Süper Lig'de yeni sezon öncesi hazırlıklarını sürdüren Beşiktaş, Kassoum Ouattara, İlhan Fakılı, Salih Özcan, Alexander Nübel transferlerini gerçekleştirdi.
Siyah-beyazlılar, Arsenal forması giyen Belçikalı sol kanat oyuncusu Leandro Trossard'da ise mutlu sona yaklaştı.
SABAH Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan, Beşiktaş'taki son durumu ve gelişmeleri değerlendiren bir yazı kaleme aldı.
MURAT ÖZBOSTAN: YILDIZLARLA DEĞİL, KİMLİKLE KAZANMAK!
Türk futbolunda her sezon aynı tartışma başlıyor: Kim daha iyi transfer yaptı? Kim daha pahalı kadro kurdu? Kim daha büyük yıldızı getirdi? Ve bundan sonra ne olacak.. Fenerbahçe ve Galatasaray bu yarışın doğal olarak merkezinde.
"BAŞKA BİR YOLA İHTİYACI VAR"
Ekonomik güçleri, kadro derinlikleri ve şampiyonluk beklentileri onları her sezon favori konumuna taşıyor kısmen. Ancak Beşiktaş'ın bu yarışta yeniden söz sahibi olabilmesi için başka bir yola ihtiyacı da var. Transferler dışında! Beşiktaş'ın sorunu hiçbir zaman yalnızca oyuncu kalitesi olmadı. Asıl mesele, o oyuncuların nasıl bir futbol fikri içinde bir araya getirileceğiydi.
"BÜYÜK KULÜP FARKI BURADA ORTAYA ÇIKAR"
Yeni teknik direktör Vincenzo Italiano'nun gelişi bu açıdan kritik bir dönemeç. İtalyan teknik adamın önündeki en büyük görev, sadece kazanan bir takım oluşturmak değil; Beşiktaş'ın ne oynadığını herkesin anlayabileceği bir kimlik yaratmak. Büyük kulüplerin farkı burada ortaya çıkar.
"AYNI YOLU KOPYALAMASI GEREKMİYOR"
Galatasaray ve Fenerbahçe bugün sadece kadrolarıyla değil, yüksek beklenti kültürleriyle de yarışıyorlar. Beşiktaş'ın onlarla mücadele edebilmesi için aynı yolu kopyalaması gerekmiyor. Kendi güçlü tarafını yeniden oluşturması gerekiyor.
"GEREKLİ ZAMANI TANIMAK..."
Peki bu kimlik nasıl oluşacak? Öncelikle sabırla. Ancak Türkiye'de sabır kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Sabır, başarısızlığa sınırsız kredi vermek değildir. Sabır; bir planın arkasında durmak, o planın gelişmesi için gerekli zamanı tanımaktır.
"BAŞARILI KULÜPLER SÜREKLİLİK ÜZERİNE KURULU"
Beşiktaş'ın son yıllardaki en büyük problemi, her kötü sonuçtan sonra yeniden başlama alışkanlığıydı. Teknik direktör değişti, oyun anlayışı değişti, transfer politikası değişti. Her yeni dönem, önceki dönemin izlerini silmeye çalıştı. Oysa başarılı kulüpler süreklilik üzerine kuruludur.
"NET ROLLER VERMELİ"
Italiano'nun burada yapması gereken ilk şey, oyunculara net roller vermek olmalı. Takım hangi bölgede baskı yapacak? Topu kaybedince ne yapacak? Hücumda hangi alanları kullanacak? Savunmada nasıl pozisyon alacak? Bu soruların cevapları belli değilse, iyi futbolcular bile birbirinden kopuk görünür.
"GELİŞİM ÇİZGİSİ DE DEĞERLENDİRİLMELİ"
Beşiktaş taraftarı haklı olarak başarı ister. Çünkü bu kulübün tarihi başarılarla doludur. Ancak yeni bir takım kurulurken her maçın sonucunu değil, gelişim çizgisini de değerlendirmek gerekir. Bu, "hedefsiz sezon" demek değildir.
"OYUN KÜLTÜRÜ KURMASI GEREK"
Büyük kulüpler her zaman kazanmak için oynar. Ancak bazen şampiyonluğa giden yol, önce sağlam bir takım olmaktan geçer. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ekonomik avantajı ortada. Beşiktaş bu farkı yalnızca para harcayarak kapatamaz. Daha akıllı planlama, daha doğru oyuncu seçimi ve daha güçlü bir oyun kültürü kurması gerekir.