Yıllardır tek bir tür olarak kabul edilen papua penguenlerinin genetik haritasını inceleyen bilim insanları, 100 yılı aşkın süredir ilk kez tamamen yeni bir penguen türü keşfetti.
Güney Hint Okyanusu'ndaki Kerguelen Adaları'nda yaşayan ve Pygoscelis kerguelensis adı verilen bu yeni canlıyla birlikte papua penguenleri toplam dört ayrı tür altında sınıflandırılmaya başlandı.
100 YILDIR İLK KEZ YENİ BİR PENGUEN TÜRÜ KEŞFEDİLDİ
Gözlerinin üstündeki beyaz kaş benzeri lekeleri ve canlı turuncu gagalarıyla tanınan papua penguenleri hakkında bilinen tüm bilimsel ezberler bozuldu.
Bilim insanlarının yayımladığı son genetik araştırma, Pygoscelis papua adıyla bilinen canlıların aslında tek bir gruptan oluşmadığını gösterdi. Yapılan tüm genom analizleri sonucunda bu popülasyonun genetik olarak birbirine paralel ancak ayrı dört farklı türden meydana geldiği anlaşıldı.
Yüz binlerce yıl boyunca diğer gruplardan tamamen uzakta evrimleşen bu popülasyonun özgün yapısı, tüm genom dizilimi incelendiğinde net bir şekilde gözler önüne serildi.
DÖRT FARKLI TÜR VE FARKLI COĞRAFYALAR
Geniş kapsamlı araştırmanın ardından papua penguenleri dört farklı tür altında yeniden sınıflandırıldı.
Yeni keşfedilen Kerguelen türünün yanı sıra, Crozet, Marion ve Macquarie adalarında yaşayan Doğu soyu (Pygoscelis taeniata), Falkland ve Martillo adalarındaki Kuzey soyu (Pygoscelis papua) ve Antarktika kıyılarında konumlanan Güney soyu (Pygoscelis ellsworthi) bağımsız türler olarak tescillendi.
İncelemeler her bir türün bulunduğu coğrafyaya uyum sağladığını gösterdi. Antarktika'daki türlerde ısı üretimi ve yağ depolama genleri ön plana çıkarken, ada gruplarında enerji tasarruflu metabolizma ve derin dalış kabiliyetlerini artıran genetik adaptasyonlar tespit edildi.
KEŞFİN ARDINDAN GELEN İKLİM TEHDİDİ
Bilim dünyasında heyecan yaratan bu tarihi keşif, aynı zamanda ciddi bir çevre uyarısını da beraberinde getirdi. Araştırma modellemelerine göre, iklim değişikliğinin orta düzeyde seyrettiği senaryolarda dahi adalarda yaşamını sürdüren üç penguen türünün yaşam alanları 2050 yılına kadar tamamen elverişsiz hale gelebilir.
Uzmanlar, bu canlıların göç edebileceği alternatif adaların kısıtlı olması nedeniyle uluslararası koruma kurumlarının acil önlem alması gerektiğini vurguluyor.
Güney Amerika'nın balta girmemiş ormanlarında yıllardır gözlerden uzak yaşayan gizemli bir canlı, bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Yıllar önce bir yerli tarafından bulunan ve görünüşü nedeniyle ev kedisi sanılan "Tigrino" lakaplı canlı üzerine yapılan genetik incelemeler, ezber bozan bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Uzmanlar, benzersiz genetik yapısıyla dikkat çeken bu minik avcının resmen yeni bir kedi türü olduğunu doğruladı.
Gönüllü olarak barınakta çalışan Bolivyalı bilim insanı Dr. Paola Nogales-Ascarrunz, hayvanın alışılmadık dış görünüşünü ve farklı yapısını fark ederek şüphelerinin peşine düştü. Yıllardır yerli halk tarafından "ormanlarda minik benekli kediler var" söylentilerini ciddiye alan araştırmacı, Brezilya, İngiltere ve Belçika'dan genetik uzmanlarıyla güçlerini birleştirerek dev bir DNA projesi başlattı.
Müzelerdeki tarihi örnekler ve canlı hayvanlardan alınan genetik materyaller dizilendiğinde acı gerçek ve büyük keşif ortaya çıktı. Kaplan kedilerinin (oncilla) soy ağacı incelenirken, Bolivya'daki bu minik dostumuzun genetik olarak tamamen ayrıştığı belirlendi.
San Andres Üniversitesi'nden Paola Nogales-Ascarrunz, keşfin büyüklüğünü şu sözlerle özetledi:
"Dünya için yeni bir türe, Leopardus tilcayo'ya sahip olmamız muhteşem bir sonuç. Hala keşfedilmeyi bekleyen yeni türlerin olması şaşırtıcı. Bir volkana, bir adaya veya denizin derinliklerine gitmemize gerek kalmadan, yanı başımızda bu mucizeye tanık olduk."