Sanatçının ölümünden önce dijital ortamda seri katil ve suçlu bulma oyunları incelediği, olay gecesi ise 7 saniyelik sessizliğin ardından kaçış planları yaptığı belirlendi. İlk aşamada olayın kaza olduğunu söyleyip daha sonra vicdan azabıyla cinayeti itiraf eden tek tanık Sultan Nur Ulu hakkında ise "Yalan Tanıklık" suçundan ayrı bir iddianame hazırlandı.
Türkiye'de 1990'lı yıllarda milyonlarca kez dinlenen arabesk şarkılarıyla Güllü ismiyle tanınan Gül Tut, 26 Eylül 2025 tarihinde Yalova'da akşam kızıyla beraber oturduğu evin camından düşerek hayatını kaybetti. Ancak ölümüne ilişkin tartışmalar uzun bir süre devam etti. Tut'un ölümüyle ilgili ayağının kayıp düştüğü, alkol sebebiyle dengesini kaybettiğiveya kaza olduğu iddiaları gündeme geldi. Defin ve cenaze işlemlerinde ise oğlu ve kızı Tuğyan Ülkem Gülter gözyaşları içinde birçok röportaj verdi. Ancak Tut'un evinden çıkan görüntü, hem adli makamların hem de kamuoyunun Güllü'nün bir cinayete kurban gitmiş olabileceği değerlendirmesini yapmasına sebep oldu. SABAH'ın birçok kez özel haberle duyurduğu soruşturma, 9 Aralık 2025'te Gülter'in kaçma hazırlığındayken gözaltına alınmasıyla derinleşti. 31 Temmuz'da Güllü'nün ölümüne ilişkin iddianame tamamlandı.
18,17 METREDEN BETON ZEMİNE DÜŞTÜ
İddianameye göre Gül Tut, 26 Eylül 2025 gecesi saat 01.26 sıralarında Yalova'nın Çınarcık ilçesindeki evinde, kızı Tuğyan'a ait odanın penceresinden düştü. Sanatçının 18,17 metre yükseklikten beton zemine çarptığı, kafatası ve omur kırıkları ile çok sayıda iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Toksikoloji incelemesinde Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edilirken, kullanılan ilaçların toksik seviyede olmadığı ve zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı bildirildi.
"MALKATA" ŞARKISIYLA TUZAK KURULDU
Savcılığın değerlendirmesine göre Tuğyan Ülkem Gülter, olay gecesi arkadaşı Sultan Nur Ulu'dan annesinin çok sevdiği "Malkata" isimli roman havasını açmasını istedi. Şarkının, Gül Tut'un banyodan çıktığı sırada cep telefonundan başlatıldığı belirlendi. Müziği duyan Gül Tut'un "O ne lan?" diyerek kızının odasına geldiği, odadakilerle birlikte müziğe eşlik ettiği ve bir süre roman havası oynadığı kaydedildi. Savcılık, şarkının özellikle Gül Tut'u olayın meydana geldiği odaya getirmek amacıyla açıldığını ve bunun tasarlanan eylemin bir parçası olduğunu belirtti.
"HADİ GÖRÜŞÜRÜZ" SÖZÜNÜN ARDINDAN PENCEREDEN ATTI
İddianamede, olay anına ait kamera ses kayıtları üzerinde İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından ayrıntılı inceleme yapıldığı belirtildi. Bilirkişi raporunda, düşmenin hemen öncesinde genç bir kadın sesi tarafından alaycı ve neşeli bir tonla "Hadi görüşüürüüüz" denildiğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu sözün Tuğyan Ülkem Gülter tarafından söylendiği kanaatine vardı. İddianamede, şüphelinin bu sözlerin hemen ardından annesini kalça altından iki eliyle kavradığı, ayaklarını yerden keserek pencereden aşağı attığı ileri sürüldü.
TEK TANIK KONUŞTU "İKİ ELİYLE KAVRAYIP AŞAĞI ATTI"
Olay sırasında odada bulunan Sultan Nur Ulu'nun soruşturmanın ilk aşamalarında Gül Tut'un alkollü olduğunu ve pencereden düştüğünü söylediği, ancak daha sonra verdiği ifadede olayın farklı şekilde gerçekleştiğini anlattığı belirtildi. Sultan Nur Ulu, Gül Tut'un yüzü pencereye dönük halde bulunduğu sırada Tuğyan'ın annesini kalça altından iki eliyle kavradığını, ayaklarını yerden keserek aşağı attığını söyledi.
Tanığın avukatıyla yaptığı kayda alınmış telefon görüşmesinde de "Tuğyan'ın yaptığı şeylerin bedelini ödemek istemediğini" ve savcılığa giderek gerçekleri anlatacağını söylediği tespit edildi. Savcılık, bu ses kaydının tanığın sonradan verdiği ifadesini desteklediğini değerlendirdi.
İddianamede Tuğyan Ülkem Gülter'in olaydan aylar önce annesinin ölmesini istediğini gösterdiği ileri sürülen çok sayıda mesaj ve tanık anlatımına yer verildi. 3 tanık, Tuğyan'ın kendilerine annesini "bir gün camdan atıp öldüreceğini" söylediğini öne sürdü. Bir başka tanık ise şüphelinin annesi veya kendisinden birinin öleceği yönünde sözler sarf ettiğini anlattı. Şüphelinin yakınlarına gönderdiği mesajlarda "Bıktım bu annemden", "Gebersin", "Bu kadın ölsün", "Ölmüyor, ne zaman?" ve "Ona büyük bir şey yapacağım" şeklinde ifadeler kullandığı belirtildi. Tuğyan'ın olaydan yaklaşık iki ay önce eski erkek arkadaşına "Annem birazdan kendini atıyor" şeklinde mesaj gönderdiği de iddianamede yer aldı. Savcılık, bu mesajı şüphelinin eylemine ilişkin "zihinsel hazırlık sürecinin" göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.
BİLİRKİŞİ GÖRÜNTÜYÜ İNCELEDİ: 3 DARBE SESİ VE 7 SANİYELİK SESSİZLİK
Kamera kayıtlarının ham halinde, Gül Tut'un yere düşmesinden önce kısa aralıklarla üç farklı çarpma ve darbe sesinin duyulduğu tespit edildi. Bilirkişi değerlendirmesinde, ikinci ve üçüncü çarpma sesi arasındaki yaklaşık 1,9 saniyelik sürenin Gül Tut'un pencereden çıkışıyla beton zemine çarpması arasında geçen süreyle büyük ölçüde örtüştüğü belirtildi. Gül Tut'un odada bulunan Tuğyan ve Sultan'a yaklaşık bir metre mesafede olduğu, ancak ilk darbe sesinden sonra yaklaşık yedi saniye boyunca iki kişiden de herhangi bir bağırma veya kurtarma refleksi duyulmadığı ifade edildi. Savcılık, bu durumun Tuğyan ve Sultan'ın düşme olayını gördüklerine ve olayın anlatıldığı gibi ani bir kaza olmadığına işaret ettiğini kaydetti.
SAVCILIK KAZA VE İNTİHAR İHTİMALİ DE DEĞERLENDİRİLDİ
Olayın gerçekleştiği odanın zemininden alınan numunelerde kayganlaştırıcı herhangi bir maddeye rastlanmadı. Gül Tut'un tıbbi kayıtlarında intihar düşüncesine ilişkin bir bulgu bulunmadığı, sanatçının yükseklik korkusu olduğunun birçok tanık tarafından anlatıldığı belirtildi. Bilirkişi heyeti, Gül Tut'un vücut yapısı ve pencerenin yüksekliği dikkate alındığında geriye doğru düşmesi için dışarıdan bir kuvvet veya temas bulunmasının, kaza ihtimalinden daha mümkün olduğu yönünde görüş bildirdi. Adli Tıp Kurumu ise yüksekten düşmenin intihar, kaza veya başka bir kişinin etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tıbben ayırt edilemeyeceğini ve olayın adli soruşturmayla aydınlatılması gerektiğini kaydetti.
TUĞYAN OLAYAN TEK TANIĞINI TAKİP HAPSİNE ALDI
İddianamede, Tuğyan Ülkem Gülter'in olaydan sonra eski erkek arkadaşı Kervan Eminoğlu'ndan telefon ekranını paylaşmasını ve aralarındaki mesajları silmesini istediği belirtildi. Şüphelinin Kervan'a katıldığı canlı yayında susması, olay gecesinden ve annesiyle arasındaki sorunlardan bahsetmemesi yönünde baskı yaptığı; annesiyle ilişkisinin iyi olduğunu söylemesini istediği ifade edildi. Savcılık ayrıca Tuğyan'ın olayın tek görgü tanığı konumundaki Sultan Nur Ulu'yu sürekli yanında tutmaya çalıştığını, başka biriyle buluştuğu sırada takip ettiğini ve gerçekleri anlatmaması için tehdit ettiğini kaydetti.
"BIR GÜN BENI YALNIZ BIRAKIRSA HAKKIMI HELAL ETMEM"
Tuğyan ve Sultan'ın olaydan sonra İstanbul'da kaldıkları bir otelde, yurt dışına nasıl çıkabilecekleri konusunda bir kişiyle telefon görüşmesi yaptıkları kaydedildi. Görüşmede Sultan'a Tuğyan tarafından tehdit edilip edilmediğinin sorulduğu, Tuğyan'ın ise araya girerek "Tabii ki ediyorum, bir gün beni yalnız bırakırsa hakkımı helal etmem" dediği belirtildi. Şüphelinin olayın ardından telefon değiştirdiği, cihazını fabrika ayarlarına döndürdüğü ve bazı mesajların silinmesini istediği de iddianamede destekleyici deliller arasında gösterildi.
OYUNLAR ÜZERİNDEN İŞLEDİĞİ SUÇU İNCELEDİ
Tuğyan Ülkem Gülter'in dijital materyallerinde "Uyuşturucu saçtan ne zaman temizlenir?", "Kokain saçta ne zaman çıkar?" ve "Saçta metamfetamin çıkar mı?" şeklinde internet aramaları yaptığı tespit edildi. Şüphelinin ayrıca "Çözülmemiş davalar, seri katil davası, dedektif oyunu, suçluyu bulma" isimli bir kutu oyununu internet üzerinden incelediği belirtildi. Buna karşın Tuğyan ve Sultan'dan alınan saç örneklerinde uyuşturucu veya uyarıcı madde tespit edilmedi. Şüphelilerin üzerlerinde, evlerinde ve eşyalarında yapılan aramalarda da suç unsuruna rastlanmadı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS İSTENDİ
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı; mesaj kayıtları, tanık anlatımları, ses çözümleri, bilirkişi raporları ve olay sonrasındaki davranışları birlikte değerlendirerek Tuğyan Ülkem Gülter'in annesini önceden tasarlayarak öldürdüğünü bildirdi. Savcılık, tutuklu şüphelinin "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
DİĞER ŞÜPHELİ SULTAN NUR ULU HAKKINDA "YALAN TANIKLIK" İDDİANAMESİ
Olay anında evde bulunan ve dosyanın tek tanığı olan Sultan Nur Ulu hakkında ise Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Yalan Tanıklık" suçundan ayrı bir iddianame hazırlandı. İlk ifadesinde Gül Tut'un alkollü olduğunu ve ayağının kayarak pencereden düştüğünü beyan eden Ulu'nun, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında vicdan azabı çektiğini belirterek ifadesini değiştirdiği aktarıldı. Cinayeti tüm çıplaklığıyla itiraf eden Ulu, ilk aşamada gerçeği sakladığı ve adli makamları yanılttığı gerekçesiyle Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanacak. Ayrıca Ulu hakkında uygulanan ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiri de kaldırıldı.