SABAH Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan, Trabzonspor ile Beşiktaş arasında oynanacak dev maçı analiz etti. İşte o yorumlar...
Süper Lig'in 8. haftası dev bir maça sahne olacak. Trabzonspor ile Beşiktaş, Papara Park'ta kozlarını paylaşacak. SABAH Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan, derbi öncesi dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İşte o sözler...
MURAT ÖZBOSTAN: "90 DAKİKANIN GÖLGESİNDE İKİ AKIL"
"Biri kısa sürede fırtına estiriyor, diğeri bir futbol kimliği inşa ediyor. Trabzonspor–Beşiktaş mücadelesinde sahadaki savaş kadar kulübede yaşanacak taktik düello da belirleyici olacak. Futbol bazen 90 dakikadır, bazen de o 90 dakikayı nasıl oynatacağınızı bilen bir aklın eseridir.
Trabzonspor ile Beşiktaş karşı karşıya geldiğinde gözler doğal olarak yıldızlara, tribünlerin ateşine ve skor tabelasına çevrilecek. Oysa bu maçın perde arkasında çok daha önemli bir mücadele var: Thomas Reis ile Vincenzo Italiano'nun satranç tahtası.
Üstelik ilk yarılarda maçı koparma eğilimi, rakipleri daha oyunun başında zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor: Öne çıkıp risk mi alacaksınız, yoksa geride kalıp baskıyı mı bekleyeceksiniz? İşin çarpıcı tarafı şu: Reis, eksiklerin arkasına saklanmak yerine elindeki oyunculardan daha fazlasını almayı başarıyor. Bazen teknik direktörlük tam da budur. Yeni yıldızlar istemeden önce mevcut oyuncuların içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak.
SADECE TAKTİK YETMEYECEK
Italiano'nun hikâyesi daha farklı. Yalnızca kazanmaya değil, takımına futbol dili öğretmeye çalışıyor. Baskının zamanını, hücumun yönünü, oyuncuların birbirine olan mesafesini ve topun nerede kazanılacağını belirleyen bir düzen kuruyor.
Onun futbolunda tesadüften çok organizasyon, bireysel parlamadan çok kolektif hareket öne çıkıyor. Ancak futbolun acımasız bir gerçeği var: İyi bir sistem kurmak yetmez; o sistemi en zor anlarda ayakta tutabilmek gerekir. 2. yarılarda yaşanan tempo kayıpları, eksik oyuncuların yaratıcılığa etkisi ve rakibin baskısı altında doğru karar verebilmek…
Maçın kırılma noktası belki de tam burada ortaya çıkacak: İlk darbeyi kim vuracak, o darbeden sonra kim ayakta kalacak? Üstelik mesele yalnızca 4-2-3-1'in karşısına 4-3-3'ü koymak değil. Mesele, rakibin güçlü yanını etkisizleştirirken kendi silahını ne kadar doğru kullanabildiğiniz.
Bazen bir teknik direktörün kalitesi, takımına ne oynattığından çok, işler ters gittiğinde ne yaptığında anlaşılır. Reis'in kısa sürede yakaladığı ivme etkileyici. Italiano'nun oyun kimliği oluşturma çabası da dikkate değer. Fakat büyük maçlar, geçmişte yazılan başarı hikâyelerine fazla değer vermez. O gün sahada ne ürettiğinize, rakibin hamlesine nasıl cevap verdiğinize ve baskı altında ne kadar doğru kaldığınıza bakar.
Son sözü elbette futbolcular söyleyecek. Ama o sözün hangi cümlelerle kurulacağını iki teknik adam belirleyecek. Bir tarafta kısa sürede sonuç üretmenin heyecanı, diğer tarafta sistemin gücüne duyulan güven… Ve 90 dakikanın sonunda geriye tek bir soru kalacak: Kazanan, oyunu daha iyi oynayan mı olacak, yoksa rakibinin oyununu daha iyi bozan mı? Çünkü bu maçta yalnızca üç puan değil, iki farklı futbol aklının iddiası da sahaya çıkacak. Ve bazen futbolun en büyük savaşı, topun olduğu yerde değil, topun bir sonraki durağını önceden görebilen zihinlerde yaşanır."