Bu hafta köşemizde sizlere vücudu süper yağ yakma moduna geçirmeyi başlatacak mükemmel bir beslenme planı vermek istiyorum. Nereden başlayacağım diyenler için mükemmel bir motivasyon başlangıcı olacak. Bu diyeti eksiksiz yapın yağların eridiğini gün gün fark edin.
Kilo vermeye başlarken motivasyonu arttırmak, daha hızlı bedeni yağ yakım moduna geçirmek ve ilk haftadan daha fazla zayıflamayı sağlamak için bu diyeti en az 4 gün en fazla 7 gün uygulamanız yeterli.
Öğünleri eksiksiz yemek önemli. Ana ve ara öğün arası en az 4 saat bırakılmalı ve her öğünden sonra en az 15 dakika tempolu yürüyüş yapmaya özen göstermelisiniz. Öğünlerle beraber 2 su bardağı su içmekte şart.
KİLO VERMEYİ HIZLANDIRAN PROGRAM
1 ince dilim tam buğday ekşi mayalı ekmeği tost makinesinde kızartın. Üzerine 1 yemek kaşığı lor peyniri sürün. Peynirin üzerine 1 tatlı kaşığı bal gezdirin. Ve en üste 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı gezdirin. Ve 6 yarım cevizi kırıp en üste serpin. Yanına 2 adet haşlanmış yumurta. Ve yanına bol domates, salatalık, kırmızı biber ve maydanoz yiyin.,
ÖĞLE
Nohutlu semizotu salatası
2 kase semizotu yapraklarını, 1 kase ince doğranmış kırmızı biber, salatalık, domatesi, 1 kase taze maydanoz ve taze nane yapraklarını birlikte harmanlayın. 1 kase haşlanmış nohudu, 1 yemek kaşığı zeytinyağı ve göz kararı kimyon, karabiber, zerdeçal ile iyice marine edin. Ve taze sebze kasesine aktarıp öğle yemeğinizi hazırlayın. 1 fincan demlenmiş adaçayı
AKŞAM
4 adet ev yapımı ister yağsız dana kıyma, ister tavuk veya hindi kıymadan köfte. Yanına antioksidan salatası. Derin kaseye 1 çay bardağı taze nar tanesi, 1 adet küçük boy ince kıyılmış kırmızı soğan, 1 adet ince kıyılmış küçük boy taze pancar, 1 bağ ince kıyılmış maydanoz, bir miktar kırmızı lahana turşusunu 1 yemek kaşığı zeytinyağı ile karıştırın. 1 fincan demlenmiş adaçayı.
KANSERDEN KORUYACAK BİR BESİN YOK AMA...
Çalışma katılımcı sayısı büyük, kısa ve uzun süreli bilimsel araştırmalara göre bazı besinlerin spesifik kanserlere karşı risk azaltıcı etkileri bildirilmektedir. Kansere karşı koruyan mucize bir yiyecek bulunmamaktadır ancak bazı besinleri sık tüketmek kanserli hücrelerin detoksifikasyonunda etkin rol alabilmektedir.
Badem, fındık, yerfıstığı gibi sağlıklı yağ asitlerinden 25-30 adet olacak şekilde haftada 3 kere tüketim mide kanseri olasılığı riskini yüzde 58 azaltmaktadır. Yoğurt haftada en az 2 kere olmak kaydıyla 2 kase tüketildiğinde kolon kanseri olasılığı riskini yüzde 40'a kadar azaltabilmektedir. Lahana, pırasa, karnabahar, karalahana gibi kükürtlü sebzeleri günde 1 kase olarak buharda haşlanmış veya pişmiş olarak yemenin kolon kanseri oluşma olasılığı riskini yüzde 30'a kadar azaltabildiği bildirilmektedir.
DEMİR EKSİKLİĞİ DEĞERLERİ DEĞİŞTİ
Tıpta gelişmeler büyüleyici bir hızda ilerliyor. Bunlardan biri de dünyada çocuk, hamile, genç kadınlar ve birçok otoimmün sistem hastalıklarında yaygın görülen demir eksikliği anemisi konusunda tanı kriterleri üzerine gelişti. Amerikan Hematoloji Derneği 16 Eylül 2026 tarihinde devrim niteliğinde Demir Eksikliği Anemisi ve Demir Eksikliği tanısında bir güncelleme yayınladı.
Bu yeni bilimsel makalede bir bireye demir eksikliği anemisi denilebilmesi için serum ferritin değerleri daha erken ve doğru tespit edilmesi açısından güncellendi. Demir eksikliği tanısı için yaşa, cinsiyete ve hastalıklara göre ferritin eşik değerlerini yükseltti. 9 ay 4 yaş arası çocuklarda serum ferritin değerinin 20 ng/ mL'nin, erişkinler, adet gören kadınlar ve gebelerde 30 ng/mL'nin, âdet kanaması ve anemili hamilelerde 50 ng/mL'nin, kanser, enfeksiyon, inflamatuvar bağırsak hastalığı gibi inflamasyonu olan hastaların 100 ng/mL'nin altında olmasının demir eksikliği tanısı için yeterli olduğunu açıkladı.
Hastanın hemoglobini normal olsa bile halsizlik, saç dökülmesi, nefes darlığı varsa yeni ferritin kriterlerine göre değerlendirmenin önemi ön plana çıkmaktadır. Ciltte solukluk, göz kapağı içinde sarılık, baş dönmesi ve ağrısı, saç dökülmesi, tırnaklarda kaşık şekli ve çabuk kırılma, halsizlik, yorgun uyanma, üşüme ve yürürken nefes nefese kalıyorsanız kanda ferritin değerinizi mutlaka kontrol ettirmeli, aneminiz varsa hem demir desteği hem de demirden zengin beslenmeyi birlikte uygulayarak tedavi olmalısınız.
YEMEKTEN SONRA 1 DAKİKA MERDİVEN ÇIKIN
Kan şekeri dengesinde egzersiz ilaçtan da etkilidir. Bu sebeple özellikle karbonhidratların yakımının daha güç olduğu akşam yemeklerden sonra kısada olsa yürüyün.
Morales ve arkadaşlarının 2026 yılında yayınladığı yepyeni bir araştırma yemek sonrası kısa süreli fiziksel aktivite ve glikoz dengesi arasındaki güçlü etkiyi bizlere açıklıyor.
Genç ve diyabeti olmayan yetişkinlerde yapılan çalışmada akşam saatlerinde uygulanan düşük yoğunluklu 1 dakikalık merdiven çıkmanın yemek sonrası 60. dakikada kan şekerini yüzde 40 kadar baskıladığı gösterilmiştir. İnsülin direnci, bozulmuş glikoz toleransı ve prediyabeti olan kişilerde gün içinde yemek sonrası yapılan 3 ve 10 dakikalık aktivitelerin kan şekerini etkin bir şekilde düşürerek uzun vadeli antrenman yapmadan da kan şekerinizi dengede tutabilirsiniz. Yemekten sonra 10 dakika içinde hareket etmeniz kan şekeri dalgalanmalarını önleyerek öğün sonrası uyuşukluk ve uykuya meyili de ortadan kaldırmaktadır. Her öğün sonrası en az 3 ama optimal 10 dakika ya da 15 dakikaya kadar yürüyün insülin direncinden kurtulun, yemeğin ardına meydana gelecek glikoz sıçramasını engelleyin.
YEDİKLERİMİZİN SIRASI ÖNEMLİ Mİ?
Öğünde yenecek besinlerin sırlaması önemli mi? Bu konuya bir ipucu olabilecek yepyeni bir araştırma Diyabet, Obezite ve Metabolizma dergisinin 2026 sayısında yayınlandı. Bu araştırmaya göre bireylerin aynı öğünü ancak farklı sıralama ile yediğinde kan şekeri seyri açısından sonuçların farklılıklar sağlayabileceğini gösterdi.
Yaşları 25 olan 33 sağlıklı genç kadında yapılan randomize çapraz çalışmada; kalori ve içerikleri aynı öğünleri önce karbonhidrat ardına protein daha sonra sebze yiyenler; önce sebze ardına protein ve en son karbonhidratlar yiyenler ve önce sebze ardına protein ve karbonhidratları karışık yiyenlerin bazal ve öğün sonrası kan şekeri profili karşılaştırıldı.
Sağlıklı kadınlarda küçük örneklem grubu ve kısa süreli bu araştırmada ilk olarak sebze yiyip ardına proteini tüketip en son karbonhidrat içeren besini yemenin diğer öğün sıralamalarına göre daha düşük ve yavaş yükselen kan şekeri profili ve daha düşük tepe glikoz düzeyi sağlayarak yemek sonrası glikoz artışını yüzde 41 azaltabildiğini gösterdi.
Yemek sırası gerçek bir metabolik değişken midir dersek evet hafif etkiler sağlayabilir. Ancak kan şekerinin ani ve hızlı yükselmesini önleyen öğünün; protein, yağ ve lif içeriğinin daha zengin, karbonhidrat içeren besin miktarı ve karbonhidrat çeşidinin glisemik indeksinin düşük olmasından etkilendiği konusu göz ardı edilmemelidir. Bu şekilde bir öğün planı da kan şekerini daha yavaş ve çok yükseltmeden kan şekeri kontrolünü sağlar. Bu çalışmayı hem az kişiyi kapsıyor olması hem sağlıklı bireylerde uygulanması hem genç kadınların araştırma kapsamına alınması sebebiyle ve de kısa süreli bir araştırma olması açısından akut yemek yeme sonrası glikoz artışını hafifletebilir şeklinde yorumlamamız daha doğru görünmektedir.
117 YAŞINA KADAR AKDENİZ DİYETİYLE BESLENDİ
Longevity önerileri verenleri alt üst eden yepyeni bir vaka örneği Cell Reports Medicine dergisinde yayınlandı. Longevity takviyelerine bel bağlama, uzun açlık diyetleri ile yaşlanmış hücrelerin yok edilmesi hedefi ve telomer uzunluğu konusu antiaging süreçte yerle bir oldu diyebiliriz. İlk defa 117 yaşına kadar herhangi bir kanser, diyabet, kadiyovasküler ve nörodejeneratif hastalığa yakalanmadan yaşayan ve vefat eden Maria Branyas'ın multiomik haritası analiz edilerek biyolojisinin nasıl göründüğü gözler önüne serildi.
Verileri değerlendirildiğinde uzun yaşamın destekçisi uzun telomerlerin bu vakada son derece kısa olduğu, hastalık etmeni olan kan ve bağışıklık hücrelerinde açık, net bir yaşlanmanın görüldüğü yani yaşlı B hücrelerinin varlığı, kemik iliği kök hücrelerinde genetik mutasyon geçirerek kanser riski yaratan bir değişimin olduğu tespit edilmiştir. Ancak analiz verilerinde inflamasyonun oldukça düşük olduğu, koruyucu genetik varyantların varlığı, bağırsaklarında bakteriyel çeşitlilik ve antiinflamasyonu sağlayan kolonizasyonun varlığı bu yaşlı kadının epigenetik yaşının kronolojik yaşına göre 23 yaş daha genç olmasını sağlamıştı.
Peki Maria nasıl besleniyordu? Bol yoğurt içeren bir Akdeniz Diyeti ile beslendiği açıklandı bu analizde. Ayrıca iyi uyku, düzenli yürüyüş, sosyal aktif yaşam da uzun ömür için büyüleyici etkili olduğu belirtiliyor bu vakada. Maria'nın verilerine baktığımızda aşırı yaşlanma ile birçok hastalığın birlikte paralel gitmediğini açıkça söyleyebiliriz.