Dolabınızda bu peynir varsa saniye bile düşünmeden çöpe atın! Ünlü süt ürünleri markası Tahsildaroğlu'nun zincir marketlerde satılan peynirlerinde ölümcül 'listeria' bakterisi tespit edildi. Kanser hastası bir vatandaşımızın zehirlenmesiyle ortaya çıkan skandalda, kimlerin nasıl tehlike aldığı önemli bir konu başlığı haline geldi. Peki, grip sandığınız belirtiler zehirlenme olabilir mi? Dolaptaki ürünleri nasıl saklamalıyız? Bu tehlikenin tıbbi boyutunu ve hayati korunma yollarını Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Bengisu Ay ve Uzman Diyetisyen Ersin Özdemir ile konuştuk.
Türkiye'nin konuştuğu gıda skandalı 16 Haziran 2026 tarihinde, bağışıklık sistemi halihazırda hassas olan kanser hastası bir vatandaşımızın, ulusal bir zincir marketten satın aldığı 400 gramlık 'Klasik Kırık Beyaz Peynir'i tüketmesinin ardından ağır bir gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurmasıyla ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerince yapılan titiz laboratuvar analizleri sonucunda, üründe hayati tehlike yaratan listeria bakterisi bulundu. İlgili parti numarasına sahip peynirler marketlerden derhal toplatılarak imha edildi.
İşte alanında uzman iki ismin, hem hastalığın tıbbi seyri hem de beslenme ve gıda güvenliği açısından yaptığı o çok kritik uyarılar...
SİNSİ İLERLEYEN TEHLİKE: HASTALIĞIN FORMLARI VE KULUÇKA SÜRESİ
Listeria bakterisinin vücuda girdikten sonraki ilerleyişinin kişiden kişiye değiştiğini ve çok sinsi bir kuluçka süresine sahip olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Bengisu Ay, hastalığın farklı klinik formları olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Ay, hastalığın seyrini şu sözlerle detaylandırıyor:
"Bu hastalığın birkaç farklı formu var. Gastroenterit dediğimiz ishal, bulantı ve kusma şeklindeki formunun yanı sıra; çok daha tehlikeli olan beyin zarları iltihabı (menenjit) yapan formu mevcut. Bir de sepsis dediğimiz, kanda bakterinin çok yoğun miktarda bulunduğu, gribe benzer bulguların olduğu, yüksek ateşle seyreden ağır bir hastalık formu bulunuyor."
Hastalığın en korkutucu yanının kuluçka süresi olduğunu belirten uzman hekim, belirtilerin enfeksiyon etkenini aldıktan sonraki 24 saat içinde başlayabileceğini ancak bazı klinik formlarda ve duruma göre bu sürenin 2 ila 3 haftaya kadar uzayabileceğini belirtiyor. Yani şüpheli bir peyniri tükettikten haftalar sonra bile aniden hastanelik olma riski bulunuyor.
BELİRTİLER GRİP İLE KARIŞIYOR: FARK ETMEK NEDEN ÇOK ZOR?
Listeria enfeksiyonunun başlangıç evresinde sıradan bir hastalıkmış gibi davrandığını ifade eden Dr. Ay, hastalığın teşhis edilmesindeki en büyük engelin bu benzerlik olduğunu vurguluyor:
"Hastalığın ilk bulguları tamamen gribe benziyor. Ateş, baş ağrısı, halsizlik gibi şikayetler olduğu için insanlar bunu ilk etapta çok fazla fark edemeyebilirler. Açıkçası halktan bir insanın bu enfeksiyonun listeryaya mı bağlı olduğunu yoksa farklı bir hastalık durumu mu olduğunu kendi kendine anlaması zordur. Tamamen hekimin klinik şüphesi ve hastanede alınan örneklerin laboratuvarda üretilmesiyle kesin tanı konabilir."
ÜRETİM VE PAKETLEME AŞAMASINDAKİ BÜYÜK RİSK
Endüstriyel olarak üretilen kapalı kutu bir peynirde bu bakterinin nasıl barınabildiği sorusu, şüphesiz herkesin aklındaki en büyük soru işareti. Dr. Bengisu Ay, üretim ve pastörizasyon süreçlerine dikkat çekerek fabrikalardaki olası hatalara işaret ediyor:
"Normalde uygun şartlarda pastörize edilmiş bir sütte listeryanın kesinlikle olmaması gerekir. Burada iki ihtimal var: Ya pastörizasyon aşamalarında ciddi bir üretim veya denetim hatası olmuştur, ya da süt aslında pastörize edilip temizlenmiş olsa bile paketlenme sırasında bir kontaminasyon (bulaşma) gerçekleşmiş olabilir. Sonuçta bu bakteri toprakta, suda ve ortam havasında da bulunabilen bir bakteri."
SADECE PEYNİRDE DEĞİL: BULAŞMA KAYNAKLARI ÇOK GENİŞ
Listerianın sadece süt ürünleriyle sınırlı olmadığını belirten uzman hekim, bakterinin doğada çok yaygın bulunduğunu açıklıyor. Toprak ve suyla kirlenmiş her türlü gıdanın risk taşıyabileceğini söyleyen Dr. Ay; pastörize edilmemiş çiğ sütlerin ve iyi pişmemiş etlerin yanı sıra lahana, marul, çilek, kavun gibi doğrudan toprakta yetişen ürünlerin de tehlike saçabileceğini belirtiyor. Hatta ton balığı salatası, karides salatası veya füme balık gibi deniz ürünlerinden bile listeria bulaşabileceği uyarısında bulunuyor.
KİMLER ÖLÜMCÜL RİSK ALTINDA?
Sağlıklı ve genç bireyler bu enfeksiyonu hafif belirtilerle atlatabilirken, habere konu olan kanser hastası vatandaşımızda da görüldüğü üzere bazı gruplar için durum hayati risk taşıyor. Dr. Ay risk gruplarını şöyle sıralıyor:
Bu bireylerde bağışıklık sisteminin bazı mekanizmaları eksik çalıştığı için hastalığın çok daha ağır ve ölümcül seyrettiği ifade ediliyor.
UZMAN DİYETİSYEN ERSİN ÖZDEMİR'DEN HAYATİ BESLENME VE SAKLAMA ÖNERİLERİ
Olayın mutfak boyutunu, gıda güvenliğini ve bağışıklık direncini değerlendiren Uzman Diyetisyen Ersin Özdemir ise, tüketicilerin raflardan ürün seçerken ve evde gıdaları saklarken yaptığı ölümcül hatalara dikkat çekiyor.
LİSTERİA'YA KARŞI EN GÜÇLÜ SİLAH: BAĞIRSAK MİKROBİYOTASI
Ersin Özdemir, beslenme alışkanlıklarımızın ve bağırsak mikrobiyotamızın Listeria gibi patojenlere karşı vücut direncinde kilit rol oynadığını belirtiyor. Listeria'nın son derece inatçı bir bakteri olduğunu; sıcakta, soğukta (buzdolabı ısısında), havada, suda ve toprakta üreyebildiğini vurgulayan Özdemir, günümüz koşullarında bu bakteriyi sıfıra indirmenin mümkün olmadığını söylüyor. Ancak güçlü bir bağışıklık sistemi ve düzenli probiyotik/prebiyotik ağırlıklı beslenme ile bu tarz ağır enfeksiyonların çok daha hafif atlatılabileceğini ifade ediyor. Özellikle bağırsak florası tam oturmamış çocukların ve yaşlıların korunması gerektiğinin altını çiziyor.
GIDA GÜVENLİĞİ: PAZAR PEYNİRLERİ VE 'KIRIK PEYNİR' RİSKİNE DİKKAT!
Endüstriyel ürünlerde bile Listeria çıkmasının gıda güvenliğindeki açıkları gösterdiğini belirten Özdemir, kaynağı belirsiz süt ve peynirler konusunda uyarıyor:
DOĞRU PEYNİR SEÇİMİNİN SIRRI: "ŞIRDAN MAYASI"
Tüketicilere market rafları arasında hayat kurtaracak tavsiyelerde bulunan Diyetisyen Ersin Özdemir, peynir alırken şu kriterlere mutlaka uyulmasını öneriyor:
BUZDOLABINDAKİ GİZLİ TEHLİKE: STREÇ FİLM VE ALÜMİNYUM FOLYO KULLANMAYIN!
Listeria bakterisi 4 derece gibi soğuk dolap ısılarında bile üremeye devam edebilir. Bu nedenle hayvansal gıdaların mutlaka 0-2 derece arasında muhafaza edilmesi gerektiğini belirten Özdemir, mutfaklardaki en büyük hatayı açıklıyor:
"Peynirleri saklarken alüminyum folyo ve plastik streç filmlerden kesinlikle uzak durun!" Özdemir, bu materyallerin peynirin nefes almasını engelleyerek içeride nem yarattığını ve kötü bakteri üremesi için mükemmel bir sera ortamı hazırladığını belirtiyor. Bunun yerine, bakteri üretmeyen ve listeria gibi patojenleri engelleyen doğal balmumu saklama bezlerinin kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyor. Ayrıca peynir paketlerinin açıldıktan sonra maksimum 15-20 gün içinde tüketilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
ZEHİRLENME ANINDA VE SONRASINDA BESLENME NASIL OLMALI?
Gıda zehirlenmesi şüphesi (ishal, kusma, ateş) yaşayan bir birey, durum ciddiyse mutlaka acile koşmalıdır. Ancak süreç evde hafif atlatılıyorsa ilk 48 saatte uygulanması gereken beslenme protokolü hayatidir.
Özdemir, ishal ve kusmaya bağlı su kaybını (dehidrasyonu) önlemek için bol su ve maden suyu tüketilmesini öneriyor. Bağırsak florasını hızla toparlamak için ev yapımı turşu, kefir, yoğurt, ayran ve kombuça çayı içilmelidir. Bu yararlı bakterileri beslemek için pırasa, soğan ve sarımsak gibi prebiyotik gıdalar da diyete eklenmelidir.