Lüksemburg'da keşfedilen ve toplam değeri 308 bin euro (17.140.206 Türk lirası) olan 1600 yıllık Roma hazinesinde dikkat çeken bir Anadolu izine rastlandı.
141 adet altın solidus sikkesinden 17'sinin, bugün Kocaeli sınırlarında yer alan antik Nikomedia (İzmit) kentindeki darphanede basıldığı ortaya çıktı. Araştırmacılar, bu altınların Anadolu'dan Lüksemburg'a kadar nasıl ulaştığının izini sürüyor.
Lüksemburg'un Holzthum köyünde yürütülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan yaklaşık 1600 yıllık Roma hazinesi, numismatik dünyasında büyük heyecan yarattı. İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma patlamamış mühimmatların gölgesinde ve uzman gözetimi altında tamamlanan resmi kazılarda, küçük bir Roma kalesi kalıntısının yanında 141 adet altın solidus sikke bulundu.
Dokuz farklı Roma imparatorunu tasvir eden ve toplam piyasa değeri 308 bin 600 euroyu bulan hazine üzerinde yapılan son laboratuvar incelemeleri ise dikkat çekici bir detayı ortaya çıkardı.
17 SİKKE ANTİK NIKOMEDIA DARPHANESİNE AİT
Hazinedeki sikkelerin basıldığı yerleri belirleyen uzmanlar; Trier, Roma, Milano, Arles, Sirmium, Konstantinopolis ve Antakya gibi dönemin büyük merkezlerini tespit etti. Ancak çalışmanın en şaşırtıcı bulgusu, 141 sikkenin 17'sinin bugün Kocaeli'nin İzmit ilçesinde yer alan antik Nikomedia kentinde basılmış olmasıydı.
ANADOLU'DAN LÜKSEMBURG'A UZANAN YOLCULUĞUN SIRRI
İzmit'te basılan altınların binlerce kilometre ötedeki Lüksemburg'a nasıl ulaştığına dair en güçlü teori İmparator I. Valentinianus'un askeri hareketliliğine dayanıyor.
M.S. 364 yılında antik Nikaia'da (İznik) imparator ilan edilen Valentinianus, imparatorluğun batı kanadını yönetmek üzere ordusuyla birlikte Milano'ya doğru harekete geçmişti.
Basım tarihleri bu dönemle birebir örtüşen Nikomedia ve Antakya sikkelerinin, imparatorun batı seferi sırasında ordudaki askerlere ödenen maaşlar yoluyla Lüksemburg bölgesine taşındığı değerlendiriliyor.
Araştırmacılar, Antik Roma'da altın sikkelerin basım ve döküm teknolojilerine dair yeni bilgiler elde etmek amacıyla önümüzdeki dönemde ileri düzey metalurjik analizler yapmayı planlıyor.
Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan antik kentte, Karabük Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Çelikbaş'ın başkanlığında kazı ve restorasyon çalışmaları yapılıyor.
Çelikbaş, gazetecilere, 2025 için kazı çalışmalarının tamamlandığını belirterek, bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında çalışmaları iç kale olarak adlandırdıkları bölgede yoğunlaştırdıklarını söyledi.
İç kalenin önünde geniş alanı kapsayan bir odadan oluşan bölümün ortaya çıktığını anlatan Çelikbaş, "Bu odanın zemininin mozaikle süslendiğini gördük. Daha sonra yapılan çalışmalarda buranın kabul salonu olduğunu tespit ettik. Tabii ki bu kabul salonu aslında Hadrianopolis'teki bir saray kalıntısının bölümünün olduğunu da bize gösterdi." dedi.
Çelikbaş, bu salonun bölge için çok önemli bir buluntu olduğuna değinerek, şöyle devam etti:
"Gerçekten mozaik süslemelerin, literatürde olmayan bazı motiflerin de bulunduğu harika özelliklere ve stile sahip olduğunu belirtebiliriz. Şu ana kadar yapmış olduğumuz değerlendirmelerde hem stratigrafik hem de mozaiklerin stilistik açıdan milattan sonra 4. yüzyıla ait olduğunu söyleyebiliriz. Hem Karadeniz bölgesi için hem de Anadolu arkeolojisi için böyle bir saray kalıntısının Hadrianopolis'te tespit edilmiş olması da gerçekten bizleri heyecanlandırdı. Çalışmalarımız bu yıl için tamamlandı. Fakat 2026 yılı içerisinde sarayın diğer bölümlerini de açma çalışmalarına devam edeceğiz."
MOZAİKLERDE TAVUS KUŞU, KURDELE, GEOMETRİK ŞEKİLLER VE İNSAN FİGÜRÜ VAR
Mozaiklerde genel olarak geometrik motifleri gördüklerini dile getiren Çelikbaş, mozaikli alanın tam merkezinde ise tavus kuşu sahnesinin yer aldığını kaydetti.
Çelikbaş, iki tavus kuşunun resmedildiğini ifade ederek, "Ortalarındaki su kabından su içerken görülmekte. Mozaiklerde yer yer noksanlar var ama önemli noksanlar değil. Mozaiğin yüzde 80'lik bölümü günümüze sağlam olarak ulaşabilmiş. İlk defa literatürde olmayan desenler de burada ortaya çıktı. Hadrianopolis'teki bu mozaik yelpazesini de yine genişletecek niteliğe, özelliklere sahip mozaikler ilk defa ortaya çıktığını da söyleyebiliriz." diye konuştu.
Mozaiklerde şu ana kadar tespit ettikleri desenlerden de bahseden Çelikbaş, şu bilgileri verdi:
"Dalgalı kurdele motifi var. 8 kollu yıldız merkezde işlenmiş ve bu sekiz kollu yıldızın tam ortasına da antitetik duruşlu tavus kuşları sahnelenmiş. Yine çeşitli geometrik motifler işlenmiş burada. Süleyman düğümleri var panolar içerisinde. Aslında burada gerçekten mozaikler bir halı deseni gibi işlenmiş ve o hala canlılığını, o renkliliğini koruyarak da günümüze ulaşmış. Ziyaretçilerimizi bu mozaikleri görmeye davet ediyoruz. Şu anda mozaiklerimizin geçici üstlerini korumaya da alacağız ama bu yılın sonuna kadar inşallah ziyaretçilerimizin görebileceği bir şekilde de burayı teşhire açacağız."
Eskipazar Belediye Başkanı Serkan Cıva da Hadrianopolis'te her geçen gün ziyaretçi sayısının arttığını söyledi.
Antik kentteki kazı çalışmalarına destek veren herkese teşekkür eden Cıva, "Hadrianopolis gerekli desteği alıyor. Ören yeri statüsüne kavuştu. Yeni karşılama merkezi, kafeterya ve restoran yapılıyor. O da yakında açılacak." dedi.
ANADOLU'NUN BİNLERCE YILLIK BİR BAŞKA YÜZÜ: KAYIP LUVİ HALKI!
Arkeologlar, yer bilimciler ve veri analistlerinden oluşan uluslararası bir ekip, Geç Tunç Çağı'na tarihlenen tam 483 yerleşim alanını haritalandırarak Anadolu'nun tarihine yeni bir sayfa ekledi. Nature Scientific Data dergisinde yayımlanan çalışma, uzun yıllardır Hititler ile Miken dünyası arasında bir "boşluk" gibi görülen Batı Anadolu'nun aslında bağımsız ve etkili bir kültüre ev sahipliği yaptığını gösteriyor.
Uzmanlara göre bu keşif, yüzyıllardır tartışılan pek çok soruya ışık tutabilecek nitelikte. Bölgede ortaya çıkarılan yerleşimlerin dağılımı, mimari karakteri ve coğrafi tercihlerinin bütünü, tarihçilerin "Luvi" olarak adlandırdığı halkın güçlü bir siyasal ve kültürel örgütlülüğe sahip olduğunu doğruluyor.
KARANLIKTA KALAN BİR HALK: LUVİLER
Luvilerin Anadolu'da yaklaşık MÖ 2300'lerde ortaya çıkan yerli bir halk olduğu biliniyor. Hitit metinlerinde adı sıkça geçen bu topluluk, hem Mezopotamya kökenli çivi yazısını hem de kendilerine özgü yerli hiyeroglif sistemi kullanmalarıyla dikkat çekiyor. Buna rağmen, Batı Anadolu'daki yaşamlarına dair bilgiler uzun yıllar parçalı ve belirsiz kalmıştı.
Yeni araştırma, 2011 yılından bu yana sürdürülen kapsamlı tarama ve analizlerin bir sonucu olarak bu boşluğu dolduruyor. Uzmanlar, MÖ 2000–1300 arasına tarihlenen yüzlerce yerleşimin dağılımının, bölgede "Luvi kültür alanı" olarak tanımlanabilecek geniş bir coğrafyanın varlığına işaret ettiğini belirtiyor.
Araştırma ekibi, Popular Archaeology'ye verdikleri demeçte, "Artık Luvi kültürünün yalnızca Hitit ve Miken uygarlıkları arasında sıkışmış bir ara halk değil, Batı Anadolu'nun siyasi ve ekonomik karakterini belirleyen ana aktörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz," açıklamasını yaptı.