İspanyol aktör Javier Bardem, İsrail'in binlerce Filistinliyi katlettiği, 1 milyona yakın kişiyi yerinden ettiği 1948'de yaşanan ve "Nekbe (Büyük Felaket)" olarak anılan günün yıl dönümünde paylaştığı mesajda, "Nekbe'nin asla sona ermediğini anlıyoruz. Bugün Gazze'de soykırım olarak ve Batı Şeria'da etnik temizlik ve apartheid olarak devam ediyor." dedi. Ünlü oyuncu bugün ise Cannes'ta yaptığı açıklamayla da gündem oldu. İşte o açıklamanın detayları!
Filistin'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliğinin X sosyal medya platformundaki hesabı, İspanyol aktör Bardem'in Oscar'a aday gösterilen ve Filistin konulu "All That's Left Of You (Senden Geriye Kalan) filminin BM temsilcilerine gösterimi sırasında yaptığı görüntülü mesajını paylaştı.
Bardem mesajında, Filistin halkının uzun yıllardır İsrail'in soykırım ve etnik temizlik politikalarına karşı mücadele verdiğini vurgulayarak, "Nekbe'nin asla sona ermediğini anlıyoruz. Bugün Gazze'de soykırım olarak ve Batı Şeria'da etnik temizlik ve apartheid olarak devam ediyor." ifadelerini kullandı.
İspanyol oyuncu, "Filistin halkının yok sayılmaya karşı bir asrı aşan mücadelesini kendi topraklarında kalma ve zengin kültürlerini yaşatarak bir halk olarak varlığını sürdürme yönündeki kararlılığını ve güçlü iradesine" övgüde bulundu.
CANNES'TA YAPTIĞI AÇIKLAMAYLA GÜNDEME OTURDU
Ünlü oyuncu bugün ise Cannes'ta yaptığı açıklamayla gündeme oturdu.
"SOYKIRIM BİR GERÇEKTİR"
Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem, Cannes Film Festivali'nde Gazze'de işlenen soykırıma ilişkin açıklamada bulundu. Bardem açıklamasında, "Soykırım bir gerçektir. Buna karşı mücadele edebilirsiniz. Bunu haklı çıkarmaya ya da açıklamaya çalışabilirsiniz. Sessizliğinizle ya da desteğinizle bunu haklı gösterirseniz, soykırımı destekliyorsunuz demektir" dedi.
Filistinli bir ailenin 1948'deki Nekbe'den sonra üç kuşak boyunca yaşadığı travmaları ve umut arayışını anlatan Senden Geriye Kalan filmi, En İyi Uluslararası Film dalında Ürdün tarafından Oscar'a aday adayı olarak gösterilmişti.
Filistinliler, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi ve Filistinlileri zorunlu göçe tabi tutması nedeniyle 15 Mayıs'ı "Nekbe" (Büyük Felaket) olarak anıyor.
Bu kararlı duruşun ardından, David Ellison yönetimindeki Paramount'un aralarında Bardem'in de bulunduğu bazı yıldızları "kara listeye" aldığı öne sürüldü. Sektördeki bu baskı iddialarına karşı geri adım atmayan usta oyuncu, durumu şu sözlerle özetledi:
"Asıl mesele bir listenin varlığı değil, kiminle ve hangi amaçla çalışmayı seçtiğinizdir. Bugün aldığımız tavrın ne anlama geldiği, önümüzdeki yıllarda çok daha net bir şekilde görülecektir."
Eylül ayında yayımlanan ve 1.800'den fazla sinema profesyonelinin imzaladığı bildiri, sektördeki boykot hareketini somutlaştırdı.
Mark Ruffalo, Emma Stone, Joaquin Phoenix ve Andrew Garfield gibi dev isimlerin de destek verdiği bu manifesto, apartheid dönemi Güney Afrika'sına uygulanan boykotları referans alıyor. Bardem, bu hareketin herhangi bir halka veya inanca değil; yalnızca işgale, ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine karşı olduğunu vurguluyor.
OYUNCULARDAN İLK "REDDEDİŞ" AÇIKLAMASI EYLÜL'DE GELMİŞTİ!
Ünlü oyuncular ve yönetmenler, İsrail film şirketleriyle çalışmayı boykot ediyor. Olivia Colman, Javier Bardem, Susan Sarandon ve Tilda Swinton gibi 1.300'den fazla film profesyoneli, Gazze'deki insani durumu ve İsrail'in eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirerek İsrail film endüstrisiyle iş birliği yapmayı reddettiklerini açıkladı.
Screenwriter, yapımcı, oyuncu ve yönetmenlerin imzaladığı bu çağrı, Film Makers for Palestine adlı kuruluş tarafından oluşturuldu. Katılımcılar, İsrail film kurumları ve şirketlerinin, Filistin halkına karşı "soykırım ve apartheid" uygulamalarında rol oynadığını savunuyor.
Ünlü isimler arasında Riz Ahmed, Miriam Margolyes, Juliet Stevenson ve Ken Loach da boykot çağrısına destek verdi.
Yorgos Lanthimos (The Lobster) ve Asif Kapadia (Senna, Amy, Diego Maradona) gibi ödüllü yönetmenlerin yanı sıra iki kez BAFTA ödülü kazanmış yapımcı James Wilson ve Tinker, Tailor, Soldier Spy yapımcısı Robyn Slovo da imzacı listesinde yer aldı.
Palme d'Or ve BAFTA ödüllü yapımcı Rebecca O'Brien, Sky News'e yaptığı açıklamada, "On yıllardır İsrail festivalleri, yayıncıları ve yapım şirketleri, apartheid sistemini ve savaş suçlarını meşrulaştırmada rol oynadı. Bazıları doğrudan hükümet iş birlikleriyle bunu yaptı. Çalışmalarımın soykırımı aklamak için kullanılmasına izin veremem" ifadelerini kullandı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise bunu "Hamas yalanlarına ve hatalı araştırmalara dayalı" olarak nitelendirmiş ve bu açıklamayla da büyük tepki çekmişti.
Boykot çağrısı, film endüstrisini "suskunluğu, ırkçılığı ve insanlığı küçümsemeyi reddetmeye" ve Filistin halkının baskı altında olmasına karşı "her insanın yapabileceği her şeyi yapmaya" çağırıyor. Deklarasyon, 1987'de Martin Scorsese ve Jonathan Demme tarafından kurulan Filmmakers United Against Apartheid hareketinden ilham aldı.
Bu hareket, Güney Afrika'daki apartheid rejimi döneminde 100'den fazla ünlü yönetmenin filmlerini göstermeyi reddetmesine yol açmıştı.