İngiltere'nin Cornwall kıyısındaki Towan Sahili'nde, 24 metre yükseklikteki tek bir kayalığın üzerine inşa edilen tarihi konut görenleri hayrete düşürüyor! Adeta denizin üzerine kurulmuş gibi duran bu eve ulaşmanın tek bir yolu bulunuyor. İşte detaylar..
İngiltere'nin sahil kasabası Newquay'de yer alan Towan Plajı, eşine az rastlanır bir mimari harikaya ev sahipliği yapıyor.
Kıyıdan yükselen dik bir kayalığın zirvesinde tek başına duran ev, hem konumu hem de karayla olan sıra dışı bağlantısıyla dünyanın en özel mülklerinden biri olarak gösteriliyor.
BRİTANYA'NIN TEK ÖZEL ASMA KÖPRÜSÜ
"Towan Adası" olarak adlandırılan kayalık, kumsalın yaklaşık 24 metre üzerinde bulunuyor. Bu ada benzeri kayalığı karaya bağlayan 30 metre uzunluğundaki asma geçit ise Birleşik Krallık genelinde şahsa ait tek özel asma köprü olma unvanını taşıyor.
1 MİLYON STERLİNE EL DEĞİŞTİRDİ, ÖDÜLLÜ TASARIMA DÖNÜŞTÜ
2001 yılında Lord ve Lady Long çifti tarafından satılan yapı, 2012'de yaklaşık 1 milyon sterlin bedelle yeni sahiplerine geçti.
ZİL YOK, BAYRAK VAR!
Altı konuk kapasiteli, üç yatak odalı, kış bahçeli ve barlı bu özel evde alıştığımız kapı zillerinden hiçbiri bulunmuyor.
Habersiz ziyaretlerin önüne geçmek amacıyla uygulanan ilginç bir gelenek var: Köprüyü geçip eve ulaşan konuklar, geldiklerini haber vermek için özel bayrak koridorundan seçtikleri bir bayrağı göndere çekiyor.
New York'ta mimarlık yapan Andrew Tesoro, bir gökdelenin tepesindeki yaklaşık 37 metrekarelik eski kapıcı dairesini satın alarak yıllık içerisinde bu küçük alanı üç katlı bir çatı evine dönüştürdü. Tesoro, aradan geçen onlarca yıla rağmen hala aynı evde yaşamını sürdürüyor.
Manhattan'ın Upper West Side semtindeki 210 West 78th Street adresindeki binanın tepesinde yer alan daire, başlangıçta yöneticisine ait bir kapı dairesiydi.
Tesoro, 205 bin dolar istenen daireyi satıcıyla iki yıl süren pazarlık sonrasında 1990 yılında 158 bin dolar karşılığında satın aldı.
ÇATI TERASINDA HAVUZU VE BARBEKÜSÜ VAR
Evin en dikkat çeken bölümlerinden biri üzerinde havuz, barbekü ve dinlenme alanları bulunan geniş çatı terası oluyor. Tesoro, evin bazı bölümlerinin hala tamamlanmamış durumda olduğunu belirtiyor.
Aradan geçen onlarca yıla rağmen mimar hala aynı evde yaşıyor ve burayı terk etmeyi aklından bile geçirmiyor.
Tesoro, burada yaşamaktan duyduğu memnuniyeti, 'Eğer burada yaşamayı seviyorsam neden taşınayım ki?' sözleriyle özetliyor.
Proje, sıradan bir kapıcı dairesinin yıllar içinde nasıl kişiye özel, çok katlı bir yaşam alanına dönüşebileceğinin çarpıcı bir örneği olarak gösteriliyor.
ABD'nin dev metropolü Chicago, 1850'li yıllarda hızla artan nüfusuna rağmen büyük bir altyapı kriziyle karşı karşıya kaldı. Michigan Gölü kıyısındaki alçak ve bataklık arazi üzerine kurulan kentte yağmur ve atık sular doğal yollarla tahliye edilemiyor, caddeler diz boyu çamurla kaplanıyordu. Durgun suların yarattığı hijyenik kriz, kısa sürede kolera ve tifo gibi ölümcül salgınların kenti sarmasına neden oldu.
SALGINI ÖNLEMEK İÇİN RADİKAL KARAR
Sağlık krizini kökten çözmek isteyen yetkililer, 1855 yılında ABD'nin ilk kapsamlı kanalizasyon sistemini inşa etme kararı aldı. Ancak atık su borularına eğim verebilmek için gereken kot, mevcut şehir caddelerinin oldukça üzerindeydi.
Mühendisler, caddeleri toprak ve taş doldurarak 1,5 ila 3 metre arasında yükseltmeyi teklif etti. Yolların yükseltilmesiyle birlikte mevcut binalar çukurda kaldı. Yetkililer, yapıları yıkıp yeniden yapmak yerine binaların tamamını yerinde havaya kaldırma kararı aldı.
BİNLERCE VİDALI KRİKO İLE TONLARCA AĞIRLIK KALDIRILDI
Mühendis George Pullman gibi dönemin önde gelen isimlerinin liderliğinde yürütülen projede devasa bir koordinasyon sağlandı. Binaların temellerine yüzlerce vidalı kriko yerleştirildi.
Eş zamanlı çalışan yüzlerce işçi, düdük ve boru sesleriyle verilen komutlar doğrultusunda krikoları milimetrik olarak aynı anda çevirdi. Bu hassas eşgüdüm sayesinde devasa tuğla ve taş yapılar, duvarlarında tek bir çatlak bile oluşmadan santim santim yukarı taşındı.
TİCARİ HAYAT AKŞAMA KADAR KESİNTİSİZ SÜRDÜ
İnanılmaz operasyon sırasında şehirdeki sosyal ve ticari yaşam aksamadan devam etti. Örneğin, altı katlı ve 25 bin ton ağırlığındaki prestijli Tremont House Oteli, konukları odalarında konaklamaya ve yemek salonlarında vakit geçirmeye devam ederken 600 işçinin çalıştırdığı 5 bin krikoyla sorunsuz şekilde kaldırıldı.