19. yüzyılda şeker kamışı tarlalarındaki fare salgınını önlemek amacıyla Porto Riko'ya getirilen Hint kuyruksürenleri, uygulanan hatalı biyolojik mücadele sonucunda adanın en büyük ekolojik ve sağlık felaketlerinden birine dönüştü.
Av ile avcının biyolojik saatlerinin uyuşmaması nedeniyle tarlalardaki fareleri temizleyemeyen istilacı tür, aradan geçen 150 yılın ardından adadaki kuduz vakalarının ana kaynağı haline geldi.
BİYOLOJİK MÜCADELE SAATİ TUTMADI
1870'li yıllarda Hindistan'dan adaya ithal edilen küçük Hint kuyruksürenleri, şeker kamışı üreticilerinin zararlı farelere karşı tek umuduydu.
Ancak hesaba katılmayan kritik bir detay vardı: Hedef alınan fareler gece aktifken, adaya getirilen yırtıcı kuyruksürenler gündüz avlanıyordu.
HAYVAN KAYNAKLI KUDUZ VAKALARININ %75'İNDEN SORUMLULAR
Ekolojik zararın yanı sıra halk sağlığını da tehdit etmeye başlayan kuyruksürenlerde ilk büyük kuduz salgını 1950 yılında tespit edildi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, günümüzde Porto Riko'daki hayvan kaynaklı kuduz vakalarının yaklaşık %75'i kuyruksüren kaynaklı.
Yapılan araştırmalar, El Yunque Ulusal Ormanı ve Cabo Rojo Ulusal Yaban Hayatı Sığınağı'ndaki kuyruksürenlerin %39'unda kuduz virüsü antikoruna ulaşıldığını ortaya koyuyor.
Yılda ortalama 280 Porto Riko sakini bu hayvanların saldırısına uğrarken, 2015 yılında ısırıldıktan sonra tıbbi yardım almayan 54 yaşındaki bir kişi kuduz nedeniyle hayatını kaybetti. Bu vaka, ABD tarihindeki kuyruksüren kaynaklı ilk insan ölümü olarak kayıtlara geçti.
ŞEKER KAMIŞI BİTTİ, KUDUZ TEHDİDİ KALDI
Aradan geçen sürede adadaki şeker kamışı tarlaları önemini yitirse de kuyruksüren nüfusu adada kalıcı hale geldi. Günümüzde bilim insanları, 150 yıl önce başka bir zararlıyı yok etmesi için getirilen bu hayvanları kontrol altına alabilmek için çalışmalar yürütüyor.