Görenler bu berraklığa inanamıyor! 10 metre derinlikteki tabana düşen bir iğneyi bile çıplak gözle seçebileceğiniz bu "doğal akvaryum", hem bilim dünyasını hem de doğa tutkunlarını şaşırtan gizemli bir kaynağa sahip. İşte Türkiye'nin nazar boncuğu olarak bilinen o noktanın bilinmeyenleri...
Gökpınar Gölü, suyunun masmavi rengi ve inanılmaz şeffaflığıyla sadece bir göl değil, adeta devasa bir mercek görevi görüyor. Suyun altındaki yaşamı, bitki örtüsünü ve kayaları tıpkı bir camın arkasından bakıyormuşçasına izleyebileceğiniz bu gölde, derinlik algısı tamamen ortadan kalkıyor. 15-20 metre derinliğe sahip noktaların bile sadece birkaç adım mesafedeymiş gibi görünmesi, burayı dünyanın en sıra dışı tatlı su kaynaklarından biri yapıyor.
"SU MU, YOKSA HAVA MI?" İLLÜZYONU
Gökpınar Gölü'ne ilk kez bakanlar, suyun varlığını anlamakta güçlük çekiyor. Öyle ki, gölün üzerinde süzülen bir sandalı izlediğinizde, sandalın suyun üzerinde değil de havada asılı kaldığını sanabilirsiniz. Bu ekstrem berraklık, gölün dibindeki en küçük kumu veya dibe düşen bir nesneyi 10 metre derinlikte dahi net bir şekilde görmenizi sağlıyor.
DÜNYANIN EN NET GÖRÜŞ MESAFESİNE SAHİP NOKTALARINDAN BİRİ
Bilimsel araştırmalar, Gökpınar'ın şeffaflık oranının dünya genelindeki nadir göllerle yarıştığını gösteriyor. İzlanda'daki Silfra Yarısı veya Yeni Zelanda'daki Mavi Göl gibi dünyaca ünlü su kaynaklarıyla benzer bir optik kaliteye sahip olan bu göl, Türkiye'nin en temiz tatlı su ekosistemlerinden biri olarak tescillenmiş durumda.
BU ŞEFFAFLIĞIN SIRRI NE?
Gökpınar Gölü'nü diğer göllerden ayıran en büyük fark, beslenme kaynağıdır. Göl, yüzey sularıyla değil, dipten gelen çok güçlü ve soğuk kaynak sularıyla besleniyor. Su, yer altındaki kireçtaşı tabakalarından süzülerek yüzeye çıktığı için doğal bir filtrasyon işleminden geçiyor ve içinde tortu barındırmayan, kristal netliğinde bir yapıya bürünüyor.
TURKUAZDAN CAM GÖBEĞİNE: RENK DEĞİŞTİREN SU
Gölün ismi boşuna "Gökpınar" değil. Işığın açısına ve günün saatine göre suyun rengi turkuazdan cam göbeğine, derin maviden zümrüt yeşiline kadar değişkenlik gösteriyor. Güneş ışınları dibe kadar ulaşıp yansıdığı için gölün içi, ışıklandırılmış bir saray gibi parlıyor.
DALGIÇLAR İÇİN "YERÇEKİMSİZ" BİR DENEYİM
Profesyonel dalgıçlar için Gökpınar, bir "yüksek irtifa dalış" merkezi olarak kabul ediliyor. Suyun altında görüş mesafesinin neredeyse sınırsız olması, dalgıçlara boşlukta uçuyormuş hissi veriyor. Suyun 11 derecelik sabit sıcaklığı ise gölün ekosistemini yıl boyu taze ve canlı tutuyor.
BOZKIRIN ORTASINDAKİ EGZOTİK FLORA
Gölün dibinde yetişen su altı bitkileri, berraklık sayesinde dışarıdan bir botanik bahçesi gibi izlenebiliyor. Fotosentez yapan bu bitkilerin üzerindeki küçük hava kabarcıkları, güneş ışığıyla birleşince suyun altında elmaslar parlıyormuş gibi bir görüntü oluşturuyor. Bu manzara, gölü doğa fotoğrafçıları için vazgeçilmez bir stüdyoya dönüştürüyor.
EFSANELERLE ÖRÜLÜ BİR GEÇMİŞ
Bölge halkı arasında Gökpınar Gölü'nün kutsal olduğuna ve dibinin hiç görünmeyen bir mağara sistemine bağlı olduğuna dair efsaneler dolaşır. Antik çağlardan bu yana bir şifa kaynağı olarak görülen bu suyun, bölgedeki kuraklık zamanlarında dahi hiç eksilmemesi, göle mistik bir anlam kazandırıyor.