Dünyanın dört bir yanında, haritalarda yerleri belli olmasına rağmen girişleri sıkı kurallarla yasaklanan bölgeler bulunuyor. Askeri üslerden gizli tesislere kadar uzanan bu noktalar, bilinmeyen yönleriyle yıllardır merak konusu. Türkiye'den bir noktanın da yer aldığı dünyanın en gizemli ve erişilmesi en zor bölgeleri dikkat çekiyor.
Polonya'daki Rożnów Gölü'nün ortasında yer alan Grodzisko Adası, yaz aylarında binlerce tatilciyi ağırlayan bir bölgede bulunmasına rağmen 1995 yılından bu yana ziyaretçilere tamamen kapalı tutuluyor.
Yerel halkın 'Maymun Adası' olarak adlandırdığı, 1940'larda baraj sularının yükselmesiyle adaya dönüşen bu küçük tepe, bünyesinde barındırdığı kuş türleri ve orta çağ kalıntılarıyla el değmemiş bir doğa rezervi olarak korunuyor.
Polonya'nın güneyindeki Małopolska bölgesinde yer alan Rożnów Gölü, yaz aylarında su sporları ve plajlarıyla tatilcilerin gözde rotalarından biri. Ancak gölün tam ortasında yükselen ve yaklaşık 3,8 hektarlık bir alanı kaplayan Grodzisko Adası, cazibesine rağmen tam 30 yılı aşkın süredir insan erişimine geçit vermiyor.
SULAR ALTINDA KALAN BİR ORTA ÇAĞ MİRASI
Yerel halk arasında "Maymun Adası" olarak da anılan Grodzisko, geçmişte gölün ortasında bir ada değil, çevresi karayla kaplı sıradan bir tepeydi. Üzerinde orta çağ dönemine ait müstahkem bir yapının kalıntılarını barındıran bu bölge, 1940'lı yıllarda inşa edilen baraj ve suların yükselmesiyle birlikte gölün ortasında dik kıyıları olan bir adaya dönüştü.
İnsan ayağı değmediği için geçen 30 yılda tamamen vahşileşen ve doğal dengesini kuran adada resmi bir yürüyüş yolu da bulunmuyor. Alana yalnızca bilimsel araştırma yürüten ornitologlar özel izinle girebilirken, meraklı turistler adayı ve sakinlerini sadece teknelerle sudan izleyebiliyor.
TURİZME AÇMA PROJESİ ÇEVRE TARAFINDAN DURDURULDU
Gródek nad Dunajcem yerel yönetimi, 2024 yılında adanın bir bölümünü ziyarete açmayı ve orta çağ kalıntılarına ulaşan bir doğa ile tarih parkuru oluşturmayı gündeme getirdi. Ancak bu plan doğa koruma çevrelerinin sert tepkisiyle karşılaştı. Gelen tepkilerin ardından proje durduruldu ve ada, kuşların bakir sığınağı olarak kalmaya devam etti.
Dünyanın bazı bölgelerine ulaşmak, sıradan bir seyahatten çok daha fazlasını gerektiriyor. Pasaport ya da vize sahibi olmak bile bu kapalı alanlara giriş için yeterli değil. Askeri güvenlikten stratejik önem taşıyan tesislere kadar farklı nedenlerle dış dünyaya kapatılan bu gizemli noktalar, yıllardır merak konusu oluyor.
Dünyanın farklı ülkelerinde bulunan bu bölgeler arasında Türkiye'den bir noktanın da yer alması ise dikkatleri bir kez daha bu gizemli adreslere çeviriyor.
1. Svalbard Küresel Tohum Deposu – Norveç
Kuzey Kutup Dairesi'nde, Norveç'e bağlı Spitsbergen Adası'nda bir dağın içine inşa edilen Svalbard Küresel Tohum Deposu, insanlığın gıda güvenliği için oluşturulmuş en önemli yapılardan biri. Küresel bir felaket durumunda dünyanın tarımsal çeşitliliğini yeniden ayağa kaldırmayı amaçlayan depoda, gezegendeki neredeyse tüm tarım ürünlerinin yedek tohumları saklanıyor.
Yaklaşık 100 milyon tohum kapasitesine sahip olan tesis; patlama, deprem ve iklim felaketlerine dayanacak şekilde tasarlandı. Tüm buzullar erise bile deniz seviyesinin üzerinde kalacak konumda. Politik sınırların işlemediği bu depoya Kuzey Kore dahi tohum gönderdi. Depodan bugüne kadar yapılan ilk ve tek resmi çekim ise, iç savaş nedeniyle tohum bankası zarar gören Suriye tarafından gerçekleştirildi.
2. Kuzey Sentinel Adası – Hindistan
Modern dünyayla hiçbir teması olmayan Sentinelli Kabilesi'ne ev sahipliği yapan Kuzey Sentinel Adası, dünyanın en izole yerlerinden biri. Kabile üyeleri avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürüyor; tarım veya ateş kullanımına dair herhangi bir iz bulunmuyor.
1967'de yapılan ilk temas girişiminden bu yana, ada halkı dış dünyayla iletişimi kesin şekilde reddediyor. Günümüzde adaya yaklaşmak dahi yasak ve hayati tehlike taşıyor.
3. Plüton'un Kapısı – Türkiye
Antik Hierapolis kentinde bulunan ve Roma döneminde Plüton'a adandığı düşünülen bu kapı, yüzyıllardır ölümcül etkileriyle biliniyordu. Antik tarihçi Strabon'un anlattıklarına göre, içeri giren hayvanlar anında hayatını kaybediyordu.
1965'te yapılan bilimsel çalışmalar, bu efsanelerin aslında bilimsel bir gerçekliğe dayandığını ortaya çıkardı. Kapının bulunduğu alanda geceleri zeminde biriken yüksek yoğunluklu karbondioksit gazı, küçük canlılar için ölümcül bir gaz gölü oluşturuyor. Şafak vaktinde karbondioksit oranı yüzde 35'e kadar çıkabiliyor.
Antik Roma döneminde girilmesi yasak olan bu kapı, günümüzde yapılan araştırmalar ve kazı çalışmaları sonrasında çevresine güvenli bir yol oluşturularak ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.
4. Paris Yeraltı Mezarları – Fransa
Paris'in altındaki 274 kilometrelik tünel ağı, 18. yüzyılın sonunda yaklaşık 6 milyon insanın kemiklerinin taşındığı devasa bir yeraltı mezarlığına dönüştürüldü. Günümüzde bu alanın yalnızca çok küçük bir bölümü ziyarete açık.
Geri kalan yüzde 99'luk kısmı ise labirent gibi yapısı nedeniyle halka kapalı. Buna rağmen meraklı kaşifler ve yasa dışı girişim yaparak içeriye girmeye çalışan kişiler zaman zaman özel polis birimleriyle karşı karşıya geliyor.
6. Çernobil Yasak Bölge – Ukrayna
1986'daki nükleer felaket sonrası Çernobil ve çevresi tamamen boşaltıldı. Yüksek radyasyon nedeniyle 30 kilometrelik alan hâlâ yasak bölge statüsünde. Kısa rehberli turlar dışında girişe izin verilmiyor.
7. Queimada Grande Adası – Brezilya
"Yılan Adası" olarak bilinen Queimada Grande, dünyadaki en zehirli yılanlardan biri olan Bothrops insularis türüne ev sahipliği yapıyor. Metrekareye bir yılan düştüğü tahmin edilen adaya giriş tamamen yasak.
8. İlk Çin İmparatoru'nun Mozolesi – Çin
Çin'in ilk imparatoru Qin Shi Huang MÖ 210 yılında ölmesine rağmen mezarı günümüzde hala açılmamıştır.