İngiltere'de bir bitpazarından yalnızca 10 sterline, yani yaklaşık 647 TL'ye alınan bir yüzüğün gerçek değeri tam 30 yıl sonra ortaya çıktı. Sıradan bir takı olduğu düşünülen yüzüğün üzerindeki taşın 26,27 karatlık gerçek bir elmas olduğu anlaşılırken, mücevherin yıllar boyunca günlük hayatta kullanıldığı ortaya çıktı.
Alışverişten ev işlerine kadar pek çok işini yaparken yüzüğü parmağından çıkarmayan sahibinin elindeki taşın gerçek olduğu, bir kuyumcunun şüphelenmesi üzerine anlaşıldı.
10 STERLİNE SATIN ALDI
Yüzük, Londra'nın batısındaki Isleworth bölgesinde düzenlenen bir satıştan satın alındı. O dönemde sahibi, yüzüğün üzerindeki taşı gerçek bir elmas değil, yalnızca kostüm takısı olarak düşünüyordu.
Üstelik yüzüğün görünümü de bu düşünceyi destekliyordu. 19. yüzyılda kesildiği düşünülen elmas, günümüzdeki taşlardan farklı bir kesime sahipti ve modern elmaslar kadar parlak görünmüyordu.
26,27 karat ağırlığındaki beyaz elmasın, yastık şeklindeki eski tarz kesimi nedeniyle ilk bakışta değerli olduğunun anlaşılmasının zor olduğu belirtildi.
ESKİ KESİM, GERÇEK DEĞERİNİ GİZLEDİ
Uzmanlara göre eski dönemlerde kullanılan elmas kesim teknikleri, taşın günümüzdeki mücevherler kadar parlak görünmesini sağlamıyordu. Dönemin ustaları, taşın doğal yapısını mümkün olduğunca korumaya ve ağırlık kaybını azaltmaya odaklanıyordu.
Bu nedenle 26,27 karatlık elmas, parlaklığı daha düşük olduğu için sıradan bir taş izlenimi oluşturabiliyordu. Yüzüğün sahibi de yıllar boyunca elindeki mücevherin gerçek değerini fark etmeden onu günlük hayatının bir parçası olarak kullandı.
ŞANS ESERİ BULUNAN DEFİNE
2009 yılında yine İngiltere'nin Staffordshire bölgesindeki bir tarım arazisinde bulunan Anglo-Sakson dönemine ait paha biçilemez hazine, arkeoloji dünyasındaki tüm ezberlerin bozulmasına neden oldu. Toplam değeri 3,285 milyon sterlini bulan devasa define, tarihin en büyük metal işçiliği keşiflerinden biri olarak kayıtlara geçti.
BÖLGEDE 244 TORBA DOLUSU ALTIN VE GÜMÜŞ PARÇALARI BULUNDU
Temmuz 2009'da Güney Straffordshire'da amatör olarak metal detektörüyle aramaya çıkan Terry Herbert, sıradan bir çiftlik tarlasında tarih yazan bir keşfe imza attı. Toprağın altından üst üste altın ve gümüş parçalar çıkarmaya başlayan Herbert, durumu derhal yetkililere bildirdi. Bölgede kısa sürede tam 244 torba dolusu tarihi eser toplandı.
Eserlerin incelenmesinin ardından Hazine Değerlendirme Komitesi, gerçekleştirdiği toplantıda definenin toplam bedelinin 3,285 milyon sterlin olarak açıkladı. Yasal prosedürler gereği bu devasa tutar, hazineyi bulan Herbert ile arazinin sahibi Fred Johnson arasında yarı yarıya bölüştürüldü. Her iki isim de tek bir hamlede yaklaşık 1,64 milyon sterlinlik servetin sahibi oldu.
Görseller temsilidir.
5 KİLO ALTIN, 1 KİLO GÜMÜŞ ÇIKTI
Staffordshire Definesi, miktar ve ağırlık bakımından İngiltere tarihinin bilinen en görkemli arkeolojik buluntularından biri olarak kabul edilen Sutton Hoo mezarını geride bıraktı. Yaklaşık 5 kilogram altın ve 1,3 kilogram gümüş içeren define, Sutton Hoo'da bulunan değerli metallerin (1,66kg) neredeyse dört katına tekabül ediyor.
Görseller temsilidir.
Müze envanterine giren nesneler, toplamdan 3.900'ü aşkın parçadan oluşuyor. Nesnelerin büyük çoğunluğu kılıç kabzası ve aksamlarından meydana geliyor. Savaşçı temasının hakim olduğu definenin içinde en az bir miğfere ait parçalar da yer alıyor.
Görseller temsilidir.
'KRALİYET AİLESİNE AİT OLABİLİR'
Eserler üzerinde gerçekleştirilen kapsamlı bilimsel araştırmalar, Anglo-Sakson dönemindeki metal işçiliği ve kuyumculuk tekniklerine dair çarpıcı detaylar ortaya koydu. Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlanan analize göre, alaşımdaki altın saflık derecesi ile eserlerin yaşı arasında doğrudan bir bağ bulunmuyor.
Görseller temsilidir.
Anglo-Sakson ustalarının, altın yüzeyindeki gümüş ve bakırı temizlemek için ileri düzey yüzey işleme teknikleri kullandığı tespit edildi. Akademisyenler ve uzmanlar, MS 7. yüzyıla tarihlenen bu parçalardaki üstün işçilik kalitesinin doğrudan bir kraliyet mülkiyetine veya dönemine en üst düzey elitlerine işaret ettiğini belirtti.
Görseller temsilidir.
Moritanya çölünde 2017 yılında bulunan ve ilk bakışta sıradan kaya parçalarını andıran 5,49 kilogramlık kütlenin geçmişi Dünya'nın çok ötesine uzanıyor. Ay yüzeyinden koparak gezegenimize ulaşan ve altı parçadan oluştuğu için "Ay Bulmacası" adı verilen nadir göktaşı, düzenlenen açık artırmada yüz binlerce dolara alıcı buldu.
Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda Ay kökenli olduğu kesinleşen ve literatüre NWA 11789 koduyla geçen göktaşı için verilen son teklif 612 bin 500 dolar oldu. Komisyonlarla birlikte nihai satış bedeli ise 615 bin dolar seviyesine ulaştı.
AY'A ÇARPAN METEOR DÜNYA'YA UZANAN YOLCULUĞU BAŞLATTI
NWA 11789'u sıra dışı kılan temel özelliklerden biri, astronotlar tarafından Ay'dan getirilen kaya örneklerinden farklı olarak gezegenimize tamamen doğal süreçlerle ulaşmış olmasıdır.
ALTI PARÇA YAPBOZ GİBİ BİRBİRİNE OTURUYOR
Kayıtlara göre toplam 5,49 kilogram ağırlığındaki göktaşı, birbirine tam olarak oturan altı ayrı parçadan oluşuyor. Parçaların adeta bir yapboz gibi yeniden bir araya getirilebilmesi, göktaşına "Ay Bulmacası" (The Moon Puzzle) unvanını kazandırdı.
Göktaşı, Boston merkezli müzayede evi aracılığıyla koleksiyoncu Dustin Dickens tarafından satın alındı.
BİR PARÇASI BİLİMSEL ÇALIŞMALAR İÇİN AYRILDI
Kütlenin tamamı özel koleksiyona dahil edilmedi. Bilimsel araştırmaların gelecekte de devam edebilmesi amacıyla göktaşı üzerinden alınan bir numune New Mexico Üniversitesi'nde koruma altına alındı.
"AY BULMACASI" MÜZEDE SERGİLENECEK
Nadir göktaşının yolculuğu açık artırmayla son bulmuyor. Satışın ardından yapılan bilgilendirmeye göre Ay'dan Dünya'ya ulaşan bu kütle, gözlerden uzak bir yerde tutulmak yerine halka açık biçimde sergilenecek. NWA 11789'un ana parçalarının Vietnam'da ziyaretçilerin beğenisine sunulması planlanıyor.