Aliano'daki bu sıra dışı evler, uzaktan bakıldığında adeta insan yüzünü andırıyor. Peki, pencere, baca ve kapıların özellikle bu şekilde konumlandırılmasının ardında nasıl bir inanış yatıyor? Bu 200 yıllık geleneğin hikâyesi görenleri şaşırtıyor.
İtalya'nın güneyinde yer alan Aliano kasabasındaki bazı tarihi yapılar, pencere ve bacalarının yerleşimi sayesinde uzaktan bakıldığında tıpkı bir insan yüzünü andırıyor. Yerel halk arasında "case con gli occhi" (gözleri olan evler) olarak bilinen bu 200 yıllık yapıların kötü ruhları ve nazarı uzaklaştırmak amacıyla inşa edildiği düşünülüyor. Zamana, bakımsızlığa ve doğal afetlere yenik düşerek sayıları bir hayli azalan bu özel yapılardan biri, yürütülen bir restorasyon projesinde banyoya dönüştürülmekten son anda kurtarıldı.
İtalya'nın güneyindeki tarihi Aliano kasabası, mimari literatürde eşine az rastlanan büyüleyici bir yapı özelliğine ev sahipliği yapıyor. Bölgede 18. ve 19. yüzyıllar arasında inşa edildiği tahmin edilen bazı evler, dış cephelerindeki simetrik düzenleme sayesinde tıpkı bir insan yüzünü sembolize ediyor.
Yöre halkı tarafından "case con gli occhi" yani "gözleri olan evler" olarak adlandırılan bu yapılar, kasabaya gelen ziyaretçilerde şaşkınlık yaratıyor.Nİnsan yüzü illüzyonu yaratan bu mimari harikasının detayları ve günümüzdeki durumu şu şekilde özetleniyor:
Heyelanlar ve göçler nedeniyle yok olma noktasına gelen yapılardan biri, kasaba meydanındaki Piazza Garibaldi'de yer alıyor. Restorasyon sırasında "burun" işlevi gören bacanın yıkılıp banyoya dönüştürülmesi planlansa da mimar Lodovico Alessandri'nin itirazı üzerine proje değiştirildi ve özgün görünüm korundu.
Toprak, taş ve hayvan gübresinden yapılan kırılgan mimarileri nedeniyle yağmur ve bakımsızlıktan hızla etkilenen bu yapılardan günümüze yalnızca birkaç tane ulaştı. En iyi durumdaki iki örnekten biri kasaba meydanında, diğeri ise Aliano'nun girişinde bulunuyor. Kasaba yönetimi, geriye kalan bu nadide tarihi mirası korumak için yenileme ve otel dönüştürme projelerini sürdürüyor.
DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK: BU KÖYDE HERKES İP ÜZERİNDE YÜRÜYOR!
Dağıstan'ın dağlık bölgesinde yer alan Tsovkra-1 köyü, nüfusunun büyük bölümünün ip üzerinde yürüyebilmesi ile tanınıyor.
Köyde büyüyen çocuklar, normal derslerinin ardından kurulan tellerin üzerinde denge çalışmaları yapıyor ve küçük yaşlardan itibaren ailelerinden gelen geleneği öğrenerek devam ettiriyordu.
Geçmiş yıllarda hazırlanan saha haberlerinde öğrencilerin haftada birkaç kez, yaklaşık bir kat yüksekliğindeki teller üzerinde çalıştığı aktarıldı.
Eğitim önce yere yakın iplerde başlıyor; çocuklar dengelerini geliştirdikçe daha yüksek tellere geçiyordu. Soğuk hava da antrenmanların devam etmesine engel olmuyordu.
Başka bir görüş ise bölgede yaşanan sellerin köprüleri sık sık kullanılmaz hale getirmesi üzerine köylülerin vadileri halatlarla geçmeye başladığını savunuyor.
Başlangıçta ulaşım amacıyla kazanılan becerinin zamanla gösteriye dönüştüğü ve köylülerin 19. yüzyılda çevredeki yerleşimlere giderek para karşılığında ip üzerinde yürüdüğü belirtiliyor.
Kökeni doğrulanamamış olsa da ip cambazlığı, zamanla Tsovkra-1'in ortak kimliğinin bir parçası haline geldi. Köyde yalnızca erkekler değil, aynı zamanda kadınlar ve çocuklar da tel üzerinde yürümeyi öğrendi.
Bazı aileler tel üzerinde omuz omuza çıkarak insan kuleleri oluşturdu. En tanınmış gösterilerden birinde bir baba ve yedi kızı, iki ayrı sıra halinde birbirlerinin omuzlarına çıkarak ipin üzerinde ilerliyordu.
Ancak iş imkanlarının azalması ve gençlerin büyük şehirlere göç etmesi geleneği zayıflattı. 2007'de yayımlanan bir saha haberinde, 1980'lerde yaklaşık 3 bin olan köy nüfusunun 400 civarına gerilediği belirtiliyordu. Eğitmenler, maddi destek ve yeni öğrenciler bulunmazsa köyü dünyaya tanıtan ip cambazlığının gelecek kuşaklara ulaşamayabileceği uyarısında bulunuyor.