Polonya'daki Czersk Kalesi'ni ziyaret eden 9 yaşındaki bir çocuk, sıradan bir geziyi unutulmaz bir tarih keşfine dönüştürdü. Küçük çocuk, kale arazisinde yerde gördüğü küçük bir metal parçanın ne olduğunu merak edip yetişkinlere haber verdi. Yapılan incelemede bunun yaklaşık 400 yıllık gümüş bir sikke olduğu ortaya çıktı.
Czersk Kalesi'ni gezen çocuk, zeminde duran küçük bir sikkeyi fark etti. Buluntunun uzmanlar tarafından incelenmesiyle 1624 yılında basılmış Prusya yarım groszluk sikkesi olduğu belirlendi.
Bugün küçük bir tarihi eser olarak değerlendirilen sikke, döneminde günlük alışverişlerde kullanılan düşük değerli paralardan biriydi. Gümüş sikkenin ağırlığının ise 1 gramdan az olduğu bildirildi.
1 GRAMDAN HAFİF AMA TARİHİ DEĞERİ BÜYÜK
Sikkenin fiziksel olarak son derece küçük ve hafif olması, keşfin önemini azaltmıyor. Uzmanlara göre bu tür tekil buluntular, geçmiş dönemlerde paranın nasıl dolaştığı ve insanların günlük yaşamının nasıl şekillendiği konusunda tarihçilere ve arkeologlara bilgi sağlayabiliyor.
400 YIL BOYUNCA TOPRAĞIN ALTINDA KALDI
1624 yılında basılan sikkenin Czersk'e nasıl ulaştığı ise kesin olarak bilinmiyor. Dönemin ticari hareketliliği düşünüldüğünde farklı bölgelerde basılan paraların dolaşımda olması olağandı. Ancak sikkenin yüzyıllar önce kim tarafından düşürüldüğü ya da nasıl kale arazisine geldiği bilinmiyor.
9 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN DİKKATİ DİKKAT ÇEKTİ
Keşfin en dikkat çekici taraflarından biri ise tarihi eserin bir arkeolojik kazı sırasında değil, kaleyi ziyaret eden 9 yaşındaki bir çocuk tarafından fark edilmesi oldu. Çocuğun buluntuyu yetişkinlere bildirmesi sayesinde sikke uzmanlar tarafından incelenebildi. Uzmanların değerlendirmesine göre bu tür küçük buluntular, geçmişe dair büyük bir tabloyu tamamlayan parçalar niteliğinde.
YÜZYILLARDIR ARANAN MEZAR PİSTİN YANINDA ÇIKMIŞTI!
Çin'in Xi'an Xianyang Uluslararası Havalimanı'nın genişleme sahasında yürütülen arkeolojik kazılarda, Çin'i MÖ 221 yılında ilk kez birleştiren İmparator Qin Shi Huang'ın manevi büyükannesi Dul İmparatoriçe Huayang'a ait görkemli mezar kompleksi bulundu.
Yüzyıllardır aranan ve defalarca yağmalanmasına rağmen yüzlerce değerli eserin gün yüzüne çıkarıldığı alan, imparatorluk cenaze mimarisinin ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
İMPARATORİÇENİN MEZARI HAVALİMANI ŞANTİYESİNDE ÇIKTI
Çin'in Xi'an Xianyang Uluslararası Havalimanı'nın genişleme sahasında gerçekleştirilen arkeolojik saha çalışmaları, ülke tarihini baştan yazacak nitelikte bir keşfe ev sahipliği yapıyor. Modern uçak pistlerinin hemen yanı başında gün ışığına çıkarılan anıtsal lahit kompleksinin, Çin'i MÖ 221 yılında ilk kez tek bir çatı altında toplayan efsanevi İmparator Qin Shi Huang'ın manevi büyükannesi Dul İmparatoriçe Huayang'a ait olduğu belirlendi.
Yüzyıllar boyunca kaçak kazılarla defalarca yağmalanmasına karşın, kompleksten çıkarılan yüzlerce seramik, bronz, yeşim ve cam eser dönemin ihtişamını günümüze taşıyor.
LABORATUVAR VERİLERİ TARİHİ DOĞRULADI
Arkeologların 2018 yılında başlattığı ve 2022 yılında derinleştirdiği çalışmalarda elde edilen buluntular üzerinde yapılan radyokarbon tarihleme analizleri, mezarın MÖ 389 ile 208 yılları arasında inşa edildiğini gösterdi.Bu zaman aralığı, MÖ 230 yılında yaşamını yitiren İmparatoriçe Huayang'ın dönemiyle birebir örtüşüyor.
Saha araştırmalarının ilk aşamasında Kuzey Zhou Hanedanlığı'na ait olduğu sanılan yapının, detaylı incelemelerin ardından Savaşan Devletler Dönemi'ndeki Qin Devleti'nin kraliyet mimarisini yansıttığı netleştirildi. İmparatoriçe Huayang, sadece bir hükümdar eşi olarak değil, Çin'in siyasi kaderini değiştiren hamleleriyle de tarihe geçmiş bir isim.
Kral Xiaowen ile olan evliliğinden çocuğu bulunmayan Huayang, rehin olarak başka bir devlete gönderilen genç prens Ying Yiren'i evlat edinerek tahtın varisi olmasını sağladı. Bu kritik karar, Ying Yiren'in tahta çıkmasının ardından oğlu Qin Shi Huang'ın tüm Çin'i birleştiren tarihi zaferler kazanmasına zemin hazırladı.
Dolayısıyla bulunan mezar, birleşik Çin İmparatorluğu'nun temelini atan en kilit aktörlerden birinin ebedi istirahatgahı olma özelliğini taşıyor.
İMPARATORLUK MEZARLARININ İLK MİMARİSİ
Tarihi yazılı kaynaklar Huayang'ın eşi Kral Xiaowen ile aynı alana gömüldüğünü kaydetse de, yeni arkeolojik veriler bu duruma farklı bir boyut kazandırıyor. Kralın mezarından yaklaşık 2,3 kilometre uzakta konumlanan bu bağımsız kompleks, Qin Krallığı'nda cenaze mimarisinin değişim geçirdiğini kanıtlıyor.
Araştırmacılar, havalimanı sahasındaki bu yerleşimin, dünyaca ünlü Toprak Askerler'e (Terracotta Army) de ev sahipliği yapan anıtsal imparatorluk mezarlarının bilinen ilk mimari prototipi olduğunu vurguluyor.
Belçika'nın Flandre bölgesindeki Damme yakınlarında gerçekleştirilen arkeolojik araştırmada, kazı ekiplerinin yardımına bu kez teknoloji ya da gelişmiş ekipmanlar değil, köstebekler yetişti. Ghent Üniversitesi araştırmacıları, hayvanların toprağı yüzeye çıkarmasıyla oluşan 814 köstebek tepesini inceleyerek Orta Çağ'da kullanılan kayıp bir yerleşime ait önemli izlere ulaştı.
Yapılan incelemelerde 2 bin 810 arkeolojik parça bulunurken, buluntuların 13. ve 14. yüzyıllara tarihlenen tuğla bir kapı yapısına işaret ettiği belirlendi.
KÖSTEBEKLERİN AÇTIĞI TÜMSEKLER TEK TEK İNCELENDİ
Araştırma, Batı Flandre'deki tarihi Damme kenti yakınlarında gerçekleştirildi. Orta Çağ'da Brugge'nin dış limanı olarak önemli bir konuma sahip olan Damme ve çevresinde çok sayıda hendekle çevrili çiftlik yerleşimi bulunuyordu. Zaman içinde tarımsal faaliyetler nedeniyle bu yapıların önemli bir bölümü ortadan kayboldu. Ancak bazı kalıntılar, sürülmeyen çayırlık alanların altında korunmaya devam etti.
İnceleme sonucunda 814 tümseğin 421'inde arkeolojik malzeme bulundu. Toplamda 2 kilogramdan fazla ağırlığa sahip 2 bin 810 parça elde edildi. Buluntular arasında seramik, tuğla parçaları, metal nesneler ve doğal taşlar yer aldı.
800 YILLIK YAPININ İZLERİNE ULAŞILDI
Daha önce yapılan jeofizik ölçümlerde de bu bölgede yer altında bir anomali tespit edilmişti. Toprak örnekleri ise bölgede yoğun tuğla kalıntılarının bulunduğunu ortaya koydu. Arkeologlar, farklı yöntemlerden elde edilen verileri bir araya getirerek söz konusu yapının büyük bir Orta Çağ çiftliğine ait tuğla bir giriş kapısı olduğu sonucuna ulaştı.
KÖPRÜ VE ESKİ YOLUN İZLERİ DE BULUNDU
Araştırmada yalnızca kapı yapısının izlerine rastlanmadı. Çevredeki hendeğin karşı tarafında bulunan iki paralel anomali, yapıya ulaşan bir köprünün başlangıç bölümüne ait olabileceği şeklinde değerlendirildi. Alanda uzanan doğrusal bir çöküntünün ise eski bir ulaşım yolunun kalıntısı olabileceği belirtildi.
YAPININ NASIL GÖRÜNDÜĞÜ HENÜZ BİLİNMİYOR
Araştırmacılar, yapının henüz kazılarak tamamen ortaya çıkarılmaması nedeniyle Orta Çağ'daki görünümünün kesin olarak belirlenemediğini belirtiyor.
KÖSTEBEKLER ARKEOLOGLARA NASIL YARDIM EDİYOR?
Bu yöntem özellikle geleneksel kazı çalışmalarının sınırlı olduğu koruma altındaki çayırlık alanlarda önemli bir araştırma aracı olarak değerlendiriliyor. Ancak araştırmacılar önemli bir noktaya da dikkat çekiyor: Amaç köstebekleri arkeolojik alanlara getirmek değil, zaten doğal olarak gerçekleştirdikleri kazı faaliyetlerinin ortaya çıkardığı malzemeleri değerlendirmek. Çünkü köstebeklerin açtığı tüneller gömülü arkeolojik kalıntılara zarar da verebiliyor. Damme'de ise köstebeklerin açtığı tümsekler, yüzyıllardır kayıp olan bir Orta Çağ yapısının izlerinin yeniden ortaya çıkarılmasına yardımcı oldu.