CHP'nin '128 milyar dolar' yalanı tescillendi! Berat Albayrak'ın avukatı: Yakın siyasi tarihin en büyük iftirası!
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) uzun süredir eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak üzerinden yürüttüğü ve kamuoyunu manipüle etmeye yönelik "128 milyar dolar" iddiaları, yargı duvarına çarptı. Yerel mahkeme ve istinafın ardından, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarihi bir karara imza atarak CHP’nin algı siyasetinin hiçbir olgusal temele dayanmadığını belgeledi. Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş yaptığı açıklamada, "Yakın siyasi tarihimizin en büyük iftirası, “128 milyar dolar yalanı” söylemini konu alan yargılama süreci tamamlanmış ve AYM’nin 20.05.2026 tarihli kararı ile bireysel başvuru talebi reddedilerek CHP’nin iftiralarını kurumsallaştırdığı tasdiklenmiştir." ifadelerini kullandı. Sinan Göktaş, "O gün alınan kararların ve yapılan işlerin değeri bugün daha iyi anlaşılmakta olup, gelecekte ise çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır." vurgusunu yaptı. İşte İsa Sinan Göktaş'ın manifesto gibi açıklaması ve Berat Albayrak'ın tarihi nitelikteki adımları!
CHP'nin uzun süredir eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak üzerinden yürüttüğü ve kamuoyunu manipüle etmeye yönelik "128 milyar dolar" iddiaları, yargı duvarına çarptı. Yerel mahkeme ve istinafın ardından, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarihi bir karara imza atarak, CHP'nin algı siyasetinin hiçbir olgusal temele dayanmadığını belgeledi. Türk siyasi tarihine "yakın dönemin en kirli iftirası" olarak geçen davada AYM son noktayı koydu ve Albayrak lehine verilen tazminat kararında herhangi bir hak ihlali olmadığına hükmetti.

CHP'nin 6 yıldır diline doladığı "128 milyar dolar" yalanı, dün Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararla siyasi tarihin en kirli iftira kampanyası olarak da tasdiklendi. AYM'nin kararı sonrasında Berat Albayrak adına avukatı Göktaş tarafından yapılan açıklama, yargının üç katmanında kesinleşen hükmün ardından sürecin tam fotoğrafını ilk kez kamuoyunun önüne koydu.

"O GÜNKÜ KARARLARIN DEĞERİ GELECEKTE DAHA NET ORTAYA ÇIKACAK"
Açıklamada, yargı yollarının tüketilmesiyle iddiaların asılsızlığının hukuken kesinleştiği vurgulanırken; bir yılda yüzde 25'ten 8'e indirilen enflasyondan bugünkü değeri 110 milyar dolara ulaşan altın hamlesine uzanan ekonomik karne paylaşıldı. Göktaş'ın açıklamasındaki " Nihai hükmün ahirette verileceği inancıyla; aradan geçen süreçte yaşanan gelişmeler, hakikatin er ya da geç ortaya çıktığını ve adaletin tecelli ettiğini göstermiştir. O gün alınan kararların ve yapılan işlerin değeri bugün daha iyi anlaşılmakta olup, gelecekte ise çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır." ifadesi dikkat çekti.
Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş tarafından, "128 milyar dolar" iddialarına ilişkin yargı sürecinin tamamlanmasının ardından, ilk kez kapsamlı bir kamuoyu açıklaması yayımlanarak, tarihe not düşülecek mesajlar verildi. Açıklamada süreç, "yakın siyasi tarihimizin en büyük iftirası" olarak nitelendirildi ve iddiaların asılsızlığının yalnızca yargı kararlarıyla değil, somut ekonomik verilerle de ortaya konduğu vurgulandı.
YARGI KARARLARIYLA TESCİLLENEN GERÇEK
Berat Albayrak adına avukatı İsa Sinan Göktaş'ın yaptığı açıklama, yargı kararlarıyla tescillenen gerçeği bir adım öteye taşıdı. Açıklamaya göre "128 milyar dolar" kampanyası, CHP'nin başını çektiği ve FETÖ iltisaklı hesapların beslediği organize bir iftira ağının ürünüydü. Hukuk zaferinin ardından gelen paylaşım, beş yıllık döneme dair ülke gerçeklerinin ve yaşananların perde arkasını ilk kez bu kapsamda kayda geçiren bir manifesto belgesi niteliği taşıdı.

"YAKIN SİYASİ TARİHİMİZİN EN BÜYÜK İFTİRASI"
Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş yaptığı açıklamada, "Yakın siyasi tarihimizin en büyük iftirası, "128 milyar dolar yalanı" söylemini konu alan yargılama süreci tamamlanmış ve AYM'nin 20.05.2026 tarihli kararı ile bireysel başvuru talebi reddedilerek CHP'nin iftiralarını kurumsallaştırdığı tasdiklenmiştir." dedi.
Sinan Göktaş, "Konuya ilişkin açıklamamızı kamuoyunun takdirine sunarız." ifadelerini kullandı.
"CHP'NİN İFTİRALARINI KURUMSALLAŞTIRDIĞI TASDİKLENMİŞTİR"
Yakın siyasi tarihimizin en büyük iftirası, "128 milyar dolar yalanı" söylemini konu alan dava sonucu, davalı Cumhuriyet Halk Partisi'nin ("CHP" veya "Ana Muhalefet" olarak anılacaktır) Sayın Berat Albayrak'a yönelttiği ithamlar nedeniyle tazminat ödemekle yükümlü tutulduğu ve tahsil edilen bedelin Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı'na bağışlandığı bilgisi daha önce kamuoyunun takdirine sunulmuş olup, bu kez de Anayasa Mahkemesi'nin 20.05.2026 tarihli kararı ile CHP tarafından yapılan bireysel başvurunun reddine karar verilmiş ve CHP'nin iftiralarını kurumsallaştırdığı tasdiklenmiştir.
"128 milyar dolar yalanı" temeline dayanan iddiaların asılsızlığı, yargı yollarının tüketilmesiyle hukuken kesinleşmiş olmakla beraber aşağıda yer verilen somut ekonomik verilerle de açıkça ortaya konulmaktadır.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın ("Merkez Bankası" olarak anılacaktır) piyasa istikrarını sağlamak, spekülatif kur ataklarını bertaraf etmek, sanayicisini, esnafını ve emeklisini pandemi koşullarının olumsuz etkilerinden korumak amacıyla yürüttüğü uluslararası normlara uygun işlemler, veri olmaksızın uydurulan rakamlarla kasıtlı biçimde çarpıtılmış ve bir dezenformasyon operasyonuna dönüştürülmüştür.

STRATEJİK, PLANLI VE CESUR ADIMLARA VURGU
2018 yılı ve sonrasında Türkiye'nin maruz kaldığı yoğun finansal saldırılar karşısında devletin gösterdiği refleksi "buharlaşan rezerv" iddiasıyla gölgelemeye çalışan Ana Muhalefet, esasen Türkiye'yi devalüasyon, enflasyon ve faiz kısır döngüsüne sürüklemeyi hedeflemiş; ancak atılan stratejik, planlı ve cesur adımlarla iktisadi tabular yıkılmış ve bugün önemi daha da iyi anlaşılan ekonomik kazanımlar elde edilmiştir.
CHP'nin tek bir merkezden yönettiği, genel başkanından milletvekillerine, il başkanlarından parti yöneticilerine kadar bilinçli bir şekilde iştirak edilen pespaye yalanlar zincirinde atılan iftiraların aksine, Sayın Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini devraldığı dönemde yaklaşık %25 seviyesinde bulunan enflasyon, para ve maliye politikalarında uygulanan reformlar sayesinde bir yıl içinde %8'e indirilmiştir.
Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı sınır ötesi operasyonlarına, kamuoyuna "Rahip Brunson Krizi" olarak yansıyan siyasi gerilimlere, ABD Başkanı'nın 2018 ve 2019 yıllarında ekonomimizi doğrudan hedef almasına (ABD Başkanı Donald J. Trump tarafından "Türkiye ekonomisini tamamen mahveder ve yok ederim (bunu daha önce yaptım!)" ifadesi kullanılmıştır), ABD'nin Türkiye'ye ve siyasilere uyguladığı yaptırımlara ve döviz piyasası arka plan kur saldırılarına rağmen ekonomik düzen korunmuş; Covid-19 dönemi sebebiyle yaşanan üretim-tedarik zincirinin kırılması, küresel işsizlik ve ekonomik daralma gibi zorlu şartlarda ise enflasyon %11 seviyesinde tutulmuştur.
"İLK DEFA, MERKEZ BANKASI VERİLERİNE GÖRE 15 MİLYAR DOLAR CARİ FAZLA VERİLEREK CUMHURİYET TARİHİ REKORU KIRILMIŞTIR"
Sayın Berat Albayrak göreve başladığında 57 milyar dolar seviyesinde olan cari açık, bir yıl içerisinde kapatılmış; 17 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ilk defa, Merkez Bankası verilerine göre 15 milyar dolar cari fazla verilerek Cumhuriyet tarihi rekoru kırılmıştır. Böylece tek haneli faiz ve tek haneli enflasyon dengesi kurulmuş, cari fazla verilmiş, pozitif büyüme sağlanmış ve bazı ekonomistlerce "imkânsız üçlü" olarak nitelendirilen hedeflerin doğru politikalarla mümkün olabileceği gösterilmiştir. Anılan tablo, "dış finansman olmadan büyüyemeyiz, cari açık vermeden üretemeyiz" diyerek, ortaya konulan ideali küçümseyenlere de net bir cevap niteliği taşımaktadır.

KONUT VE KREDİ KAMPANYASI
Pandeminin yol açtığı ekonomik durgunluk sebebiyle, konut sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin kapanma ve iflas tehdidiyle karşı karşıya kaldığı, bankalar üzerinde alacak riski baskısının arttığı 2020 yılında; kamu bankaları aracılığıyla, tarihin en uzun vadeli ve en düşük konut kredi oranıyla (%0,49), alt ve orta gelir grubundaki bir milyondan fazla vatandaşımız ev sahibi olmuş; konut stokları eritilmiş, reel sektör desteklenmiş, bankaların risk baskısı azaltılmış ve böylelikle herkesin kazandığı, tarihin en hayırlı işlerinden birine imza atılmıştır.
İstihdamı korumak ve ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla 700 binden fazla esnafa finansman desteği verilmiş; SGK prim ve vergi ödemeleri ertelenmiş, KDV oranları düşürülüp kira stopajı azaltılarak yüz binlerce işletmenin yükü hafifletilmiştir. Ayrıca 6 milyondan fazla aileye nakdi yardım sağlanmış; tek bir esnaf dahi kapanmadan iş gücü piyasası ayakta tutulmuş ve işsizlik azaltılarak pandemi süreci büyük bir başarıyla aşılmıştır.

YURT DIŞINDAKİ ALTINLAR TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ
Günümüzde yaşanan küresel ölçekteki krizler, sınır ülkelerde devam eden savaşlar, ekonomik ve siyasi yaptırımlar ile önemi bir kere daha anlaşılan ve Türkiye'nin en stratejik hamlelerinden biri olan yurt dışındaki altın rezervlerimizin ülkeye taşınması eylemi de yine aynı dönemde gerçekleştirilmiştir. ABD, İsviçre ve İngiltere'de tutulan yaklaşık 350 ton altın Türkiye'ye getirilmiş ve Merkez Bankası altın rezervi 2020 yılı sonu itibariyle 719 tona ulaşmıştır.
Türkiye'nin altın rezervlerini yurda getirme hamlesi, diğer ülkeler açısından da örnek teşkil etmiş; artan jeopolitik gerilimler nedeniyle bazı ülkeler rezervlerini içeriye taşırken, bazıları ise yurt dışında tuttukları altınlarına erişimde sorunlarla karşılaşmıştır.
Dünya ekonomisinde yaşanan dönüşüm, Sayın Berat Albayrak tarafından önceden görülmüş; Merkez Bankası rezervlerindeki altın miktarının artırılması için döneminde atılan adımlar büyük bir finansal kazanıma dönüşmüştür. Altın fiyatlarının ons bazında değer artışı dikkate alındığında, 719 ton altının Merkez Bankası rezervlerine katkısı, 2020 yılı itibariyle 40 milyar dolarken 2026 yılı Mayıs ayı itibariyle yaklaşık 110 milyar dolardır.
Bakanlık görevi öncesi Haziran 2018'de Merkez Bankası rezervi 98,4 milyar dolar iken, görevinden ayrıldığı 2020 yılında ise finansal saldırılara, yabancı ülke yaptırımlarına ve ağır pandemi şartlarına rağmen 85,2 milyar dolar olmuştur.
Türkiye ekonomisi, 2020 yılında elde ettiği %1,8'lik büyüme performansı ile Covid-19 salgınına karşın pozitif ayrışmayı başarmıştır. Bütün ülkelerin küçüldüğü pandemi yılında Türkiye, verileri açıklanan OECD ve G-20 ülkeleri arasında Çin'le beraber büyüme kaydeden iki ülkeden biri olmuştur. Aynı dönemde Merkez Bankası, tarihinde görülmemiş şekilde 165 milyar TL (döviz karşılığı yaklaşık 30 milyar dolar) kâr elde ederek rekor kırmış ve bu kârı milletin hazinesine aktarmıştır.
Bankacılık sektöründeki "milli şuur" eksikliğini gidermek, "teminat bankacılığı" anlayışını terk ederek reel sektör ile tüketiciyi daha etkin biçimde desteklemek ve finansal istikrarı sürdürülebilir kılmak amacıyla güçlü adımlar atılmıştır.
Finansal güvenlik stratejisi çerçevesinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun kademeli olarak devreye aldığı swap düzenlemeleri ile sıcak para akımlarında yaşanan ani yön değişikliklerinden kaynaklanan finansal dalgalanmaların önüne geçilmiştir. Olası jeopolitik risklere ve yaptırım tehditlerine karşı döviz rezervleri içerisindeki ABD tahvillerinin payı azaltılmıştır.

"MİLLİ ENERJİ VE MADEN POLİTİKASI"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde ise "Milli Enerji ve Maden Politikası" oluşturulmuş ve "Yeşil Kitap" hazırlanarak uzun vadeli strateji belirlenmiştir. Bu çerçevede Karapınar Güneş Enerjisi Santrali başta olmak üzere yenilenebilir enerjide büyük yatırımlar gerçekleştirilmiş, %80 yerlilik oranına ulaşılmış ve rüzgâr enerjisi kapasitesi artırılmış; "Akıllı Kömür Kullanımı" ile 5 milyar ton ilave kömür rezervi keşfedilmiş, üretim ise 60 milyon tondan 100 milyon tona çıkarılmış; Eskişehir Beylikova'daki 694 milyon ton nadir toprak elementi rezervi ile Türkiye bu alanda dünya ikincisi konumuna gelmiştir. Ertuğrul Gazi FSRU gemisinin satın alınması ve Silivri, Tuz Gölü, Hatay Dörtyol tesisleriyle doğalgaz depolama kapasitesinin güçlendirilmesi ile kriz anlarında kesintisiz arz güvencesi sağlanmış; TANAP ve Türk Akım boru hattı projeleri devreye alınarak Türkiye enerji merkezi konumuna yükseltilmiştir.
Türkiye'nin elektrik enerjisi ihtiyacının %10'unu tek başına karşılayacak Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi ve 65 yıllık rüyası olan ilk nükleer reaktörü Akkuyu'nun temeli 2018'de atılmıştır. Yıllardır yer altı kaynaklarıyla ilgili efsaneler üretilip hikâyeler anlatılan Şırnak Gabar'da sahaya inilmiş ve ekonomik değeri 110 milyar dolar olan 1 milyar varillik petrol rezervi keşfedilmiştir. Fatih, Yavuz ve Kanuni sondaj gemileri ülke envanterine katılarak "Mavi Vatan" vizyonu somutlaştırılmıştır. İlk derin sondaj gerçekleştirilerek Karadeniz'de 710 milyar metreküp doğal gaz keşfi yapılmış olup, sahanın ekonomik değeri yüz milyarlarca dolardır.
Hatırlatmak gerekir ki "Gemileri alamazsınız, işletemezsiniz, teknik kapasitemiz yetmez, yabancı ülkeler izin vermez" diyenlerin, "Bu gemiler hurda olacak" diye rapor yazanların, gemi alım süreçlerini sabote ederek imza atmaktan kaçan sözde komutanların, 15 Temmuz gecesi bu milletin canına kasteden FETÖ'cü hainler olduğu ortaya çıkmıştır.
500 yıllık bir ekosistemin dönüşüm sürecine girdiği bu dönemde; enerjiden ekonomiye tam bağımsız Türkiye inşa etme yolunda gerçekleştirilen eylemler, ülkemiz üzerindeki keyfiliğini kaybeden finans ve enerji lobilerinde rahatsızlığa sebep olmuştur.
Getirilen yeni yaklaşımla sıcak para akımlarına dayalı dış finansmanın terk edilmesi, hedefli finansman teşvikleriyle yerli üretim ve ihracatın desteklenmesi, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, stratejik sektörlerde kısmi ve geçici ithal ikame politikalarının uygulanması, tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi, turizm gelirlerinin ve reel sektörün verimliliğinin artırılması ve rekabeti artıracak dönüşüm adımlarının atılması sağlanmıştır. Bu doğrultuda oluşturulan 5 yıllık stratejik planlama çerçevesinde 2017 yılında 157 milyar dolar olan ihracat rakamı 2023 yılı itibarıyla 255 milyar dolara ulaşmıştır.
Böylelikle, Türkiye'ye reva görülen; faiz artırımları yoluyla yabancı sermayenin ülkede tutulması ve döviz kurlarının kontrol altına alınması, bunun sonucunda ekonomik durgunluk ve artan işsizlikle birlikte cari açığın daralması, ardından yeniden dış sermaye girişleriyle borçlanmanın artması, TL'nin değer kazanması, iç talebin canlanması ve devamında cari açığın yeniden büyümesi şeklinde işleyen makroekonomik sarmaldan kalıcı olarak kurtulunması hedeflenmiştir.
Ekonomi literatüründe sıklıkla kullanılan, alıcısı bol olan ancak tarifi de yapılmayan "yapısal reformlar" söylemi, Sayın Berat Albayrak döneminin icraatları ile pratikteki karşılığını bulmuştur.
Dünya ekonomisinin karşılaştığı en büyük sarsıntılardan biri kabul edilen Covid-19 pandemisine rağmen, doğru ekonomik politikaların uygulanmasının bir çıktısı olarak tek haneli enflasyon ve tek haneli faizi sağlayıp, eş zamanlı olarak tarihi rekorla cari fazla veren ve pozitif büyüme sağlayan Türkiye üzerinde kurulmaya çalışılan tahakküm; kimi zaman Ana Muhalefet'in safsata olarak dahi nitelendirilmeyecek "128 milyar dolar yalanı" söylemiyle, kimi zaman toplumun en mukaddes değeri olan aile birliğini hedef alan iftiralarla, kimi zaman da ekonomist görünümlü kapitülasyoncuların somut kazanımları kasıtlı şekilde göz ardı ederek ya da çarpıtarak yürüttükleri organize karalama kampanyalarıyla kendini göstermiştir.
FETÖ iltisaklı hesapların başı çektiği odaklar tarafından akla hayale sığmayacak senaryolar sosyal medya platformları üzerinden dolaşıma sokularak itibar suikastı girişimlerinde bulunulmuş; olgusal temeli olmayan asılsız haberler, sözde gazeteciler tarafından kamuoyuna servis edilmiştir.
Türk siyasi tarihinde görev süresi boyunca en çok yalan ve iftiraya maruz kalan kişilerden biri olan Sayın Berat Albayrak'a yönelik bu hukuksuz eylemlerin, görevinden ayrıldıktan sonra da büyük bir motivasyonla devam etmesinin nedeni, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz menfaatine hayata geçirdiği sayısız çalışmalarıdır.
"O GÜN ALINAN KARARLARIN DEĞERİ GELECEKTE DAHA NET ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKACAK"
Netice itibarıyla, CHP'nin bu ülkeye sağlayamadığı katkı ve hizmeti, 24 yıllık AK Parti iktidarının yalnızca iki yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini üstlenen Sayın Berat Albayrak gerçekleştirmiştir.
Kısa vadeli siyasi kazanımlardan ziyade Türkiye'nin hiçbir saldırıdan ve sınamadan etkilenmeyecek güçlü bir ekonomik ve finansal altyapıya sahip olması için büyük bir gayret ve milli sorumluluk şuuru ile hareket eden Sayın Berat Albayrak, yoğun emek ve cesaretle hayata geçirilen reform niteliğindeki birçok icraatlarının bıraktığı manevi memnuniyetle 08 Kasım 2020 tarihinde görevinden ayrılmıştır.
Nihai hükmün ahirette verileceği inancıyla; aradan geçen süreçte yaşanan gelişmeler, hakikatin er ya da geç ortaya çıktığını ve adaletin tecelli ettiğini göstermiştir. O gün alınan kararların ve yapılan işlerin değeri bugün daha iyi anlaşılmakta olup, gelecekte ise çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır.
Kamuoyunun takdirine saygıyla sunulur.










