Kartpostallardaki dağ manzaralarını görmek için sınırları aşmaya gerek yok. Karadeniz'in balta girmemiş ormanlarından Aladağlar'ın sarp kayalıklarına uzanan, asfalt yolu dahi olmayan ve haritalarda bile güçlükle seçilen en izole 10 rota bir araya geldi. İşte Türkiye'nin en güzel 10 yaylası.
Yalnızca zorlu patika yürüyüşleri veya yüksek tabanlı arazi araçlarıyla ulaşılabilen bu sarp vadiler; sis denizleri ve dik yamaçlarıyla doğrudan İsviçre Alpleri atmosferini yaşatıyor. Telefonların bile çekmediği, doğanın kendi kurallarıyla işlediği bu el değmemiş topraklar, izole bir ortam arayan ziyaretçilerini bekliyor.
1. Gorgit Yaylası (Artvin - Borçka)
Yaşlı anıt ormanların içinden geçen patikalarla yalnızca yürüyerek ulaşılabilen bu yaylada elektrik altyapısı ve motorlu taşıt yolu bulunmuyor. Yol boyunca devasa kayın ve göknar ağaçlarının eşlik ettiği rota, dik yamaçların ardından aniden açılan yemyeşil bir plato ile son buluyor.
Yaylada bölgeye özgü geleneksel ahşap mimari tamamen korunmuş durumdadır. Çatısı çivi kullanılmadan inşa edilen evler, sis bulutlarının arasından süzülen güneş ışığıyla birleştiğinde doğrudan Alplerin izole kanton köylerini andırıyor.
2. Samistal Yaylası (Rize - Çamlıhemşin)
Kaçkar Dağları'nın yaklaşık 2500 metre yüksekliğinde konumlanan Samistal, bölgedeki diğer yaylalardan çok farklı bir mimari kimliğe sahiptir. Ahşap yerine tamamen yekpare dev sal taşlarıyla inşa edilmiş asırlık taş evler, yaylaya masalsı ve biraz da mistik bir görünüm kazandırır.
Yüksek irtifa nedeniyle ağaç sınırının bittiği çayırlık alanda yer alması, manzaraya eşsiz bir güzellik katar.
Bulutların üzerinde bir adayı andıran Samistal, gün batımında kızıla boyanan sarp zirveleriyle İsviçre'nin yüksek Alpin platolarındaki manzaraları aratmaz. Buraya ulaşmak için zorlu bir arazi sürüşünün ardından taş döşeli patikaları adımlamak gerekir.
3. Beyazsu Yaylası (Artvin - Yusufeli)
Kaçkarların güney yamacında, Yusufeli sınırları içinde gizlenen Beyazsu Yaylası, buzul morenleri ve dev vadilerle çevrili jeolojik bir harikadır. Yaylanın adı, eriyen buzul sularının dik kayalıklardan köpürerek akması sonucu oluşan bembeyaz derelerden gelir.
Sert iklim şartları nedeniyle yılın sadece belirli aylarında ziyarete uygun olan bölge, dik vadileri ve granit bloklarıyla tam anlamıyla bir İsviçre atmosferi sergiler. Çevredeki sarp geçitler ve buzul çanakları, doğa fotoğrafçıları ve ileri seviye trekking tutkunları için eşsiz kompozisyonlar sunar.
4. Hacer Boğazı ve Yaylası (Kayseri - Aladağlar)
Aladağlar Milli Parkı'nın en etkileyici kanyon geçişlerinden biri olan Hacer Boğazı, dik kireçtaşı duvarların arasında yükselen izole bir yayla düzlüğüne açılır. Türkiye'nin en dik karstik vadi tabanlarından biri olan bu hat, bin metreyi aşan dikey kaya bloklarıyla çevrilidir. İç Anadolu'nun bozkır ikliminden aniden Alpin orman ve çayır ekosistemine geçiş sağlayan şaşırtıcı bir yapıya sahiptir.
5. Meydan Yaylası (Adana / Niğde - Aladağlar)
Aladağlar'ın sarp kireçtaşı duvarlarının eteklerinde, yaklaşık 2300 metre yükseklikte kurulan Meydan Yaylası, İsviçre'nin Dolomitler sınırındaki dik Alp vadilerini andırır. Bin metrelik dikey kaya bloklarıyla çevrelenmiş bu plato, dağcıların ve kampçıların yüksek irtifa geçiş noktalarından biridir. Bitki örtüsünün bodur ardıçlar ve Alpin çiçeklerle sınırlı olduğu yayla, vahşi ve sert bir coğrafi atmosfere sahiptir.
Bölgeye ulaşım, kanyon içinden geçen taşlık ve engebeli dağ yollarıyla sağlanır. Gece ile gündüz arasındaki aşırı sıcaklık farkı, buz gibi dağ pınarları ve etrafta yankılanan rüzgar sesi, ziyaretçilere modern dünyadan tamamen kopmuş gerçek bir yüksek irtifa deneyimi sunar.
6. Bozdağ Çavdar Yaylası (İzmir - Ödemiş)
Ege Bölgesi'nin çatısı sayılan Bozdağlar'ın doruklarında saklanan Çavdar Yaylası, bölgenin genel Akdeniz ikliminden tamamen bağımsız bir mikro-klimaya sahiptir. Yemyeşil çam ve kestane ormanlarının bittiği yüksek sırtta açılan bu vadi, çayırlıkları ve berrak dereleriyle İsviçre kantonlarındaki yayla köylerini hatırlatır.
Bozdağ zirvesine çıkan dar ve virajlı orman yollarından ayrılan patikalarla ulaşılan yayla, kitle turizminden tamamen uzaktır. Yaz aylarında dahi mont gerektiren serinliği, göletleri ve otlayan at sürüleriyle Ege'nin en el değmemiş noktalarından biri olarak öne çıkar.
7. Eğrigöl Yaylası (Antalya - Gündoğmuş / Konya Sınırı)
Geyik Dağları'nın 2100 metre irtifasındaki buzul çanağında yer alan Eğrigöl, etrafını saran dik kayalıklar ve göl kenarındaki rengarenk nilüferlerle doğa tutkunlarını büyüler. Kar sularının beslediği göl, ayna gibi yansıttığı sarp dağ manzarasıyla İsviçre'nin ünlü buzul gölleriyle birebir benzerlik gösterir.
Konya ile Antalya sınırındaki bu izole noktaya ulaşmak için saatler süren taşlık ve dik dağ yollarını aşmak gerekir. Telefon sinyalinin bulunmadığı ve yerleşimin olmadığı yayla, kampçılar ve yüksek dağ yürüyüşçüleri için benzersiz bir rota niteliğindedir.
8. Sırt Yaylası (Rize - Ardeşen)
Ardeşen ile Çamlıhemşin arasındaki dik bir dağ sırtının tam omurgasına yerleşen bu yayla, adını coğrafi konumundan alır. Bir tarafı Fırtına Vadisi'ne, diğer tarafı ise derin Hemşin vadilerine bakan Sırt Yaylası, Kaçkar sıradağlarını 360 derecelik panoramik bir açıyla izleme fırsatı sunar. Dik yamaçların üzerine tünemiş gibi duran evler, boşlukta asılı duruyormuş hissi uyandırır.
Havanın açık olduğu günlerde Karadeniz sahil şeridini dahi görmenin mümkün olduğu bu yüksek sırt, bulut denizi oluştuğunda tamamen gökyüzünde bir terasa dönüşür. Yayla mimarisinin vadiye dik inşa edilen yapısı ve etrafı saran sert kayaçlar, Alplerdeki meşhur geçit rotalarının manzaralarını aratmaz.
10. Lekoban Yaylası (Artvin - Şavşat)
Şavşat'ın Kafkas sınırına yakın dağlık koridorunda yer alan Lekoban Yaylası, ladin ve sarıçam ormanlarının sona erdiği irtifada, dik bir dağ sırtına kuruludur. Karadeniz'in nemli havası ile Doğu Anadolu'nun karasal ikliminin çarpıştığı bu coğrafyada, hava koşulları dakikalar içinde değişebilir. Yaylaya çıkan stabilize yol oldukça engebelidir ve yalnızca yüksek yapılı arazi araçlarıyla geçit verir.