İstanbul'da film senaryolarını aratmayan zincirli işkence ve gasp olayı, iddiaya göre "göçmen kaçakçılığı" sonrası çıkan borç anlaşmazlığıyla başladı. Nakliyeci Sinan Akgöz, emniyete giderek hayatının dehşetini anlattı ve şüphelilerden şikayetçi oldu.
Müşteki Sinan Akgöz'ün ifadesine göre olayların fitili, bir hafta önce arkadaşı Anıl Musa O. ile Zeytinburnu'ndan Arnavutköy'e Afgan göçmen taşımalarıyla ateşlendi. Bu iş karşılığında 8 bin TL alan ikiliden Akgöz, kendi payına düşen 2 bin 800 TL'yi aldı. Ancak paraya ihtiyacı olan Akgöz, işi ayarlayan "Çakır" lakaplı Murat isimli şahsı arayarak yeni bir iş olup olmadığını sordu.
BODRUM KATTA ZİNCİRLİ DEHŞET
Yeni iş görüşmesi için Zeytinburnu'nda buluşan taraflardan Uğur Eser, "Gel ofise geçip paramızı alalım" diyerek Akgöz'ü Bayrampaşa'da bir bodrum kata götürdü. Burada bekleyen Vedat, Ferit ve Esat isimli şahıslar, Akgöz'ü sandalyeye oturtup el ve ayaklarını zincir ve iplerle bağladı. Şüpheliler, "Arkadaşın Anıl, Çakır'ı 30 bin TL dolandırdı. Bu parayı sen ödeyeceksin" diyerek talihsiz adamı darp etmeye başladı.
"YA PARA, YA KAMYONET"
Sandalyeyle birlikte yere düşen ve feci şekilde dövülen Akgöz'ün cebindeki 500 TL ve cep telefonu gasp edildi. Şüphelilerin "Ya bu parayı ödersin ya da kamyoneti bize verirsin" tehditleri üzerine korkuya kapılan müşteki, kamyoneti vermeyi kabul etti. Bir odaya kilitlenen Akgöz, şüphelilerin boş bir anından faydalanarak kaçmayı başardı ve yakındaki bir akaryakıt istasyonuna sığınarak yardım istedi.
DNA VE ZİNCİR DELİL OLDU
Olay yerine baskın yapan kolluk güçleri, depoda müştekinin anlattığı sandalye ve zincirleri ele geçirdi. Ayrıca olay yerinde bulunan bir içecek kutusu üzerinde yapılan incelemede, şüphelilerden Esat Özbir'in DNA'sına rastlandı. Kamera görüntüleri de Akgöz'ün olay yerinden kaçışını doğruladı.