı dolgulu, taze adaçayı ve tereyağı sosuyla servis edilen el yapımı şapka şeklindeki "Cappellacci di Zucca" makarnası; Ferrera'nın Orta Çağ saraylarından günümüze taşıdığı en özel lezzet mirasıdır.
UNESCO tescilli lezzet başkentimiz Gaziantep; kebapları, sabahın erken saatlerinde içilen şifa deposu beyran çorbası ve katmer ile listede ön plana çıktı. Taş fırından çıkan, kırk kat incecik yufkanın arasına serilen yemyeşil Antep fıstığı ve halis sadeyağ ile hazırlanan o çıtır çıtır baklava; Antep'i dünya gastronomi devlerinin arasına gururla sokuyor.
Kanalların üzerine kurulu bu romantik deniz şehri, menüsünü Adriyatik Denizi'nin sunduğu taze su ürünleriyle doldurur. Mürekkep balığının siyah mürekkebiyle yapılan koyu renkli aromatik "Risotto al Nero di Seppia" ve atıştırmalık olarak servis edilen deniz mahsullü "Cicchetti" mezeleri, Venedik'in en özgün tatlarıdır.
Fransız, İspanyol ve Afrika mutfaklarının bu topraklarda birleşmesiyle oluşan "Creole" ve "Cajun" yemekleri, New Orleans'ı ABD'nin en karakteristik mutfağı yapıyor. Bol baharatlı deniz ürünleri yahnisi "Gumbo", pirinçli ve etli "Jambalaya" ve üzerine pudra şekeri boca edilmiş sıcak "Beignet" tatlısı ise en popüler isimlerden.
Japonya'nın eski başkenti Kyoto; sadece bir yemek değil, adeta görsel bir sanat sunan çok aşamalı geleneksel akşam yemeği "Kaiseki" kültürünün doğduğu yerdir. Mevsimsel malzemelerin en taze halleriyle, doğaya saygı duyularak ve adeta bir tablo gibi tabaklandığı bu mutfak; farklı bir lezzet deneyimi sunar.
Fransız Rivierası'nın bu güneşli şehri, Fransız disiplinini Akdeniz'in taze sebzeleriyle birleştirir. Kabak, patlıcan, biber ve domatesin zeytinyağıyla ağır ağır fırınlandığı meşhur sebze yemeği "Ratatouille" ve taze ton balığı, haşlanmış yumurta, ançüez ve zeytinle hazırlanan meşhur "Nice Salatası" (Salade Niçoise), şehrin hafif ve taze karakterini yansıtır.
İspanyol yaşam enerjisini mutfağına yansıtan Madrid, saatlerce süren sohbetlerin eşlikçisi olan "Tapas" kültürünün merkezidir. Sarımsaklı zeytinyağında pişen karidesler, patatesli İspanyol omleti "Tortilla" ve sabahın ilk ışıklarında sıcak çikolataya batırılarak yenen çıtır "Churros", Madrid'in gün boyu yaşayan lezzet duraklarıdır.
Japonların "ulusun mutfağı" olarak adlandırdığı Osaka, sokak yemekleriyle dikkat çekiyor. İçi ahtapot parçalarıyla dolu, dışı çıtır içi yumuşacık yuvarlak hamur topları olan "Takoyaki" ve bir tür Japon pizzası/krepi olarak adlandırılan soslu "Okonomiyaki", bu enerjik şehrin en sevilen sokak atıştırmalıklarıdır.
Güney Amerika'nın gastronomi başkenti olan Lima, okyanusun sunduğu tazeliği tabağa taşır. Taze çiğ balık parçalarının misket limonu suyu, acı biber ve mor soğanla marine edilerek servis edildiği ulusal yemekleri "Ceviche", Lima'yı dünya gastronomi haritasının en heyecan verici köşelerinden biri yapıyor.
Roma, mutfakta sadeliğin içindeki o devasa lezzet patlamalarını temsil eder. Sadece peynir ve taze çekilmiş karabiberden oluşan "Cacio e Pepe" ile yumurta sarısı, guanciale (yanak domuz pastırması) ve pecorino peynirinin mucizevi buluşması olan "Carbonara", Roma'nın dünyaya sunduğu en büyük makarna başyapıtlarıdır.
Avrupa'nın bu asil başkentinde mutfak kültürü, devasa porsiyonlar ve saray gelenekleriyle şekillenmiştir. İncecik dövülerek altın sarısı ekmek kırıntılarıyla kaplanıp kızartılan çıtır çıtır "Wiener Schnitzel" ve yoğun çikolatalı kayısılı "Sacher Torte", Viyana'nın hem tuzlu hem tatlı taraftaki sarsılmaz öncülerindendir.